Kooperatiflerin Ticari Şirketlerden Farkları Nelerdir? – İzmir Avukat
Kooperatif, bir araya gelen insanların ortak ihtiyaçlarını karşılamak, ekonomik ve sosyal kalkınmayı desteklemek amacıyla kurulan, demokratik bir yönetimle işleyen özel hukuk düzenlemelerine tabi bir işletmedir.
Kooperatif kuruluşu nasıl gerçekleştirilir?
Kooperatifin kurulması için öncelikle kurulacak kooperatifin amacı net bir şekilde belirlenmelidir. Hangi alanda faaliyet göstereceği ve hangi hizmeti veya malı sunacağı açıkça ifade edilmelidir. Kooperatifin kurulabilmesi için en az 7 gerçek veya tüzel kişiye ihtiyaç bulunmaktadır. Bu kişiler, kooperatifin kuruluşunda aktif rol alacak ve ortaklık haklarına sahip olacak kişilerdir. Kurucu üyeler tarafından ileride meydana gelebilecek muhtemel uyuşmazlıkların önüne geçebilmek için mutlaka bir ana sözleşmesi hazırlanmalıdır. Burada kooperatifin adı, amacı, adresi, ortaklık hakları, yönetim organları ve diğer önemli kurallara yer verilecektir.Kooperatifin tescil işlemi tamamlandıktan ve yönetim organları oluşturulduktan sonra faaliyetlere başlanabilir.
Kooperatiflerin hukuki statüsü nedir?
Türkiye’de kooperatifler, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile düzenlenmektedir. Bu kanun, kooperatiflerin kuruluşu, işleyişi, yönetimi, denetimi ve diğer konularını düzenleyerek, kooperatiflerin hukuki statüsünü belirlemektedir.
Kooperatiflerde ortakların sahip oldukları haklar nelerdir?
Her ortak, kooperatifin yönetimine katılma hakkına sahiptir. Ortaklar, genel kurulda eşit oy hakkına sahiptirler ve önemli kararları birlikte alırlar. Oy hakkı, kooperatifin yönetimine katılma ve karar süreçlerine etki etme imkânı sağlar. Kooperatifin elde ettiği gelirlerden, ortaklara kâr payı dağıtılabilir. Kâr payı, ortakların kooperatifin başarısından pay almasını sağlar. Kâr payının dağıtımı genellikle ortaklık paylarına göre yapılır. Ortaklar, kooperatifin faaliyetleri ve mali durumu hakkında bilgi alma hakkına sahiptir. Kooperatif, ortaklara faaliyet raporları, mali tablolar ve diğer önemli bilgileri sağlamakla yükümlüdür.
Kooperatiflerin Limited ve Anonim Şirketlerden farkları nelerdir?
Kooperatifler, ortakların ortak ihtiyaçlarını karşılamak, ekonomik ve sosyal kalkınmayı desteklemek amacıyla kurulurlar. Limited ve anonim şirketler ise kar amacı güden ticari işletmelerdir. Kooperatifler, ortaklarının refahını artırmak için çalışırken, limited/anonim şirketler genellikle kar elde etmeyi hedefler. Kooperatiflerde yönetim, ortakların demokratik katılımıyla gerçekleşir. Her ortak, genel kurulda eşit oy hakkına sahiptir ve önemli kararlar birlikte alınır. Limited ve anonim şirketlerde ise yönetim, genellikle hisse sahiplerinin oy oranına göre belirlenir. Hisse sahiplerinin oy gücü, sahip oldukları hisse miktarına bağlıdır. Kooperatiflerde elde edilen karlar, ortaklara sermayelerinden dolayı değil ortağın kooperatif ile yaptığı ticari işlemler oranında verilir. Limited ve anonim şirketlerde ise kar, hisse sahipleri arasında hisse oranlarına göre dağıtılır. Kooperatifler, özel hukuk düzenlemelerine tabi olan işletmelerdir. Türkiye’de kooperatiflerin hukuki statüsü 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile düzenlenmektedir. Limited ve anonim şirketler ise Türk Ticaret Kanunu’na tabi olan ticari işletmelerdir. Bu farklılıklar, kooperatiflerin dayanışma ve iş birliği prensiplerine dayanan özel bir işletme modeli olduğunu gösterirken, Limited ve anonim şirketlerin ise daha ticari ve kar odaklı bir yapıya sahip olduğunu yansıtmaktadır.
Çek, ticari hayatta sıkça kullanılan, yeni girişimcilerin de tahsilat ve ödeme işlemlerini düzenlemek için yararlanabileceği bir evraktır. Kısacası çek sık kullanılan bir ödeme aracıdır.
Zayi Ne Demek?
Çekin zayi olması, çekin kullanılamaz hale gelmesi veya çek sahibinin iradesi dışında elden çıkması anlamına gelmektedir. Örneğin, çekin kaybolması, çekin çalınması, gasp edilmesi, çekin yanması, çekin yırtılması, içeriğinin okunamayacak derecede zarar görmesi, sel ve deprem gibi doğal afetler sonucunda çekin yok olması gibi durumlarda çekin zayi olması söz konusudur.
Zayi Halinde Başvurulabilecek Kanuni Yollar
Çekin zayi olması halinde iptal edilmesine ilişkin başvurulabilecek kanuni yollar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(“TTK” ’nın) 818/1-s maddesinin açık yollamasıyla poliçenin iptaline aynı Kanun’un 757 ilâ 763. maddeleri ile 764/1. maddesinde yer verilen kurallardır.
1.Çekin İptali Davası Açılması: İradesi dışında çeki elinden çıkan lehtar veya cirantaların başvurabileceği ilk yol, TTK’nın 757. maddesinde öngörülen ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesi nezdinde çekin iptali için dava açılmasıdır.
2. Çekin İstirdadını İsteme Davası Açılması: Çekin zayi olması halinde eğer çeki elinde bulunduran kişi biliniyorsa bu kişiye karşı çekin iadesi (istirdat) davası açılabilir.
3. Menfi Tespit Davası Açılması: İptal davası ve ödeme yasağına ilişkin dava açma hakkı bulunmayan keşidecinin başvurabileceği en önemli hukuksal yollardan birisi, menfi tespit davası açmaktır. Söz konusu davada, keşideci ancak çeki kötü niyetli olarak ele geçiren (bilerek borçlunun zararına hareket eden) hamile karşı borcunun bulunmadığının tespitini isteyebilir.
4. Çekten Cayma : Çek elinden rızası hilafına çıkan keşidecinin sahip olduğu haklardan birisi de TTK’nın 799. maddesinde düzenlenen çekten cayma kurumudur. Buna göre, çek elinden rızası dışında çıkan keşideci, çekin ibraz süresi geçtikten sonra çekten cayabilir.
5. Çeki Haksız Olarak Ele Geçirenler Hakkında Suç Duyurusunda Bulunma: Uygulamada, çekin özellikle çalınma veya kaybolması gibi durumlarda çek elinden çıkan kişi tarafından faillerin bulunması amacıyla Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmakta ve bu suç duyurusu açılacak çek iptali davalarında bir delil olarak kullanılmaktadır.
Çekin İptali Davası
İradesi dışında çeki elinden çıkan lehtar veya cirantaların başvurabileceği ilk yol, TTK’nın 757. maddesinde öngörülen ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesi nezdinde çekin iptali için dava açılmasıdır. Madde metnindeki çek (poliçe) elinden kişinin dava açabileceği şeklindeki ibareden keşidecinin de mahkemeye başvuruda bulunabileceği gibi bir anlam çıkmakta ise de Yargıtay, keşidecinin çekin iptali davası açamayacağına karar vermektedir. Ancak, Yargıtay bu gibi hallerde keşidecinin menfi tespit davası açma hakkının bulunduğunu da ifade etmektedir.
Çekin kaybolması, çalınması, gasp edilmesi gibi hallerden kaynaklı iptal davalarında, çekin 3. kişilerin eline geçmesi ve bankaya ibraz edilmesi tehlikesi bulunduğundan dolayı, bu gibi hallerde iptal davasında TTK’nın 757/1. maddesi uyarınca, muhatap bankanın çeki ödemekten men edilmesi de ihtiyati tedbir olarak istenmelidir. Madde metninde ödeme yasağı tedbirine hükmedilmesi için teminat yatırılması gerektiğine ilişkin açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, uygulamada mahkemelerce çek bedelinin %5 ile %15’i arasında değişen miktarlarda teminat yatırılması istenmektedir. Buna karşılık, çekin yanma, yırtılma gibi sebeplerle zayi olması halinde çekin 3. kişilerin eline geçme ihtimali bulunmadığından bu gibi durumlarda mahkemeden ödeme yasağı talep edilmesine gerek olmayacaktır. Mahkemece ödeme yasağına hükmedilmiş ve bu karar keşideciye tebliğ olunmasına rağmen hamile ödemede bulunan keşideci, TTK m. 646/2 gereği, hile veya ağır kusuru nedeniyle borcundan kurtulmuş sayılmayacağından iptal kararı hamiline tekrardan ifada bulunmak zorunda kalacaktır. Kaldı ki, ödeme yasağı kararı verilmemiş olsa dahi borçlu, hileli veya ağır kusurlu bir şekilde üçüncü kişiye ödemede bulunursa, karar hamiline haksız fiil hükümlerine göre ödemede bulunmak zorundadır. Ödeme yasağı kararının tebliğinden sonra ödemede bulunan muhatap bankanın sorumluluğu doğacaktır ve muhatap banka, haksız fiil hükümlerine göre (TBK m. 49 vd.) sorumlu olacaktır. TTK’nın 759/1. maddesinin açık hükmü uyarınca, iptal davası ancak çeki eline geçiren kişinin bilinmemesi halinde açılabilir. Bu nedenle, dava hasımsız olarak açılmalıdır.
