Tenkis davası, miras bırakanın, mirası üzerindeki tasarruf özgürlüğünü aşarak saklı pay sahibi mirasçıların miras hakkına yaptığı tecavüzün giderilmesi ve miras bırakanın yaptığı tasarrufun kanuni sınırlar içerisine çekilmesi için açılan bir dava türüdür.
1. Mirasta Saklı Pay Kavramı Nedir?
Miras bırakanın tasarruflarıyla terekede hak sahibi olmalarını önleyemeyeceği yasal mirasçılara, saklı paylı mirasçılar denilmektedir. Miras bırakan, malvarlığını dilediği gibi kullanma ve tasarruf etme yetkisine sahip olsa da, kanunen saklı paylı kabul edilen kişilerin miras payı üzerinde tasarruf edemez. Türk Medeni Kanunu’na göre; Altsoy yasal miras payının ½’si kadar, ana ve babadan her biri için yasal miras payının ¼’ü kadar, sağ kalan eş için: Altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı, diğer hallerde yasal miras payının ¾’ü kadar saklı pay hakkına sahip olacaklardır. Mirasta saklı paylara ilişkin detaylı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.
2. Tenkis Davasını Kim Açabilir?
Tenkis davasını kanunen sadece saklı pay sahibi olan mirasçılar açabilmektedir. mirasbırakan kişinin altsoyu (çocukları, torunları ….. gibi ) üstsoyu, (annesi ve babası) ve eşi açma hakkına sahiptir. Tenkis davasını, kural olarak kanunda tenkis davasını açmaya ehil olarak belirtilmeyen kişiler bu davayı açamazlar. Örneğin, vasiyet alacaklısı yani vasiyetname yolu ile yada miras sözleşmesi ile kendisine belirli bir mal yahut hak bırakılan kimse, tenkis davasını açma hakkına sahip değildir. Zira bu kişiler kanunen mirasçı sıfatına sahip olsa da, saklı pay sahibi değildirler.
3. Tenkis Davası Kime Karşı Açılır?
Tenkis davası kural olarak saklı pay sahibi mirasçılar tarafından, miras bırakanın lehine ölüme bağlı tasarruf yaptığı kişi veya kişilere ya da kurumlara karşı açılmalıdır. Örneğin, mirasbırakanın saklı pay sahibi olan eşi , bu davayı mirasbırakanın mallarını devrettiği üçüncü bir kişiye karşı açabilir.
4. Tenkis Hesabında Esas Alınacak Tereke Nasıl Hesaplanır?
Terekenin hesaplanması, mirasbırakanın malvarlığının belirlenmesi için yapılacak ilk ve enönemli hesaplamadır. Hesaplama yapılırken tereke aktiflerinden ( mirasbırakanın taşınmazları, bankadaki parası, araçları vs.) , önce aşağıda (-) ile belirtilen değerler çıkartılır. Sonrasında ise terekeyi hesap edebilmek için (+) ile belirtilen değerler terekeye eklenir.
Tereke Aktifleri – Cenaze Giderleri
Tereke Borçları
Tedbir Masrafları
Birlikte Yaşayanların Üç Aylık Geçim Giderleri
+ Sağlararası Karşılıksız Kazandırmalar
(Denkleştirmeye Tabi Kazandırmalar)
(Tenkise Tabi Sağlararası Kazandırmalar)
(Hayat Sigortası Satınalım Bedeli)
5. Tenkis Usulü Nedir?
Tenkis davası açıldıktan sonra tenkisin nasıl yapılacağı kanunda belirlenmiştir. Buna göre tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar; önce ölüme bağlı tasarruflardan, bu yetmezse en yeni tarihliden en eskisine doğru geriye gidilmek üzere sağlar arası kazandırmalardan yapılır. Ancak burada bazı kazandırmaların tenkisinin en son yapılacağı belirlenmiştir. Tüzel kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ile sağlararası kazandırmalar en son sırada tenkis edilir.
6. Tenkis Davasında Zamanaşımı
Tenkis davasını açma hakkına sahip olan saklı pay sahibi mirasçılar, saklı paylarının ihlal edildiğini öğrendikleri tarihten itibaren başlamak üzere 1 sene içerisinde tenkis davası açmalıdır. Ancak vasiyetnamenin açılmasından (yani miras taksiminden itibaren başlamak üzere) herhalde 10 yıl geçmekle, saklı pay sahibi mirasçıların tenkis davası açma hakkı zaman aşımına uğrar. Dolayısı ile süreler uymanız herhangi bir hak kaybına uğramamanız bakımından oldukça elzemdir.
Konuya ilişkin hukuki danışmanlık almak için uzman ekibimiz ile iletişime geçebeilirsiniz.
Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;
Mirasçılıktan çıkarma, bazı koşullarda saklı paylı mirasçıları saklı paylarından da yoksun bırakma olarak tanımlanabilir. Mirasçılıktan çıkarılan saklı paylı mirasçılar mirastan pay alamaz. Saklı pay kavramı içinburaya tıklayarak detaylı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Mirastan çıkarma uygulaması yalnız saklı paylı mirasçılar için uygulama alanı bulur. Bu durum miras bırakanın saklı payı olmayan yasal ya da iradi mirasçıları kendi iradesi ile mirastan mahrum bırakma imkânının olmasından kaynaklanır. Ancak şu hususa dikkat çekilmelidir ki, miras sözleşmesi ile mirasçı atanan kişilerin durumu da saklı paylı mirasçılara benzer. Şöyle ki, miras bırakan miras sözleşmesinden tek taraflı olarak dönemez. Bu halde mirasçılıktan çıkarmak için gerekli şartlar mevcutsa miras bırakan ölüme bağlı tasarruf olan vasiyet ile tek taraflı olarak miras sözleşmesinden dönerek kişiyi mirasçılıktan çıkarabilir.
Mirasçılıktan çıkarma sıkı şartlara bağlanmıştır. Kural olarak miras bırakan saklı paylı mirasçılar olan eş ve alt soyun saklı payları üzerinde tasarrufta bulunamaz. Başka bir ifadeyle, mirastan çıkarma şartları mevcut değilse miras bırakan istemese de saklı paylı mirasçılar saklı paylarını alır. Miras bırakan saklı paylar haricinde kalan kısım üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunabilir.
Medeni Kanun’un Mirasçılıktan Çıkarma İle İlgili Hükümlerini İncelersek:
I. Sebepleri
Madde 510- Aşağıdaki durumlarda miras bırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:
1. Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,
2. Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.
II. Hükümleri
Madde 511- Mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay alamayacağı gibi; tenkis davası da açamaz.
Miras bırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa miras bırakanın yasal mirasçılarına kalır.
Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.
III. İspat yükü
Madde 512- Mirasçılıktan çıkarma, miras bırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir.
Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer.
Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, miras bırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.
IV. Borç ödemeden aciz sebebiyle mirasçılıktan çıkarma
Madde 513- Miras bırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu, saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir. Ancak, bu yarıyı mirasçılıktan çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi şarttır.
Miras açıldığı zaman borç ödemeden aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya belgenin kapsadığı borç tutarı mirasçılıktan çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, mirasçılıktan çıkarılanın istemi üzerine çıkarma iptal olunur.
Mirasçılıktan Çıkarmanın Hukuki Sonuçları :
Mirasçılıktan çıkarma ölüme bağlı bir tasarrufla gerçekleştirilebilir. Ölüme bağlı tasarruf, vasiyetname olabileceği gibi miras sözleşmesi de olabilir; ancak çoğunlukla karşımıza vasiyetname çıkmaktadır. Miras bırakan tercih ettiği ölüme bağlı tasarrufu yaparken, saklı pay mirasçısını hangi sebeple mirasçılıktan çıkardığını açıkça belirtmelidir. Bu sebep açık olmalı, somut olaylara ve delillere dayanmalıdır.
Mirasçılıktan çıkarılan kimse mirasa ilişkin haklarını kaybetmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 511. maddesi bunu, “mirastan çıkarılan kimse mirastan pay alamadığı gibi tenkis davası da açamaz” şeklinde ifade etmiştir. Miras bırakan saklı paylı mirasçısını payının tamamı için ıskat edebileceği gibi mirasın bir kısmı üzerinde de yapabilmektedir.