İptal davası açma yolunun seçilmesiyle birlikte vadesi gelmemiş olsa da ihtiyati bir tedbir olarak çeke ilişkin ödeme yasağı konulması talep edilmelidir. Uygulamada mahkemeler tarafından çeke ilişkin ödeme yasağı koymak için çek değerinin %15 oranında teminat talep edilmektedir. Alınacak tedbir kararıyla birlikte ilk aşamada çeke ilişkin risk ortadan kalkacaktır. Dava sonucunda da mahkeme tarafından çekin iptaline karar verildiğinde çek artık resmen iptal edilmiş olacaktır. Dava açılmaya karar verilmesi halinde çekin vade tarihi gelmeden işbu dava açılmalıdır. Vade tarihi geçen çeke ilişkin iptal davası açıldığında ödeme yasağına ilişkin bir tedbir kararı alınması mümkün olmayacak ve dava sonuçlanıp çek iptal edilene kadar risk devam edecektir. Uygulamada çek iptal davası masraflı bir yol olarak gözükse de hak sahibine tam koruma sağlaması sebebiyle çok daha fazla tercih edilmektedir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, hasımsız olarak açılan çek iptal davası sonrasında mahkeme tarafından Ticaret Sicili Gazetesi’nde çekin kayıp olduğuna ilişkin ilanlar yayınlanır. İlandan önce veya sonra iptal kararı verilmeden bahse konu kayıp çek mahkemeye sunulursa ya da sunulmasa bile çeki elinde bulunduran kişi ortaya çıkarsa, dava istirdat davasına dönüşür ve mahkeme tarafından davacıya istirdat davası açması için süre verilir.
Çekin İptali Davasının Hukuki Sonuçları
Çekin iptali davası ile ilk olarak, iptal kararını alan kişinin hak sahipliğinin teşhisine imkan tanımasıdır. İptal kararı alan davacı, çek olmadan hakkını talep edebilme veya yeni bir çek verilmesini talep etme hakkına kavuşur. Bununla birlikte, iptal davası bir tespit davası niteliğini haiz olduğundan sadece senedin zayi olduğunu tespit eder. Dolayısıyla ortada bir eda davası bulunmadığından, karar lehine olan kişinin ilamların icrası yoluyla takip yapabilmesi mümkün değildir.
Çekin iptali davası ile ikinci olarak iptale konu çekin teşhis fonksiyonunun ortadan kalkmasıdır. Bu kararla birlikte, borçlunun (keşidecinin) çekin hamili olarak gözüken kişiye ödeme yapma zorunluluğu ortadan kalkar. Çeki elinde bulunduran hamil iyiniyetli bile olsa artık keşideciye elinde bulunan çeke dayalı olarak başvurabilme hakkını kaybeder. Zira, iptal kararıyla birlikte zayi olan çekin hak sahipliğini teşhis işlevi ortadan kalkmıştır. İptal kararının bu sonucu, olumsuz sonuç olarak isimlendirilmektedir (Şaban Kayıhan, Kıymetli Evrak Hukuk, 7. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2020, s. 90).
Mahkemece verilen bu karar maddi hukuk anlamında kesin hüküm teşkil etmez. Maddi hukuk yönünden mevcut hukuki durum aynen devam eder. İptal kararı, hakkın varlığına, içeriğine ve bu hak üzerindeki tasarruf yetkisine tesir etmez . İptal kararı, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği için karar uyarınca kendisine başvurulan kişi, çekten doğan tüm defileri ileri sürebilecektir. İptal kararı, maddi hukuk yönünden etkili değildir. Bu nedenle senet zilyedi üçüncü kişinin hukuki durumunda değişiklik yaratmaz. Çünkü, iyi niyetin korunması, iptal kararı ile sınırlandırılmamıştır. İptal kararı, sadece borçluya hamile ödeme yapma zorunluluğunu ortadan kaldırır, hamilin maddi anlamda bir alacağının bulunmadığını göstermez. Başka bir deyişle, çeki elinde bulunduran üçüncü kişinin hakkının sona erdiği ve onun yerine davacının hak sahibi olduğu sonucuna varılamaz. Böyle bir durumda, iyiniyetli hamilin başvurabileceği yol, iptal kararının iptali için bir dava açmak olmalıdır.
Senet iptal edilmiş fakat borçlu henüz ifada bulunmamış ve borçlu karar elinde bulunan kişiye yeni bir çek vermişse, iyiniyetli üçüncü kişi borçlu ile karar hamiline karşı istihkak davası açabilecektir. Buna karşılık, borçlu (keşideci) karar hamiline ödemede bulunmuşsa iyiniyetli üçüncü kişi ödemeyi alan tarafa karşı sebepsiz zenginleşme davası açabilir.
Borçlu (keşideci), iptal kararına istinaden iptal kararını ibraz eden karar hamiline ifada bulunmuşsa ve bu ödeme de TTK m. 646/1 ve m. 710/3’e uygunsa (hile veya ağır kusur yoksa), borcundan kurtulacaktır. Bu halde, senede zilyet olan iyiniyetli üçüncü kişi, borçluya karşı değil, karar hamiline karşı iptal kararının iptali istemiyle dava açacak ve iptal kararı alan karar hamilinin meşru hak sahibi olmadığını kanıtlamak suretiyle çek bedelini geri alabilecektir.
Sonuç olarak, artık borçlu olan kişinin alacaklı hamile karşı bir ödemede bulunma zorunluluğu bulunmayacaktır. Bu karar sonucunda, karar lehine olan kişi hakkını senetsiz (çeksiz) olarak talep edebilir. Bir başka ifadeyle, iptal kararı karar lehine olan kimsenin çeki ibraz etmeden hak sahibi olarak kabul edilmesine veya yeni bir çek düzenlenmesini talep etme imkanını sağlar. Borçlu iptal kararına güvenerek kararı alan kişiye ödeme yapmakla borcundan kurtulur. Ancak, yukarıda belirtildiği üzere, iyi niyetli üçüncü kişilerin iptal kararının iptali veya sebepsiz zenginleşme gibi davalarla gerçekten alacaklı olduklarını ispat etme hakları bulunmaktadır.
Rekabet Kurumu’na Taahhüt Başvurusu – İzmir Avukat
16 Mart 2021 tarihli 2021/2 Nolu Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem Ve Kararlar İle Hâkim Durumun Kötüye Kullanılmasına Yönelik Önaraştırmalarda Ve SoruşturmalardaSunulacak Taahhütlere İlişkin Tebliğ yürürlüğe girdi. Söz konusu tebliğ kapsamında Rekabet Hukuku kapsamında yeni bir kurum olan taahhütname sürecinin uygulaması başlamış oldu.
Söz konusu tebliğ ile haklarında yürütülen bir incelemeye taahhütle son verilmesini isteyen taraflar, önaraştırma veya soruşturma sürecinde taahhüt sunma talebinde bulunabilmektedir.
Sunulan taahhütler Rekabet Kurulunca değerlendirilmekte, rekabet sorunlarını giderebileceğine kanaat getirilen taahhütler ilgili teşebbüsler hakkında bağlayıcı hale getirilerek soruşturma açılmamasına veya açılmış bulunan soruşturmaya son verilmesine karar verilebilmektedir. Bu çerçevede, olası ihlallerin büyümesi engellenmekte ve tespiti için gerekli olan ayrıntılı inceleme süreçlerinin kamu ve hakkında inceleme yürütülenler bakımından yol açabileceği zaman ve kaynak maliyetlerinden tasarruf edilmesi amaçlanmaktadır.
Soruşturma sürecindeki taahhüt sunma talepleri soruşturma bildiriminin tebliğinden itibaren üç ay içinde Rekabet Kurumu’na iletilmesi gerekmektedir. Bu süre geçtikten sonra Rekabet Kurumu’na iletilen taahhüt sunma talepleri dikkate alınmaz.
Taahhüt Metni Neleri İçermeli?
Taahhüt metni, sunulan taahhüdü açık bir şekilde içermeli ve alternatif taahhütler içermemelidir.
Taahhüt metninde taahhütle giderilmesi amaçlanan rekabet sorunu, taahhüdün ne olduğu, ne zamandan başlanmak suretiyle yerine getirileceği, ne kadar süreyle ve ne şekilde uygulanacağı, uygulanmasında gözetilecek süreler, bu sürelerin hangi hallerde uzayabileceği, taahhüdün piyasaya etkisi, rekabet sorununu nasıl çözeceği, taahhüde uyumun nasıl izlenebileceği ve gerekli görülen diğer hususlar açıkça belirtilmelidir. Yapısal taahhüt sunulması halinde elden çıkarma sürecinin yürütülmesine ilişkin detaylara taahhüt metninde yer verilmelidir.
Taahhüdün uygulanmasının üçüncü kişilerle anlaşma sağlanmasını gerektirdiği hallerde, üçüncü kişilerle anlaşma sağlanabileceğini gösteren belgeler de taahhüt metniyle birlikte Rekabet Kurumu’na sunulmalıdır.
Taahhüt metninin sonunda tarafların, sundukları taahhüdün rekabet sorunlarını giderebileceğine ve taahhüt metninde belirtilen şartlarla taahhüdü yerine getirmeyi kabul ettiklerine dair beyanına yer verilir.
Taahhüt metni, taahhüt sunan tarafı temsile yetkili kişilerce imzalanır.
Taahhüt Görüşmeleri
Görüşmeler sözlü veya yazılı olarak gerçekleştirilebilir. Sözlü olarak gerçekleştirilen görüşmeler, görüşmelere katılanlarca mutabık kalınan bir tutanak ile kayıt altına alınır.