Mirasçılıktan çıkarılma sonucu miras hakkını kaybeden kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi muamele görür. Miras bırakan başka türlü tasarrufta bulunmadıkça, mirastan çıkarılan kimsenin yasal payı, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu (çocuğu) varsa o kimselere şayet yoksa miras bırakanın yasal mirasçılarına kalmaktadır. Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.
Miras bırakan mirasçısını mirasçılıktan çıkardıktan sonraki süreçte affetmiş olabilir; ancak af, kendiliğinden ölüme bağlı tasarrufu hükümsüz hale getirmez. Miras bırakan iradesini başka bir ölüme bağlı tasarrufla açıklarsa bu durum mirasçılıktan çıkarmayı hükümsüz hale getirir. Bu hususta farklı bir pencere olarak, miras bırakan mirasçılıktan çıkardığı kişiyi sağlığında affetmiş olmakla birlikte af iradesini ölüme bağlı tasarrufla açıklamamış; fakat aile bağlarını bu kişiyle yeniden kurmuşsa, bu kişinin TMK m.512/III uyarınca tenkis davası açma hakkının olduğu ve bu davayı açarak saklı payını alabileceği söylenebilir.
Mirasçılıktan çıkarma tasarrufundan vazgeçen miras bırakan daha sonra aynı sebebe dayanarak mirasçıyı mirastan çıkaramaz.
Türk Medeni Kanunun 513.maddesine göre, miras açıldığı zaman aciz vesikasının hükmü kalmamışsa yahut aciz vesikasının içerdiği borç mirasçının miras payının yarısını aşmıyorsa çıkarma tasarrufu iptal edilir.
Mirastan ıskat edilen (mirasçılıktan çıkarılan) mirasçı, miras bırakanın hiçbir borcundan sorumlu olmaz. Mirasçı miras bırakanın mirası kaynaklı hiçbir hak ve menfaatten yararlanamayacağı gibi hiçbir borçtan da sorumlu değildir.
İlgili Yargıtay Kararları:
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2019/805 E., 2019/7396 K. sayılı kararı; “Mirastan çıkarmada miras bırakan; mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse, miras bırakana veya miras bırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir. Mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay alamaz. Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa miras bırakanın yasal mirasçılarına kalır. Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir” şeklindedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2019/5571 E. , 2021/471 K. sayılı 26.01.2021 tarihli kararı: ‘’ … mirasçının, miras bırakana karşı mükellef olduğu ailevi görevlerini kusurlu davranışlarla yerine getirmemesi, mirasçının miras bırakan ve aile üyelerine kötü davranması ve kötü sözler sarf etmesi, bayramlarda arayıp sormaması ve aile sırlarını ifşa etmesi gibi durumların ailevi görevlerin ağır bir şekilde ihlal edilmesi neticesinde değerlendirerek miras bırakanın bu sebeplerle mirasçılıktan çıkarma hakkı bulunduğu… ‘’
Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;
Mirasta denkleştirme, miras bırakanın sağlığında, mirasçısının ondan karşılıksız olarak aldığı malları ve kıymetleri aynen veya karşılığını geri vermesinden ve bunların mirasın taksimi sırasında hesaba katılmasından ibaret bir işlemdir.
Mirasta denkleştirme (iade), miras bırakanın öncelikle alt soyları arasındaki eşitliğin sağlanmasına, daha geniş olarak bütün mirasçılar arasındaki denkliği sağlamaya yönelik bir amaç taşır. Denkleştirmenin amacı, yasal mirasçılar arasında, miras bırakanın sağlığında bunlardan birine veya bazılarına yaptığı kazandırmalarla bozulan eşitliği, yeniden meydana getirmektir. Bu anlamda, mirasta denkleştirme sadece yasal mirasçılar için geçerlidir.
Denkleştirmeye Tabi Olan ve Olmayan Durumlar:
Miras bırakan tarafından yapılmış bulunan kazandırmanın, denkleştirmeye tabi olabilmesi için,
Miras bırakanın ivazsız (karşılıksız) bir kazandırma olmalıdır.
Kazandırma sağlar arası bir nitelik taşımalıdır.
Kazandırmada miras bırakanın kendi malvarlığından yapılmalıdır.
Kazandırmanın kazandırmadan yararlanan yasal mirasçının miras payına mahsuben yapıldığı miras bırakanın iradesinden anlaşılması gerekir.
Yasal denkleştirmeye tabi kazandırmalar; çeyiz, kuruluş sermayesi verme, malvarlığını devretme, borçtan kurtulma vb. şeklinde ifade edilen diğer kazandırmaların özellik ve niteliklerinden hareketle, alt soyun ekonomik bağımsızlığını kazanmasına, devam ettirmesine ve ilerletmesine hizmet eden ve onun hayatta daha iyi bir yer elde etmesini sağlamak amacı güden kazandırmalar anlaşılır.
Türk medeni kanunun 674 hükmünde Miras bırakanın çocuklarına yaptığı eğitim ve öğrenim masrafları denkleştirmeden muaf olacağını ancak alışılmış ölçüleri aşan miktarda yapılan masraflar denkleştirmeye tabi tutulacağı belirtilmiştir.
Olağan Hediyeler ile evlenme giderleri iadeye tabi değildir. TMK 675 olağan hediyelerin iadeye tabi olmadığını belirtmiştir. Olağan hediye kavramına ise doğum günü kutlaması, bir çocuğun dünyaya gelmesi, sınavlarda başarılı olması, okulu bitirmesi, yılbaşı kutlaması, bayram harçlıkları gibi bağışlamalar olağan hediye sayılır.
Yine medeni kanunumuzun 675. Maddesinde Olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun giderlerin de denkleştirmeden muaf tutulacağı hükme alınmıştır.
İade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkı davalınındır; davalı ister aynen iade eder, isterse bedelini öder. Miras payının aşan kısmının davalıda kalması miras bırakanın iradesinden anlaşılıyorsa, aşan kısım için iade istenemez. Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır. Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa kendiliğinden tenkis davasına dönüşmez. (Y14HD-K.2019/3584)
Denkleştirme ile Tenkisin Farkları
Denkleştirmeye konu kazandırma tümüyle terekeye iade edilirken tenkise tabi kazandırma tasarruf oranını aştığı kadarıyla indirilir.
Denkleştirmeye tabi kazandırmalar miras bırakanın yalnızca sağlığında yapmış olduğu kazandırmalar iken tenkise tabi kazandırmalar kural olarak ölüme bağlı kazandırmalar olup istisnaen bazı hallerde sağlararası kazandırmalar tenkis edilir.
Tenkis talebi, saklı paylı mirasçıdan diğer bir mirasçıya ileri sürülebileceği gibi saklı payı ihlal eden bağışlamayı alan 3.kişiye karşı da ileri sürülebilir.
Tenkis davasını sadece saklı payı olan mirasçı açabilir. Denkleştirmeyi ise saklı payı olsun olmasın miras hakkı olan herkes açabilir.
Altsoy ve altsoy dışındaki kanuni mirasçıların durumları ve farkları
Altsoy ve altsoy dışındaki kanuni mirasçıların hukuki durumları birbirinden farklıdır.
Muris hiçbir şey bildirmemiş olduğu takdirde, altsoy dışındaki kanuni mirasçıların mirasta iade mükellefiyetleri yoktur. Murisin iradesi anlaşılamadığında altsoy dışında kalan mirasçıların iade mükellefiyetlerinin olmadığı varsayılır. Altsoy dışındaki kanuni mirasçıya karşı ileri sürülen mirasta denkleştirme taleplerinde ise ispat yükü talebi ileri süren mirasçı üzerindedir. Karinenin aksini iddia eden ispatla mükelleftir. Altsoy ve altsoy dışında ispat külfetinin yer değiştirdiğine dikkat etmek gerekir.
Altsoy ve Altsoy Dışındaki Kanuni Mirasçıların Durumları ve Farkları
Altsoy ve altsoy dışındaki kanuni mirasçıların hukuki durumları birbirinden farklıdır.