Tarafların taahhüt sunma taleplerini Rekabet Kurumu’na iletmelerinin ardından Rekabet Kurulu ilgili anlaşma, karar veya uygulamanın açık ve ağır ihlal niteliğini ve gerekli gördüğü diğer hususları değerlendirerek taahhüt görüşmelerinin başlatılmasına ya da taahhüt sunma talebinin reddine ve taahhüt sürecinin sonlandırılmasına karar verir.
Tarafların taahhüt sunma talebinde bulundukları aşamada, inceleme konusu rekabet sorunlarının yeterli açıklıkta ortaya konamamış olması ve daha detaylı araştırmaya ihtiyaç duyulması halinde Kurul birinci fıkra kapsamında vereceği kararı erteleyebilir. Bu durumun önaraştırmada söz konusu olması halinde ilgili kararın verilmesi soruşturma sürecine bırakılabilir.
Taahhüt görüşmeleri sırasında inceleme konusu rekabet sorunları taahhüt sunacak taraflara açıklanır ve sorunların tespitine dayanak teşkil eden bilgi ve belgeler taraflara sunulur. Taraflara soruşturma bildirimi yapılmış ise sorunların tespitine dayanak teşkil eden bilgi ve belgeler taraflara ayrıca sunulmayabilir.
Genel Kurulda Bakanlık Temsilcisi Bulundurma Zorunluluğu
Genel Kurulda Bakanlık Temsilcisi Bulundurma Zorunluluğu – İzmir Avukat
Hangi Genel Kurul Toplantılarında Bakanlık Temsilcisi Bulundurulma Zorunluluğu Var?
Bakanlık Temsilcisi bulundurma zorunluluğu bulunan anonim şirket genel kurul toplantıları, 28.11.2012 tarihli ve 28481 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik” Madde 32 çerçevesinde düzenlenmiştir. İlgili hüküm gereğince, aşağıda belirtmiş olduğumuz hallerde anonim şirket genel kurul toplantılarında ve bunların ertelenmesi hâlinde yapılacak ikinci toplantılarda Bakanlık Temsilcisi’nin bulunması zorunludur. Buna göre;
Kuruluş ve esas sözleşme değişikliği işlemleri Bakanlık iznine tabi olan şirketlerin bütün genel kurul toplantılarında,
Diğer şirketlerde ise gündeminde;
Sermayenin artırılması,
Sermayenin azaltılması,
Kayıtlı sermaye sistemine geçilmesi,
Kayıtlı sermaye tavanının artırılması,
Kayıtlı sermaye sisteminden çıkılması,
Faaliyet konusunun değiştirilmesine ilişkin esas sözleşme değişikliği ile,
Birleşme,
Bölünme,
Tür değişikliği konuları bulunan genel kurul toplantılarında,
Genel kurula elektronik ortamda katılım sistemini uygulayan şirketlerin genel kurul toplantılarında,
Yurt dışında yapılacak bütün genel kurul toplantılarında,
Yurt dışında yapılacak bütün genel kurul toplantılarında Bakanlık temsilcisinin bulunması zorunludur.
Bunların haricinde genel kurul toplantılarında, kuruluş ve esas sözleşme değişikliği işlemleri Bakanlık iznine tabi olan şirketler hariç olmak üzere tek pay sahipli anonim şirketlerin genel kurul toplantılarında ve imtiyazlı pay sahipleri özel kurullarında Bakanlık temsilcisinin bulunması zorunlu değildir.
Bakanlık Temsilcisi Toplantıda Bulunmaz İse Ne Olur?
Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik Madde 32/4 “Birinci fıkrada belirtilen toplantılar ile ikinci ve üçüncü fıkralar uyarınca Bakanlık temsilcisi görevlendirilen toplantılarda, Bakanlık temsilcisinin yokluğunda alınan kararlar geçerli değildir.”
Bakanlık Temsilcisine Nasıl Başvurulur?
Anonim Şirketlerin genel kurul toplantılarında bulundurulacak bakanlık temsilcisi talebiyle ilgili başvuru işlemleri MERSİS sistemi üzerinden “Bakanlık Temsilcisi Talebi” alanından yapılmaktadır.
Genel Kurulda Bakanlık Temsilcisi Talebi İçin İstenen Belgeler
Dilekçe
Yönetim Kurulu kararının noter onaylı bir örneği veya karar defterinin ilgili sayfasının şirket yetkililerince aslına uygunluğunun tasdik edilmiş fotokopisi.
Birleşme & Devralmalarda Rekabet Kurulu İzni – İzmir Avukat
7/12/1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 7 nci maddesi kapsamında bazı birleşme ve devralmaların hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Rekabet Kuruluna bildirilerek izin alınması gerektiği düzenlenmiştir. Söz konusu bildirim yükümlülüğü detaylı olarak 2010/4 Numaralı Tebliğ ile düzenlenmiştir.
Söz konusu yükümlülüğün gerekçesi olarak; “birleşme ve devralmaların piyasada rekabeti önemli ölçüde azaltacak şekilde hakim durum yaratması veya bir yahut birden fazla teşebbüsün piyasadaki hakim durumunu daha da güçlendirmesi halinde yasaklanacağı hükme bağlanmıştır. Burada dikkat çekilmesi gereken husus teşebbüslerin kendi iç dinamiği dışında büyümelerinin denetim altına alınmasıdır. Teşebbüslerin birleşme veya devralma suretiyle rekabeti önemli ölçüde azaltacak şekilde hakim durum haline gelmesi yasaklanmaktadır. Zira birleşme veya devralma suretiyle hakim duruma gelmenin, teşebbüsün kendi iç dinamikleri ile büyüyerek hakim duruma gelmesinden daha fazla rekabet düzeninin bozulmasına neden olduğu kabul edilen bir gerçektir. Maddenin ikinci fıkrasında, kural olarak birleşme ve devralma işlemlerinin hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Kuruldan izin alınması zorunluluğu getirilmemiştir. Bir başka deyişle, birleşme ve devralma işlemleri Kuruldan izin alınmadan geçerli olabilecektir. Ancak, bu kuralın istisnaları da olacaktır. Maddenin birinci fikrası kapsamına giren birleşme ve devralmalın hukuki geçerlilik kazandıktan sonra bu kanunu ihlal ettiği gerekçesi ile geçersiz sayılması, uygulamada bir takım problemlerin ortaya çıkmasına neden olacaktır. İşte bu nedenle, ikinci fıkrada hangi tür birleşme ve devralmaların hukuken geçerli olabilmeleri için önceden izin alınması gerektiği konusunda Kurula tebliği çıkarma yetkisi verilmiştir.” ifadelerine yer verilmiştir.
İzin alma yükümlülüğün kapsamı belirlenirken kontrolde kalıcı değişiklik meydana getirecek şekilde gerçekleştirilen birleşme ve devralmalar belirtilmiş olup; ilgili tebliğ ile söz konusu sınırlar netleştirilmiştir. Bu çerçevede ilgili teşebbüslerin izin veya bildirim yükümlülüğü incelenirken, kontrolde kalıcı değişiklik meydana getirecek şekilde;
İki veya daha fazla teşebbüsün birleşmesi ya da
Bir veya daha fazla teşebbüsün tamamının ya da bir kısmının doğrudan veya dolaylı kontrolünün, hisse ya da mal varlığının satın alınmasıyla, sözleşmeyle veya diğer bir yolla bir ya da daha fazla teşebbüs veya halihazırda en az bir teşebbüsü kontrol eden bir ya da daha fazla kişi tarafından devralınması,
gerektiği ifade edilmektedir.
Rekabet Hukuku Açısından Kontrol Nedir?
Kontrol, ayrı ayrı ya da birlikte, fiilen ya da hukuken bir teşebbüs üzerinde belirleyici etki uygulama olanağını sağlayan haklar, sözleşmeler veya başka araçlarla meydana getirilebilir. Bu araçlar özellikle bir teşebbüsün malvarlığının tamamı ya da bir kısmı üzerinde mülkiyet veya işletilmeye müsait bir kullanma hakkı, bir teşebbüsün organlarının oluşumunda ya da kararları üzerinde belirleyici etki sağlayan haklar veya sözleşmelerdir. Kontrol, hak sahipleri ya da bir sözleşmeye göre hakları kullanmaya yetkili kılınmış olan veya böyle bir hak ve yetkisi olmamakla birlikte fiilen bu hakları kullanma gücüne sahip olan kişiler veya teşebbüsler tarafından elde edilebilir.
Bağımsız bir iktisadi varlığın tüm işlevlerini kalıcı olarak yerine getirecek bir ortak girişimin oluşturulması da bu yükümlülük kapsamında bir devralma işlemi kabul edilmektedir. Bu tür işlemlerde, işlem taraflarının herbiri devralan olarak kabul edilir.
Birleşme veya Devralma Sayılmayan Haller Neledir?
Aşağıda mahiyeti açıklanan işlemler izin alma yükümlülüğü kapsamı dışında olup, bu tür işlemler için teşebbüslerin Rekabet Kurumu’ndan izin alınması gerekmez.
Kontrol değişikliğine yol açmayan grup içi işlemlerle diğer işlemler,
Olağan faaliyetleri kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymetlerle işlem yapmak olan teşebbüslerin yeniden satış amacıyla satın aldıkları menkul kıymetleri, bu menkul kıymetlerden doğan oy haklarının menkul kıymetleri çıkaran teşebbüsün rekabet politikalarını etkileyecek şekilde kullanmamaları kaydıyla geçici olarak ellerinde bulundurmaları,
Kontrolün; tasfiye, infisah, ödeme güçlüğü, ödemelerin tatil edilmesi, konkordato, özelleştirme yapılması amacıyla veya benzeri bir nedenle ve Kanun gereği bir kamu kurum ve kuruluşu tarafından elde edilmesi,
Söz konusu işlemlerin miras yoluyla gerçekleşmesi.