Muris hiçbir şey bildirmemiş olduğu takdirde, altsoy dışındaki kanuni mirasçıların mirasta iade mükellefiyetleri yoktur. Murisin iradesi anlaşılamadığında altsoy dışında kalan mirasçıların iade mükellefiyetlerinin olmadığı varsayılır. Altsoy dışındaki kanuni mirasçıya karşı ileri sürülen mirasta denkleştirme taleplerinde ise ispat yükü talebi ileri süren mirasçı üzerindedir. Karinenin aksini iddia eden ispatla mükelleftir. Altsoy ve altsoy dışında ispat külfetinin yer değiştirdiğine dikkat etmek gerekir.
Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;
Ülkemiz yasal mevzuatı kapsamında karı koca arasındaki yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiştir. Bu kapsamda evlilik birliği süresince elde edinilmiş malların yarısı üzerinde diğer eşin alacak hakkı bulunmaktadır. Eşlerden birinin ölümü halinde eşler arasındaki mal rejimi de son bulacaktır. Sağ kalan eş bu durumda hem vefat edenin yasal mirasçısı olacağı gibi hem de evlilik birliği sebebi ile katılma alacağına hak kazanacaktır. Burada öncelikli olarak katılma alacağının hesaplanması, akabinde mirasın mirasçılar arasında paylaştırılması önem teşkil edecektir.
Sağ Kalan Eşin Miras Payı
Miras payları ise Türk Medeni Kanunu Madde 495 ve devamında düzenlenmiştir. Sağ kalan eşim miras payı oranları ise madde 499 kapsamında detaylandırılmıştır.
Sağ kalan eş, birlikte bulunduğu zümreye göre mirasbırakana aşağıdaki oranlarda mirasçı olur:
Mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte biri,
Mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısı,
Mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçü, bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır.
Burada üzerinde durulması gereken önemli bir husus sağ kalan eşin miras payından bahsedebilmek için; ölümün evlilik birliği süresi içerisinde gerçekleşmesi önem teşkil etmektedir. Evliliğin sona ermesiyle birlikte kural olarak taraflar arasında miras ilişkisi de sona erecektir.
Mirasbırakan mal kaçırma amacıyla uygulamada bağışları satış gibi gösterebilmektedir. Bu gibi durumlarda mirastan mal kaçırma davası diğer ismiyle muris muvaazası davasının açılması paylarına müdahale edilen mirasçıların lehine olacaktır. Detaylı bilgi içinİletişimsayfası üzerinden bize ulaşabilirsiniz.
Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;
Kimi zaman en yakınımızdaki insanların davranışları bizi üzmektedir. Çoğu zaman bu tür davranışlar anne, baba, eş veya çocuklar tarafından yapılmakta bunun kişi üzerinde mazur görülemeyecek derecede ağır sonuçları olabilmektedir. Bunun üzerine miras bırakan kişi cezalandırmak istemekte, bu çoğu zaman mirastan mahrum etme şeklinde ortaya çıkmaktadır. Günümüzde tanım olarak bunun daha çok evlatlıktan ret olarak halk arasında kullanıldığını görüyoruz. Fakat hukuken, 1970’li yılların Yeşilçam filmleri ve dizilerdeki gibi çocuğunuza “Seni evlatlıktan reddediyorum” diyemezsiniz. Bu bir film repliği. Türk hukukunda ‘evlatlıktan ret’ şeklinde bir hukuki düzenleme bulunmuyor. ‘Kötü evlat’, ancak cana kast gibi çok ağır bir suç işler ya da aile hukukundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmezse mirastan çıkarılabiliyor.
Mirasçılar, Muris( miras bırakan kişi ) tarafından yasal yollarla bıraktığı hem alacaklardan hem de borçlardan sorumlu olmaktadır. Miras bırakanın borçlarından sorumlu olmak istemeyen mirasçılara yasa koyucu bu mirası reddetme hakkı tanınmaktadır. Buna da “Reddi Miras” denilmektedir.
Reddi Miras uygulamasında, kişiye bırakılan miras ya tamamen reddedilmektedir ya da tamamen kabul edilmektedir. Kendisine miras bırakılan kişinin borçları reddedip, alacakları kabul etmek gibi bir hakkı söz konusu değildir. Mirası reddeden kişi borçlardan kurtulmakla beraber, miras bırakanın malvarlığından da feragat etmiş olur.
Mirasın reddi işlemleri Türk Medeni Kanunu‘nda ele alınmıştır. Konuyu ele alan TMK 605. madde-623. maddeler şu şekildedir;
Madde 605-”Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.” denilmektedir.
Madde 606- ”Miras, üç ay içinde reddolunabilir.” maddesi ile de mirasın reddini talep eden kişinin murisin (miras bırakanın) ölümünden üç ay içerisinde mirası reddetmeleri gerektiğini söyleyebiliriz.
Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe miras bırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. Bu noktada en çok aldığımız sorulardan birinin ölümü öğrendiğimiz tarih konusunda nasıl aksini ispat edebiliriz sorusudur. Bu noktada da özellikle yurt dışında yaşayan müvekkillerimizin ülkeye giriş ve çıkış tarihlerini esas almasını söylemekteyiz. Zira, miras bırakanın vefatından kısa bir süre sonra ülkeye giriş yaparak hakime ölümden haberdar olunmadığını söylemek hayatın olağan akışına aykırı olacaktır. Cenaze ve defin işlemleri için gelindiği düşüncesi de ağır basmaktadır.
Peki Yasal Mirasçı ve Atanmış Mirasçı kimdir?
Yasal mirasçılar, miras bırakanın kan hısımları, evlatlık ve altsoyu ile sağ kalan eştir. ( MK m. 495-501). Atanmış mirasçı, miras bırakanın kendi özgür iradesiyle mirasının bir kısmını veya tamamını belirli bir kişiye bırakmasıyla mirasçı olan kişidir. Şeklinde kanunda düzenlenmiştir.
Yine Türk Medeni Kanunu Madde 610 uyarınca : ” Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur.” denilmektedir. Bu halde, üç aylık süre içerisinde mirası reddetmeyen kişi mirası kabul etmiş sayılacaktır. Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması ise red hakkını ortadan kaldırmaz.
Mirasçı miras bırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesine yazılı veya sözlü olarak beyanda bulunmak suretiyle mirası reddedebilir(TMK. m. 609) Bu red beyanı mirasın tümünü kapsayacak şekilde kayıtsız ve şartsız olmak zorundadır. Miras kısmen reddedilemez. Aksi halde mirasçı mirası iktisap etmiş/kabul etmiş olur.
Mirasın reddi işlemi yanılma, aldatma, korkutma sonucu olmamışsa ret beyanının Sulh Hakimince tescil işlemi yapıldıktan sonra tek taraflı olarak bu ret beyanından dönmek mümkün değildir. Yanılma, aldatma veya hile sonucu mirasçının ret beyanında bulunması halinde yapılan ret işlemi için iptal talebinde bulunulabilir.
Mirasın reddi ile ilgili sürelerin başlangıcı şu şekillerde gerçekleşir:
Yasal Mirasçılar İçin: Kural olarak yasal mirasçılar için bu süre miras bırakanın ölümünü öğrendikleri anda başlar (TMK m.606). Eğer mirasçılık sıfatı daha sonradan öğrenilmiş ise bu tarih başlangıç olarak kabul edilir. Yasal mirasçının ölüme bağlı tasarruf ile miras dışında bırakılmış olması halinde ret süresi bu tasarrufun iptal edildiğinin mirasçı tarafından öğrenildiği anda başlar.
Atanmış Mirasçılar İçin: Atanmış mirasçılar için ret süresi üç aydır (TMK m. 606). Bu süre mirasçı olduklarını Sulh Mahkemesinin Vasiyetnameyi resmi olarak açması ve onlara tebliğ etmesi ile başar. Miras sözleşmesi ile atanan mirasçılar için bu süre yasal mirasçılarla aynı şekilde işler. Bu sözleşme ile üçüncü kişi atanmış olması halinde vasiyetnamedeki gibi resmi bildirim ile başlar.