Birleşme & Devralma’da Rekabet Kurulu İzni Ne Zaman Alınmalı?
İlgili yasal mevzuat kapsamında bildirim ve izin alma yükümlülüğüne sahip birleşme veya devralma işlemleri ilgili mevzuat ile düzenlenmiş olup;
İşlem taraflarının Türkiye ciroları toplamının yedi yüz elli milyon TL’yi ve işlem taraflarından en az ikisinin Türkiye cirolarının ayrı ayrı iki yüz elli milyon TL’yi veya
Devralma işlemlerinde devre konu varlık ya da faaliyetin, birleşme işlemlerinde ise işlem taraflarından en az birinin Türkiye cirosunun iki yüz elli milyon TL’yi ve diğer işlem taraflarından en az birinin dünya cirosunun üç milyar TL’yi,
aşması halinde söz konusu işlemin hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Kuruldan izin alınması zorunludur.
Teknoloji Firmaları Rekabet Kurulundan İzin Almak Zorunda Mı?
2021 yılında gerçekleştirilen değişiklik ile Türkiye coğrafi pazarında faaliyet gösteren veya ar-ge faaliyeti olan ya da Türkiye’deki kullanıcılara hizmet sunan teknoloji teşebbüslerinin devralınmasına ilişkin işlemlerde; “Türkiye coğrafi pazarında faaliyet gösteren veya ar-ge faaliyeti olan ya da Türkiye’deki kullanıcılara hizmet sunan teknoloji teşebbüslerinin devralınmasına ilişkin işlemlerde; birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde yer alan iki yüz elli milyon TL eşikleri aranmaz.” ifadelerine yer verilmiştir.
Bu kapsamda yukarıda yer fıkranın üzerili çizili şartları teknoloji şirketleri için aranmayacaktır.
İşlem taraflarının Türkiye ciroları toplamının yedi yüz elli milyon TL’yi ve işlem taraflarından en az ikisinin Türkiye cirolarının ayrı ayrı iki yüz elli milyon TL’yi veya
Devralma işlemlerinde devre konu varlık ya da faaliyetin, birleşme işlemlerinde ise işlem taraflarından en az birinin Türkiye cirosunun iki yüz elli milyon TL’yi ve diğer işlem taraflarından en az birinin dünya cirosunun üç milyar TL’yi,
Dolayısıyla, teknoloji teşebbüslerinin birleşme veya devralmasına ilişkin işlemlerde;
İşlem taraflarının Türkiye ciroları toplamının 750.000.000.-TL’yi veya
İşlem taraflarından en az birinin dünya cirosunun 3.000.000.000.-TL’yi
aşması durumunda Kurul’un izninin alınması gerekecektir.
Ciro Nasıl Hesaplanır?
Aşağıdakilerin ciroları toplamı esas alınır:
İlgili teşebbüs,
İlgili teşebbüsün doğrudan ya da dolaylı olarak;
sermayesinin veya ticari varlığının yarıdan fazlasına sahip olduğu veya
oy haklarının yarıdan fazlasını kullanma yetkisine sahip olduğu veya
denetim kurulu, yönetim kurulu veya teşebbüsü temsile yetkili organların üyelerinin yarıdan fazlasını atama yetkisine sahip olduğu veya
işlerini idare etme hakkına sahip olduğu kişi veya ekonomik birimler,
Ciroların hesaplanmasında, işlem taraflarının tüzel kişiliğe sahip olan ya da olmayan kısımlarının devredilmesi halinde, devreden taraf bakımından yalnızca devredilen kısmın cirosu esas alınır.
İlgili teşebbüslerin üçüncü kişilerle birlikte işlerini idare etme hakkına sahip olduğu ortak girişimlerin ciroları, bu hak sahiplerinin sayısına göre eşit şekilde bölünerek hesaplanır.
Üç yıllık dönem içinde, aynı kişiler ya da taraflar arasında veya aynı ilgili ürün pazarında aynı teşebbüs tarafından, bu maddenin ikinci fıkrası anlamında gerçekleştirilen iki ya da daha fazla işlem, ciroların hesaplanması bakımından tek bir işlem olarak değerlendirilir.
Teknoloji Şirketlerine İlişkin Birleşme & Devralmalarda
Ciro, tek düzen hesap planına göre bildirim tarihinden bir önceki mali yıl sonunda veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa, bildirim tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan net satışlardan meydana gelir. Burada hesaplama yapılırken kişi veya ekonomik birimlerin kendi aralarındaki satışlarından doğan ciroları hesaba katılmaz. Ciro hesaplamasında döviz kuru olarak, cironun gerçekleştiği mali yıldaki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru ortalaması göz önüne alınır.
Birleşme ve Devralmaların Bildirilmesi Nasıl Yapılır?
Bildirim, taraflarca birlikte ya da taraflardan herhangi biri veya bunların yetkili temsilcileri tarafından Rekabet Kurumu tarafından hazırlanan Bildirim Formuyla yapılır. Ortak bildirimler tek bir formla yapılır. Form ve ekindeki belgeler, ayrıca elektronik ortamda hazırlanarak elden veya posta ileyahut e-Devlet üzerinden Ankara’da bulunan Kurum merkezine iletilir. Evraklar arasında kopyalar varsa, bildirimde bulunanların bunların asıllarına uygunluğunu onaylamaları gerekir.
Başvuruda istenen tüm bilgi ve belgeleri tam ve doğru olarak içermelidir. Bu bilgilerde Kurul karar verene kadar oluşacak değişiklikler gecikmeksizin Kurula bildirilmelidir. Bildirim Formunda yanlış veya yanıltıcı beyanda bulunanlar hakkında idari para cezası uygulanır.
İzne tabi birleşme veya devralmalara ilişkin olarak yapılan bildirim hakkında Rekabet Kurumu tarafından açıkça veya zımnen bir karar verilmeden önce birleşme veya devralma hukuken geçerlilik kazanamaz.
Başvuru yükümlülüğü olan birleşme veya devralma işlemlerinin Kurulun izni olmaksızın gerçekleştirilmesi halinde idarî para cezası uygulanır. İdarî para cezası birleşme işlemlerinde tarafların herbirine, devralma işlemlerinde ise sadece devralana verilir.
27 Ekim 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Kitle Fonlaması Tebliği (“Tebliğ”) ile yasal mevzuatımıza giren kitle fonlama süreci hızlı bir şekilde dünyada yaygınlık kazanan yeni nesli bir sermaye elde etme çeşididir. Tebliğ kapsamında kitle fonlaması, projenin ihtiyaç duyduğu fonu sağlamak amacıyla Kurul tarafından belirlenen esaslar dâhilinde Kanunun yatırımcı tazminine ilişkin hükümlerine tabi olmaksızın platformlar aracılığıyla halktan para toplanması olarak tanımlanmıştır.
Kitle Fonlama Çeşitleri Nelerdir?
Sıklıkla dört faklı sınıfta incelenmekte olan kitlesel fonlama; ödül bazlı, bağış bazlı, hisse bazlı ve borç bazlı olarak 4 farklı kategoriye ayrılır. Tebliğ ile ülkemizde borçlanmaya dayalı kitle fonlaması ve paya dayalı kitle fonlaması düzenlenmiştir.
Borçlanmaya dayalı kitle fonlaması, kitle fonlaması borçlanma aracı karşılığında platformlar aracılığıyla halktan para toplanmasını; paya dayalı kitle fonlaması ise pay karşılığında platformlar aracılığıyla halktan para toplanmasını ifade etmektedir. Bu çalışmamız kapsamında da bu iki kitle fonlama çeşidi üzerinde durulacaktır.
Kitle Fonlama Platformu Nedir?
Yasal mevzuat kapsamında kitle fonlama süreçerinin yürütülebilmesi için kurulacak şirketlere bir takım sınırlama ve yükümlülükler getirilmiştir. Paya ve/veya borçlanmaya dayalı kitle fonlamasına aracılık eden ve elektronik ortamda hizmet veren kuruluşlar Tebliğ ile “Platform” olarak adlandırılmaktadır.
Platformlar kanun gereği münhasıran paya ve/veya borçlanmaya dayalı kitle fonlaması faaliyetini yürütebilecekleri düzenlenmiştir. Bu süçerler çerçevesinde Platformların aşağıda belirtili faaliyetleri ise saklı tutulmuştur:
a) Bu faaliyetin yürütülmesi esnasında girişimciye, girişim şirketine ve fonlanan şirkete yönelik danışmanlık hizmeti vermesi,
b) Girişim sermayesi yatırım fonu kurmak üzere Kuruldan faaliyet izni alan portföy yönetim şirketleri ile Bireysel Katılım Sermayesi Hakkında Yönetmelik uyarınca akredite edilmiş ve anonim ortaklık olarak kurulmuş bireysel katılım yatırımcısı ağlarına iştirak etmeleri,
c) Her bir kampanya için hedeflenen fon miktarının azami %20’sine kadar olacak şekilde, kampanyalara toplamda özkaynaklarının azami %50’sine kadar fon sağlamaları, bu fıkraya aykırılık teşkil etmez.
Faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya rehin almak suretiyle kredi veya ödünç para verme işlerine aracılık edemezler ve pay dışında herhangi bir sermaye piyasası aracı karşılığında kitle fonlaması faaliyeti yürütemezler.
Platformlar, gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hakların alım satımı ve gayrimenkul projelerinin geliştirilmesi ile diğer şirketlere yatırım yapılması amaçlı projelere ilişkin kitle fonlaması faaliyeti yürütemezler.
Platformlar yurt dışında yerleşik gerçek ve tüzel kişilere yönelik Türkiye’de yerleşik kişilerden fon toplanması amacıyla pkitle fonlaması faaliyeti yürütemezler.
Platformlar projelere ilişkin yatırımcılara yönelik olarak yatırım tavsiyesi niteliğindeki değerlendirme, analiz ve yorumlarda bulunamazlar.
Platformlar, kampanya süreci tamamlanmamış projeleri tanıtmaya yönelik basılı ya da elektronik ortamda paylaşılan tanıtıcı bilgiler ile platforma veya kampanya sayfasına yönlendirme yapan tanıtımlar hariç olmak üzere kampanyası yürütülen projelere ait ticari ürün ve/veya hizmetlerin reklamlarını yayımlayamazlar.
Platformlar; a) Kendilerinin kitle fonlaması yoluyla fonlanmasına yönelik, b) Kendilerine ait projelerin veya sermayelerinin %20 veya daha fazlasını temsil eden paylarına veya oy haklarına, yönetim kurulunda temsil edilme hakkı veren imtiyazlı paylarına sahip oldukları girişim şirketlerine veya tüzel kişi girişimcilere ait projelerin kitle fonlaması yoluyla fonlanmasına yönelik, c) Ortakları, yönetim kurulu ve yatırım komitesi üyeleri ile bu kişilerin eşlerinin, alt ve üst soylarının tek başlarına veya birlikte sermayesinin %20 veya daha fazlasını temsil eden paylarına veya oy haklarına, yönetim kurulunda temsil edilme hakkı veren imtiyazlı paylarına sahip oldukları girişim şirketlerinin veya tüzel kişi girişimcilerin veya bu kişilere ait projelerin kitle fonlaması yoluyla fonlanmasına yönelik, kampanya yürütemezler.
Geniş yetkili aracı kurumlar hariç platformlar paya veya borçlanma aracına ilişkin olarak ikincil piyasa işlemlerine aracılık edemezler. Platformların internet siteleri üzerinden üyelerin kendi aralarında iletişim kurmalarına imkan tanınması bu hükme aykırılık teşkil etmez.
Paya Dayalı Kitle Fonlamasında Yatırım Sınırları Nelerdir?
Kurulun, girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına ilişkin düzenlemelerinde tanımlanan nitelikli yatırımcı olmayan gerçek kişiler, bir takvim yılı içinde paya dayalı kitle fonlaması yoluyla azami 50.000 Türk Lirası yatırım yapabilir. Ancak bu sınır 200.000 Türk Lirasını aşmamak kaydıyla, yatırımcının platforma beyan ettiği yıllık net gelirinin %10’u olarak uygulanabilir.
Borca Dayalı Kitle Fonlamasında Yatırım Sınırları Nelerdir?
Kurulun, girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına ilişkin düzenlemelerinde tanımlanan nitelikli yatırımcı olmayan gerçek kişiler, bir takvim yılı içinde borçlanmaya dayalı kitle fonlaması yoluyla azami 50.000 Türk Lirası yatırım yapabilir.Ancak bu sınır 200.000 Türk Lirasını aşmamak kaydıyla, yatırımcının platforma beyan ettiği yıllık net gelirinin %10’u olarak uygulanabilir. Nitelikli yatırımcı olmayan gerçek kişiler, borçlanmaya dayalı kitle fonlaması yoluyla bir projeye azami 20.000 Türk Lirası yatırım yapabilir.
Girişim Şirketlerinin Sahip Olması Gereken Özellikler Nelerdir?
Paya ve/veya borçlanmaya dayalı kitle fonlaması yoluyla fon toplayacak girişim şirketlerinin;
Teknoloji faaliyeti ve/veya üretim faaliyetinde bulunmaları,
Tabi oldukları mevzuat uyarınca hazırlayacakları en son yıllık ve varsa son güncel ara dönem finansal tablolarında, Ortaklıkların Kanun Kapsamından Çıkarılması ve Paylarının Borsada İşlem Görmesi Zorunluluğuna İlişkin Esaslar Tebliği (II-16.1)’nin 8 inci maddesinde finansal tablo kalemleri için öngörülen eşikleri aşmamaları,
Düzenli olarak takip ve kontrol edilen tescil edilmiş internet sitelerinin bulunması, zorunludur.
Paya Dayalı Hisse Fonlaması Yapamayacak Şirketler
Halka açık ortaklıklar, Halka açık ortaklıklar ile sermaye piyasası kurumlarının, önemli etkiye sahip ortak konumunda bulunduğu şirketler.
Borçlanmaya Dayalı Hisse Fonlaması Yapamayacak Şirketler
Halka açık ortaklıklar, Platforma başvuru tarihi itibarıyla itfa edilmemiş borçlanma aracı bulunan ihraççılar, Halka açık ortaklıklar ve sermaye piyasası kurumları ile platforma başvuru tarihi itibarıyla itfa edilmemiş borçlanma aracı bulunan ihraççıların önemli etkiye sahip ortak konumunda bulunduğu şirketler.
Girişim Şirketi Tarafından Kampanya Yürütülebilmesi İçin Gerekli Şartlar
Girişim şirketinin fonlanması talep edilen proje dışında herhangi bir faaliyetinin bulunmaması,
Girişim şirketinin kampanya süresi sonunda oluşacak ortaklık yapısına bilgi formunda açıkça yer verilmesi,
Girişim şirketinin kampanya sürecinin sona ermesini müteakip, fonlanması talep edilen proje dışında başka bir faaliyete geçmesinin TTK’nın 421 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen nisaplar ile alınacak genel kurul kararıyla mümkün olabileceğine dair esas sözleşmesinde hüküm bulunması,
Girişim şirketinin bilgi formunda yer verilen en son tarihli finansal tablolarında, Kurulun ilgili düzenlemelerinde tanımlanan ilişkili taraflarından olan ticari olmayan alacaklarının tüm alacaklar toplamına olan oranının %20’yi veya aktif toplamına olan oranının %10’u geçmemesi,
Girişim şirketinin bilgi formunda yer verilen en son tarihli finansal tablolarında, Kurulun ilgili düzenlemelerinde tanımlanan ilişkili taraflarına olan ticari olmayan borçlarının tüm borçlar toplamına olan oranının %20’yi ve teknoloji faaliyeti ve/veya üretim faaliyetinden kaynaklanmayan finansal borçlar tutarının, aktif toplamının %10’unu geçmemesi, gerekmektedir. Borçlanmaya dayalı kitle fonlaması yoluyla fon toplayacak girişim şirketleri için 4 ve 5. maddelerdeki şartların sağlanmış olması yeterlidir.
Girişim Şirketi’nin Anonim Şirket Olması veya Tür Değişikliği İle Anonim Şirkete Çevrilmesi
Toplanan fonların aktarılmasından önce girişimci tarafından yeni bir anonim şirketin kurulmuş, limited şirket türündeki girişim şirketleri için anonim şirkete dönüşümün tamamlanarak ticaret siciline tescil ettirilmiş olması ve bu fonların yalnızca sermaye artırımı suretiyle çıkarılacak paylar karşılığında fonlanan şirkete aktarılması zorunludur.
Girişim Şirketi İle Platform Arasında Akdedilecek Kitle Fonlaması Sözleşmesinin Asgari Unsurları
Sözleşmenin tarafların tanıtıcı bilgiler.
Tarafları temsile yetkili kişiler.
Sözleşmenin tarihi ve geçerlilik süresi.
Sözleşmenin konusu ve amacı.
Projenin kapsamı ve amacı.
Varsa ek satış dahil hedeflenen fon tutarı.
Kampanya sürecinde uygulanacak prosedürler.
Çıkarılacak paylar ile bu payların tahsisat ve dağıtım esasları.
Sözleşmenin taraflarının hak ve yükümlülükleri.
Alınacak ücret, komisyon ya da diğer menfaatler.
Sözleşme taraflarının birbirine bilgi verme esasları.
Sözleşme şartlarının değiştirilmesine ilişkin esaslar.
Sözleşmenin feshine ilişkin hükümler.
Uyuşmazlık halinde başvurulacak yargı mercii veya ulusal tahkim merkezi.
Kitle Fonlama Kampanya Süreci
Kampanya süresi, yatırım komitesi tarafından onaylanmış bilgi formunun kampanya sayfasında yayımlandığı tarihte başlar ve bu süre altmış günü geçemez. Platform üyeleri tarafından kampanya süresi boyunca ilgili projeye yönelik fon sağlama talepleri platforma iletilir.
Yatırımcılar tarafından fon sağlamaya ilişkin ödeme emrinin verildiği andan itibaren 48 saat içinde cayma hakkına yönelik bildirimin platforma iletilmesi suretiyle hiçbir sebep gösterilmeksizin cayma hakkının kullanılması mümkündür.
Kampanyanın erken sonlanması veya kampanya süresiyle birlikte cayma hakkı sürelerinin tüm yatırımcılar bakımından sona erdiği tarih itibarıyla hedeflenen fon tutarının toplanmış olması durumlarında varsa toplanan fon tutarının nemasının yatırımcılara iadesi sonrasında;
Kampanya süresinin sona ermesini takip eden doksan gün içinde bir anonim şirket kurulması zorunludur. Anonim şirketin kurulması ile emanet yetkilisi nezdinde platform adına açılan hesapta bloke edilen fon, fonlanan şirketin emanet yetkilisi nezdinde açılan bloke hesabına aktarılır ve en geç kuruluş işleminin ticaret siciline tescilini takip eden otuz iş günü içinde fonlanan şirket tarafından toplanan fon tutarı kadar sermaye artırımı yapılır.
Fon toplayan girişim şirketinin halihazırda mevcut bir anonim şirket olması durumunda, platform adına emanet yetkilisi nezdinde açılan hesapta bloke edilen fon, fonlanan şirketin emanet yetkilisi nezdinde açılan bloke hesabına aktarılır ve fonlanan şirket tarafından kampanya süresinin sona ermesini takip eden 30 iş günü içinde toplanan fon tutarı kadar sermaye artırımı yapılır.
Fon toplayan girişim şirketinin halihazırda mevcut bir limited şirket olması durumunda, kampanya süresinin sona ermesini takip eden doksan gün içinde anonim şirkete dönüşüm işlemlerinin tamamlanmış olması, dönüşüm öncesi bilançoda yer alan özkaynak kalemlerinin, dönüşüm sonrası ortaklığın açılış bilançosunda sermaye hesabı altında bir toplulaştırma yapılmadan, bilançoda ayrı kalemler olarak dönüşüm öncesi şirketin devamı olacak şekilde gösterilmiş olması ve söz konusu hususun tespitine ilişkin mali müşavir raporunun düzenlenmesi, toplanan fonun, anonim şirkete dönüşümü takiben fonlanan şirketin emanet yetkilisi nezdinde açılan bloke hesabına aktarılması öncesinde anılan mali müşavir raporunun kampanya sayfasında ilan edilmesi gerekir. Platform adına emanet yetkilisi nezdinde açılan hesapta bloke edilen fon, fonlanan şirketin emanet yetkilisi nezdinde açılan bloke hesabına aktarılır ve fonlanan şirket tarafından dönüşüm işlemlerinin tamamlanmasını takip eden 30 iş günü içinde toplanan fon tutarı kadar sermaye artırımı yapılır.
Menkul Satışlarda Türk Parasının Kullanılması – İzmir Avukat
19 Nisan’da yayınlanarak yürürlüğe giren Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de (“Tebliğ”) Değişiklik Yapılmasına Dair 2022-32/66 sayılı Tebliğ ile piyasada döviz kullanımına ilişkin birtakım sınırlandırmalar getirildi.
Söz konusu tebliğ ile menkul satış sözleşmelerinde ödemenin Türk parası ile yapılması zorunluluğu getirilmiştir. Tebliğ’de belirtili “menkul” ibaresi gayrimenkul tanımına girmeyen tüm mal ve eşyalar olarak anlaşılmalıdır.
Bu kapsamda taraflar menkul satışlarında yabancı para cinsinden veya yabancı paraya endeksli olarak fiyat kararlaştırabilse de fiili ödemeyi Türk parası ile gerçekleştirmek zorunda.
Tebliğ kapsamında eğer menkul satışında döviz cinsi kararlaştırılmış ise ödeme tarihinde hangi kur üzerinden Türk parasına çevrileceği ise belirtilmemiştir. Bu kapsamda eğer taraflarca aksi kararlaştırılmamış ise vade tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kurunun esas alınması gerecektir.
Burada dikkat edilmesi gereken bir başka husus da pay, pay benzeri kıymetler de birer menkul satış sözleşmesi niteliğinde olup; söz konusu sınırlandırmalar kapsamındadır. Bu çerçevede pay senetleri ve çıplak pay devirleri için de Türk parası ile ödeme gerçekleştirilmesi gerekecektir.
Tebliğ’İn istisnaları incelendiğinde de tebliğ yürürlük tarihi öncesinde akdedilmiş menkul satış sözleşmelerinin ifa edilmesi kapsamında dolaşıma girmiş olan döviz cinsi kıymetli evraklar, aynı şekilde tebliğ yürürlük tarihi öncesi düzenlenmiş faturalar ile Borsa İstanbul A.Ş. Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası’nda döviz cinsinden gerçekleştirilen kıymetli maden ve kıymetli taş alım satım işlemleri için Türk parasının kullanılması zorunluluğu belirtilebilir.
Aksinin yetkili kamu kurumlarınca tespiti halinde, yabancı para cinsi ile menkul satışına ilişkin sözleşmeler sebebi ile 2022 yılı için, sözleşmenin tarafı olan her bir tarafa ayrı ayrı 14.211,00-₺ ile 118.555,00-₺ arası idari para cezası uygulanacaktır.
Yönetim Kurulunun Vergi Borçlarından Sorumluluğu – İzmir Avukat
Limited Şirketlerde Müdürler Vergi Borçlarından Sorumlu Mudur?
Limited şirket kanunlarda ye ralan tanımı ile bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur; esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşur. Bu tarz şirketlerde ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Fakat, 6183 Sayılı Amme Alacakların Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile kamu kurumlarının alacakların tahsil edilmesine ilişkin özel usul ve kurallar belirlenmiş olup; limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya tahsil edilemeyen kısımlarından açıkça sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Burada anonim şirketlerden farklı olarak şirket ortakları sermaye taahhütlerine bakılmaksızın şirket pay oranlarına göre kamu borçlarından sorumlu olacaktır.
Limited Şirketlerin Amme Borçları
Madde 35 – Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Vergi Borçlarından Sorumlu Mudur?
Anonim şirketler ise sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir. Burada yapısı itibari ile ortakların, seramye taahhütleri dışında, şirket borçlarından sorumluluğu gündeme gelmemektedir. Bunun da istisnası olarak Amme Alacakların Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakların şirket kanuni temsilcilerinin şahsi malvarlıklarından tahsil edilebilecek olduğu düzenlenmiştir.
Burada doğrudan yönetim kuruluna gidilmemeli öncelikle kamu alacağının şirketten tahsiline ilişkin bir süreç başlatılarak söz konusu alacağın tamamen tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir. Öncelikle şirkete yöneltilmeden doğrudan yönetim kurulu üyelerinin şahsi malvarlığına gidilmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil edecektir.
Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu
Mükerrer Madde 35 – Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
Danıştay 7. D., 2000/4821 E. 2000/4142 K.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 317. maddesinde, anonim şirketlerin yönetim kurulu tarafından idare ve temsil olunacağı hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun 300. maddesinin 8. bendinde, yönetim kurulu üyeleriyle şirketi temsile yetkili kimselerin ticaret siciline tescil ve ilan edileceği, 33. maddesinde, tescil edilmiş hususlarda ortaya çıkacak her türlü değişikliğin de tescil edileceği, 38. maddesinde ise ticaret sicili kayıtlarının üçüncü kişiler hakkında kaydın gazete ile ilan edildiği günü takip eden iş gününden itibaren hüküm ifade edeceği kurala bağlanmıştır.
Tescil ve ilan edilmiş hususlardaki değişikliklerin de tescil ve ilan edilmesi kuralı, bu işlemlerin geçerlilik şartı olarak değil, iyi niyetli üçüncü kişilerin korunması amacıyla öngörülmüştür. Bu itibarla, yönetim kurulu üyeliği herhangi bir nedenle sona eren kişinin üyelikten ayrılışı ticaret sicilinde tescil ve gazeteyle ilan edilmezse, şirket borçlarından iyi niyetli üçüncü kişilere karşı sorumluluğu devam eder. Ancak, yönetim kurulundan fiilen ayrılmakla, şirketin vergi ödevlerinin yerine getirilmesi konusunda yetkisi kalmayan üyenin şirketten tahsil edilemeyen alacaklardan sorumlu tutulması hukuka aykırıdır.
Anonim Şirketlerde Genel Kurul Toplantı Çeşitleri Nelerdir?
Olağan Genel Kurul Toplantısı
Şirket organlarının seçimine, finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporuna, kârın kullanım şekline, dağıtılacak kâr ve kazanç paylarının oranlarının belirlenmesine, yönetim kurulu üyelerinin ibraları ile faaliyet dönemlerini ilgilendiren ve gerekli görülen diğer konulara ilişkin müzakereler yapmak ve karar almak üzere her hesap dönemi için yapılan toplantılardır.
Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı
Gerekmesi halinde veya zorunlu ve ivedi nedenler meydana geldiğinde yapılan ve gündemini toplantı yapılmasını gerektiren sebeplerin oluşturduğu genel kurul toplantılardır.
İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu Toplantısı:
İmtiyazlı payların bulunduğu şirketlerde, genel kurulun imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını sınırlayacak tarzda esas sözleşmeyi değiştirmeye karar vermesi halinde,esas sözleşme değişikliği kararını onaylamak için sadece imtiyazlı pay sahiplerinin katılımıyla yapılan toplantılardır.
İmtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal edecek nitelikteki esas sözleşme değişikliğinin görüşüleceği genel kurul toplantısında, imtiyazlı payları temsil eden sermayenin en az yüzde altmışına sahip olan imtiyazlı pay sahiplerinin veya temsilcilerinin toplantıda hazır bulunmaları ve bunların çoğunluğunun genel kurulda esas sözleşme değişikliğine olumlu oy vermeleri halinde, ayrıca özel kurul toplantısı yapılmaz.
Anonim Şirketlerde Genel Kuurul Toplantısı Ne Zaman Yapılır?
Genel kurul toplantıları aşağıda belirtilen zamanlarda yapılır:
Olağan genel kurul toplantısı, her hesap dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılır. Buna göre hesap dönemi takvim yılı olan şirketlerde toplantılar yılın ilk üç ayı içinde, özel hesap dönemi olan şirketlerde ise, hesap döneminin bittiği günü izleyen ilk üç ay içinde yapılır.
Olağanüstü genel kurul toplantısı, şirket için toplantının yapılmasını gerektiren durumların ortaya çıktığı zamanlarda yapılır.
İmtiyazlı pay sahipleri özel kurulu; imtiyazlı payların bulunduğu şirketlerde genel kurul tarafından imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal edecek mahiyette esas sözleşme değişikliğine karar verilmesi halinde, anılan karar tarihinden itibaren en geç bir ay içinde toplantıya çağrılır. Bu süre sonuna kadar imtiyazlı pay sahipleri toplantıya çağrılmazsa, her imtiyazlı pay sahibi yönetim kurulunun çağrı süresinin son gününden başlamak üzere onbeş gün içinde, bu kurulun toplantıya çağrılmasını mahkemeden isteyebilir. Çağrıya rağmen süresi içinde imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu toplanamazsa, genel kurul kararı onaylanmış sayılır.
Anonim Şirketlerde Genel Kurul Toplantı Yeri Neresi Olabilir?
Genel kurul toplantıları, esas sözleşmede aksine hüküm olmadıkça, şirketin merkezinin bulunduğu mülki idare birimi sınırları içinde yapılır. Şirket merkezinin bulunduğu yerde toplantının hangi adreste yapılacağı esas sözleşmede özel olarak belirtilmemişse, bunu belirleme yetkisi toplantı çağrısı yapanlara aittir.
Toplantının, şirket merkezinin bulunduğu mülki idare birimi sınırları dışındaki başka bir yerde veya yurt dışında yapılabilmesi için bunun esas sözleşmede açıkça düzenlenmesi gerekir.
Genel Kurulu Çağrıya Yetkili Kişiler Kimlerdir?
Olağan ve olağanüstü genel kurullar ile imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu, görev süresi sona ermiş olsa bile yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılır.
Yönetim kurulunun mevcut olmaması veya devamlı olarak toplanamaması yahut toplantı nisabının oluşmasına imkan bulunmaması halinde, mahkemeden izin alan pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir.
Şirket sermayesinin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan veya esas sözleşmede öngörülmesi halinde daha az sayıdaki pay sahiplerince oluşturulan azlık pay sahipleri, yönetim kurulundan, gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulun toplantıya çağrılmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri hususların gündeme konulmasını yazılı olarak noter aracılığıyla isteyebilirler. Gündeme madde konulması isteminin, çağrı ilanının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasına ilişkin ilan ücretinin yatırılması tarihinden önce yönetim kuruluna ulaşmış olması gerekir.
Azınlık (Azlık) pay sahiplerinin, genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin yönetim kuruluna yaptıkları başvurunun kabul edilmesine rağmen kırkbeş gün içerisinde toplantı çağrısının yönetim kurulu tarafından yapılmaması halinde azlık pay sahipleri, genel kurulu toplantıya çağırabilir.
Azınlık pay sahiplerinin, genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin talebinin yönetim kurulu tarafından reddedilmesi veya yedi iş günü içerisinde olumlu cevap verilmemesi üzerine mahkemece atanmış kayyım tarafından genel kurul toplantıya çağrılabilir.
Tasfiye halinde olan şirketlerde tasfiye memurları, görevleri ile ilgili konular için genel kurulu toplantıya çağırabilirler.
Anonim Şirketlerde Genel Kurul Çağrı Usulleri Nelerdir?
Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede belirtilen şekilde, internet sitesi açmakla yükümlü olan şirketler internet sitelerinde ve her halde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilan ile çağrılır. Çağrı, toplantıya elektronik ortamda katılma sistemini uygulayan şirketlerde elektronik genel kurul sisteminde de yapılır. Ayrıca, pay defterinde yazılı pay sahipleri ile önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adresini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.
Genel kurulun toplantıya çağrısı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır.
Çağrısı yapılan ilk toplantıda nisabın temin edilememesi halinde, genel kurul aynı usulle yeniden toplantıya çağrılır. İlk toplantının ilan metnine, nisabın sağlanamaması halinde yapılacak ikinci toplantının çağrısına dair konulan hükümler geçersizdir.
Anonim Şirketlerde Genel Kurul İlanı Neleri İçermeli?
Genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin ilanlarda ve pay sahiplerine gönderilecek mektuplarda;
Toplantı günü ve saati,
Toplantı yeri,
Gündem,
Gündemde esas sözleşme değişikliği var ise değişen maddenin/maddelerin eski ve yeni şekilleri,
Çağrının kimin tarafından yapıldığı,
lk toplantının herhangi bir nedenle ertelenmesi üzerine genel kurul yeniden toplantıya çağrılıyor ise, erteleme sebebi ile yapılacak toplantıda yeterli olan toplantı nisabı,
Olağan toplantı ilanlarında; finansal tabloların, konsolide finansal tabloların, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporunun, denetleme raporunun ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisinin şirket merkez ve şube adresleri belirtilmek suretiyle anılan adreslerde pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulduğu,
belirtilir.
Yapılacak ilanda, genel kurul toplantısında kendisini vekil vasıtasıyla temsil ettirecekler için vekâletname örneklerine de yer verilir.
Anonim Şirketlerde Çağrısız Genel Kurul Toplantısı Nedir?
Bütün pay sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, çağrı usulüne uyulmaksızın genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı varolduğu sürece karar alabilirler. Genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklıdır.
Genel Kurulda Toplantı Başkanı Nasıl Seçilir?
Esas sözleşmede aksine herhangi bir düzenleme yoksa toplantıyı yönetecek başkan ve gereğinde başkan yardımcısı genel kurul tarafından seçilir. Toplantı başkanı, tutanak yazmanı ile gerek görürse oy toplama memurunu tayin ederek başkanlığı oluşturur. Ayrıca tutanak yazmanı ve oy toplama memuru seçilmemişse, bunlara ait görevler toplantı başkanı tarafından yerine getirilir. Elektronik Genel Kurul Sistemindeki teknik işlemlerin toplantı anında yerine getirilmesi için toplantı başkanı tarafından uzman kişiler de görevlendirilebilir.
Genel Kurul Toplantısında Hazır Bulundurulması Gereken Evraklar Nelerdir?
Genel kurul toplantı yerinde;
a) Şirketin esas sözleşmesi,
b) Pay defteri,
c) Toplantıya çağrının yapıldığını gösteren gazete ve diğer belgeler,
ç) Yönetim kurulunca hazırlanan yıllık faaliyet raporu,
d) Denetçi raporu,
e) Finansal tablolar,
f) Gündem,
g) Gündemde esas sözleşme değişikliği varsa, izne tabi şirketlerde Bakanlıktan alınan izin yazısı ve eki değişiklik tasarısı, diğer şirketlerde ise yönetim kurulunca hazırlanmış değişiklik tasarısı,
ğ)Hazır bulunanlar listesi ile varsa hamiline yazılı pay sahiplerine ilişkin Merkezi Kayıt Kuruluşundan sağlanan pay sahipleri çizelgesi,
h) Genel kurul erteleme üzerine toplantıya çağrılmışsa bir önceki toplantıya ilişkin toplantı tutanağı,
fiziki ve/veya elektronik ortamda hazır bulundurulur.
Genel Kurul Hazır Bulunanlar Listesi (Hazirun Cetveli)
Genel kurul toplantısına katılabilecekler listesi; kayden izlenen paylar ile hamiline yazılı paylar bakımından Merkezi Kayıt Kuruluşundan sağlanan pay sahipleri çizelgesine, diğer paylardan senede bağlanmamış bulunan veya nama yazılı olan paylar ile ilmühaber sahipleri için pay defteri kayıtlarına göre yönetim kurulunca hazırlanır ve söz konusu liste yönetim kurulu başkanı veya başkanın yetkilendireceği yönetim kurulu üyelerinden biri tarafından imzalanır.
Yönetim Kurulunun Genel Kurulda Bulunma Zorunluluğu
Genel kurul toplantılarında murahhas üyeler ile en az bir yönetim kurulu üyesinin hazır bulunması şarttır. Diğer yönetim kurulu üyeleri de genel kurul toplantısına katılabilirler. Denetime tabi olan şirketlerin genel kurul toplantılarında denetçi de hazır bulunur.
Genel Kurulda Oya Hakkı Ve Kısıtları
Özel mevzuatında, şirket esas sözleşmesinde, iç yönergede yer alan özel hükümler ve genel kurulda alınacak kararlar saklı kalmak kaydıyla, genel kurul toplantısında oylama açık ve el kaldırmak suretiyle yapılır.
Her pay sahibinin genel kurulda en az bir oy hakkı vardır. Pay sahipleri oy haklarını, paylarının toplam itibarî değeriyle orantılı olarak fiziki veya elektronik ortamda kullanırlar. Ancak her durumda oy hakkının doğabilmesi için, esas sözleşmede daha yüksek bir miktarın ödenmesi öngörülmüşse bunun, öngörülmemişse pay tutarının dörtte birine karşılık gelen miktarın ödenmesi şarttır.
Esas sözleşme ile paylara oy hakkında imtiyaz tanınmış ise;
Esas sözleşme değişikliğinde,
Yönetim kurulunun ibrasında ve yönetim kurulu aleyhine sorumluluk davası açılmasında,
imtiyazlı oy kullanılamaz.
Pay sahiplerinden hiçbiri; kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz.
Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler veya bunların temsilcileri, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz. Ancak anılan kişiler, yönetim kurulu üyesi olmayan diğer pay sahiplerinin oy haklarını temsilen kullanabilirler.
Genel Kurul Vekaletnamesi Neleri İçermeli?
Vekaletnamede; şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı ve soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı ve soyadı veya unvanı ve imzasının bulunması şarttır. Bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel veya genel vekâletnameler geçersizdir.
Sözleşme dendiğinde muhtemelen bir çoğumuzun aklına yazılı kâğıt üzerinde ıslak imza atılan evraklar geliyor. Ama birçok durumda sözleşmenin hukuken geçerli olması için böyle bir şekil şartı yok. Duvara yazdığınız bir metin ve hatta sözlü olarak anlaştığınız hususlar da bir sözleşme kabul edilebilir.
Sözleşmenin hukuken bir “sözleşme” kabul edilebilmesi için en az iki kişi arasında kurulması, tarafların sözleşme kurma yönündeki iradelerini, karşılıklı ve birbirlerine uygun ifade etmeleri yeterli. Tabii bunun istisnaları bir yana, ispat kolaylığı açısından yazılı sözleşme kurmanın faydaları yadsınamaz.
Cezai Şartlar
Günlük hayatımızda farkında olarak veya olmadan aslında birçok sözleşme yapıyoruz. Bunların bir kısmı da büyük firmalar ile veya önceden hazırlanmış metinler. İçlerinde korkutucu olabilecek birçok cezai şartı da içeriyor. Peki bu cezai şart nedir, burada nelere dikkat etmek gerekir? Kısaca bahsedelim.
Cezai şart, borçlu kişinin (bu illa para borcu demek değil, bir işi yapma borcu da olabilir) yükümlülüklerini hiç veya gerektiği gibi ifa edilmemesi halinde alacaklıya bir miktar para ödenmesi yönünde yapılan bir düzenleme diyebiliriz.
Hem Pastam Dursun Hem Karnım Doysun
Sözleşmelerde aksi düzenlenmemiş ise Türk Borçlar Kanunu kapsamında alacaklı ya sözleşme konusu için yerine getirilmesini ya da cezai şart bedelinin kendisine ödenmesini isteyebilir. Burada bir seçim yapması gerekmektedir. Örneğin ya inşaatı tamamlayın ya da kararlaştırılan şu miktar cezai bedeli tarafıma ödeyin gibi.
Fakat emredici bir hüküm olmaması sebebi ile bunun aksi de kararlaştırılabilir. Sözleşmede belirtilerek hem inşaatın tamamlanması hem de belirtili cezai miktarın ödenmesi istenebilir.
Cezai Şartın İndirilmesi
Sözleşme serbestisi temel bir ilke olmakla birlikte orantısız ölçüde düzenlenen cezai şartlar hâkim kararı ile kendiliğinden indirilebilir. Bu sebep ile sözleşmede cezai şart belirlerken yapılan iş ile orantılı olması gerektiği de unutulmamalıdır. Fakat, tacirlere yönelik cezai şart maddesi sebebi ile tacir hâkimden olağanüstü bir güçlükte olmaması durumunda indirim talep edemez. Bu hak tacirler dışındaki kişilere yönelik tanınmıştır.
Tüketiciler Açısından Cezai Şartlar
Sözleşme düzenlenmesi esnasında özellikle güçsüz konumda olan işçi ve tüketici gibi kişilere yönelik bir takım kanuni korumalar da düzenlenmiştir. Örneğin Tüketici, belirsiz süreli veya süresi bir yıldan daha uzun olan belirli süreli abonelik sözleşmesini herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin istediği zaman feshetme hakkına sahiptir.
Bunun yanı sıra online satış veya taksit ile satış gibi birçok durumda tüketiciler belirli sürelerde (online satış için 14, taksitli satış için 7 gün) herhangi bir cezai bedel ödemeden sözleşmeden dönebilir. Bu istisnalara daha önceki yazılarımızda değinmiştir.
İşçiler Açısından Cezai Şartlar
Türk Borçlar Kanunu’nun 420nci maddesi “Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir.” hükmünü getirmiştir. Bu itibarla işçi aleyhine konulan cezai şartlar geçersiz, işçi lehine konulan cezai şartlar ise geçerli kabul edilmelidir.
Cezai şartın işçi ve işveren hakkında ve iki taraflı olarak düzenlenmesi gereği, işçi aleyhine kararlaştırılan cezai şartın işveren aleyhine kararlaştırılandan daha fazla olmaması sonucunu da ortaya koymaktadır. Başka bir anlatımla işçi aleyhine olarak belirlenen cezai şartın, koşulları ve ceza miktarı bakımından işverenin sorumluluğunu aşması düşünülemez. İki taraflı cezai şartta işçi aleyhine bir eşitsizlik durumunda, cezai şart hükmü tümden geçersiz olmamakla birlikte, işçinin yükümlülüğü işverenin sorumlu olduğu miktarı ve halleri aşamaz.
Tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak için web sitemizde çerezleri kullanıyoruz. “Tümünü Kabul Et” seçeneğine tıklayarak TÜM çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Ancak, kontrollü bir onay vermek için "Çerez Ayarları"nı ziyaret edebilirsiniz.
Bu web sitesi, siz sitemizde gezinirken deneyiminizi geliştirmek için çerezlerden faydalanır. Bunlardan gerekli olarak sınıflandırılan çerezler, web sitesinin temel işlevlerinin çalışması için gerekli olduğu için tarayıcınızda saklanır. İnternet sitemizi nasıl kullandığınızı analiz etmemize ve anlamamıza yardımcı olan üçüncü taraf çerezlerinden de faydalanmaktayız. Bu çerezler yalnızca sizin izniniz ile sizin tarayıcınızda saklanacaktır. Ayrıca bu çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz de mevcuttur. Ancak bu çerezlerden bazılarını devre dışı bırakmak, tarama deneyiminizi etkileyebilir.
Web sitesinin düzgün çalışması için gerekli çerezler kesinlikle gereklidir. Bu çerezler, web sitesinin temel işlevlerini ve güvenlik özelliklerini anonim olarak sağlar.
Çerez
Süre
Açıklama
cookielawinfo-checkbox-advertisement
1 year
GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından belirlenen bu çerez, "Reklam" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını kaydetmek için kullanılır.
cookielawinfo-checkbox-analytics
11 months
Bu çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır. Çerezler, "Analitik" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını saklamak için kullanılır.
cookielawinfo-checkbox-functional
11 months
Bu çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır. Çerezler, "İşlevsel" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını saklamak için kullanılır.
cookielawinfo-checkbox-necessary
11 months
Bu çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır. Çerezler, "Zorunlu" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını saklamak için kullanılır.
cookielawinfo-checkbox-others
11 months
Bu çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır. Çerezler, "Diğer" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını saklamak için kullanılır.
cookielawinfo-checkbox-performance
11 months
Bu çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır. Çerezler, "Performans" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını saklamak için kullanılır.
CookieLawInfoConsent
1 year
İlgili kategorinin varsayılan düğme durumunu ve CCPA durumunu kaydeder. Yalnızca birincil çerez ile koordineli olarak çalışır.
viewed_cookie_policy
11 months
Çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır ve kullanıcının çerez kullanımına izin verip vermediğini saklamak için kullanılır. Herhangi bir kişisel veri saklamaz.
İşlevsel çerezler, web sitesinin içeriğinin sosyal medya platformlarında paylaşılması, geri bildirimlerin toplanması ve diğer üçüncü taraf özellikleri gibi belirli işlevlerin yerine getirilmesine yardımcı olur.
Performans çerezleri, ziyaretçiler için daha iyi bir kullanıcı deneyimi sunmaya yardımcı olan web sitesinin temel performans indekslerini anlamak ve analiz etmek için kullanılır.
Çerez
Süre
Açıklama
spu_conversion_7750
7 gün
Bu çerez, WP POPUPS eklentisi tarafından ayarlanır. İnternet sitesi ziyaretçilerine yönelik aydınlatma metni sayfasında yer alan pop-up'ın kapatılıp kapatılmadığını takip eder.
spu_conversion_7751
7 gün
Bu çerez, WP POPUPS eklentisi tarafından ayarlanır. Hizmet alan kişilere yönelik aydınlatma metni sayfasında yer alan pop-up'ın kapatılıp kapatılmadığını takip eder.
spu_conversion_7752
7 gün
Bu çerez, WP POPUPS eklentisi tarafından ayarlanır. Çalışan adaylarına yönelik aydınlatma metni sayfasında yer alan pop-up'ın kapatılıp kapatılmadığını takip eder.
Analitik çerezler, ziyaretçilerin web sitesiyle nasıl etkileşime girdiğini anlamak için kullanılır. Bu çerezler, ziyaretçi sayısı, hemen çıkma oranı, trafik kaynağı vb. ölçümler hakkında bilgi sağlamaya yardımcı olur.
Çerez
Süre
Açıklama
_ga
2 Yıl
Google Analytics tarafından yüklenen _ga çerezi, ziyaretçi, oturum ve kampanya verilerini hesaplar ve ayrıca sitenin analiz raporu için site kullanımını takip eder. Çerez, bilgileri anonim olarak saklar ve benzersiz ziyaretçileri tanımak için rastgele oluşturulmuş bir sayı atar.
_ga_5TB63MEG1H
2 yıl
Bu çerez, Google Analytics tarafından yüklenir.
CONSENT
2 years
YouTube, bu çerezi gömülü youtube videoları aracılığıyla ayarlar ve anonim istatistiksel verileri kaydeder.
Reklam çerezleri, ziyaretçilere alakalı reklamlar ve pazarlama kampanyaları sağlamak için kullanılır. Bu çerezler, web sitelerinde ziyaretçileri izler ve özelleştirilmiş reklamlar sağlamak için bilgi toplar.
Çerez
Süre
Açıklama
VISITOR_INFO1_LIVE
5 months 27 days
Kullanıcının yeni veya eski oynatıcı arayüzünü alıp almayacağını belirleyen bant genişliğini ölçmek için YouTube tarafından ayarlanan bir çerez.
YSC
session
YSC çerezi, Youtube tarafından ayarlanır ve Youtube sayfalarındaki gömülü videoların görüntülenmelerini takip etmek için kullanılır.
yt-remote-connected-devices
never
YouTube, bu çerezi, gömülü YouTube videosunu kullanan kullanıcının video tercihlerini depolamak için ayarlar.
yt-remote-device-id
never
Gömülü YouTube videosunu kullanarak kullanıcının video oynatıcı tercihlerini saklar