Koruma Önlemi Olarak terekenin Deftere Geçilmesi: Koruma önlemi olarak terekenin yazımı halinde mirası ret süresi yasal ve atanmış mirasçılar için yazım işleminin sulh hakimi tarafından kendilerine bildirilmesi ile başlar (TMK m.607).
Ret Hakkının Sonradan Gelen Mirasçılara Geçmesi: Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına geçer (TMK m. 608). Bu durumda ölen mirasçının yerine geçen mirasçının iki ret hakkı doğar. Bu mirasçı hem kendi miras bırakanının kendisine bıraktığı mirası ret hakkına sahiptir; hem de kendi miras bırakanına onun miras bırakanından kalan mirası ret hakkına sahiptir. Mirasçı bu iki mirası reddedebileceği gibi sadece kendi miras bırakanına kalan mirası da reddedebilir. Ancak mirasçı kendi miras bırakanından kalan mirası reddedip, miras bırakanına kalan mirası kabul edemez. Çünkü ilk miras, ona mirası reddetmeden ölen kendi miras bırakanının terekesinin bir parçası olarak geçmektedir.
Sürenin Uzatılması ve Yeni Süre Verilmesi: Önemli sebeplerin varlığı halinde sulh hakimi yasal ve atanmış mirasçılara verilen ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre verebilir (TMK m.615). Bunun için taleple birlikte haklı bir sebep olmalıdır.
Reddi Miras Beyanı Hangi Mahkemeye Yapılır?
Mirasın reddi talebi mirasın açılacağı yerin Sulh Hukuk Mahkemesine yapılır. Bu da miras bırakanın yerleşim yeri mahkemesidir. Ret beyanı mirasın açıldığı yerin Sulh mahkemesi tarafından mahkemenin özel kütüğüne tescil edilir (TMK m.609). Mirası ret talebinde bulunan mirasçıya talep halinde mirası reddettiğine dair bir belge verilir (TMK m. 609)
Reddi Miras Beyanı İptal Edilebilir Mi?
Kural olarak miras reddedildikten sonra bundan dönmek mümkün değildir. Ancak Borçlar kanunu m. 23 vd. çerçevesinde yanılma, aldatma, korkutma sonucu mirasçının ret beyanında bulunması halinde yapılan ret işlemi için iptal talebinde bulunulabilir. Mirasçı ret beyanının iptalini dava yolu ile ileri sürecektir.
Mirasın Reddi Hakkı Düşer mi?
Yasal süresi içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız, şartsız kazanmış olur (TMK m. 610) Bu süre dolmadan mirasçı olarak tereke işlerine karışan, olağan yönetim dışındaki tereke işlerini yürüten ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı artık mirası reddedemez. Mirası ret hakkı şu hallerde düşer:
Feragat Sebebiyle Ret Hakkının Düşmesi; Mirası redden , feragat etmek isteyen mirasçı yazılı veya sözlü olarak miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh Mahkemesine beyanda bulunabileceği gibi bu beyanı ilgililere de (mirasçılar, vasiyet alacaklıları, tereke alacaklıları) yöneltebilir.
2 . Tereke İşlerine Karışması Nedeni İle Ret Hakkının Düşmesi;
Mirasçılardan biri terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan ve miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapmak suretiyle tereke işlerine karışırsa, bu durum mirasçının mirası örtülü olarak kabul ettiğini gösterir ve mirasçının mirası ret hakkı sona erer (TMK m. 610). Yapılan bu işlemlerin olağan olup olmadı işlemin mahiyetine göre belirlenir.
Miras bırakanın zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin dolmasına engel olmak için dava açması veya cebri icra yoluna başvurması ret hakkını ortadan kaldırmaz(TMK m. 610/ll). Buradaki amaç terekenin menfaatini korumak olduğu için mirasçı tereke işlerine karışmış olsa da ret hakkı düşmez. Yine Yargıtay’a göre mirasçılık belgesi almak tereke işlerine karışmak olarak nitelendirilemez ve bu eylem mirası örtülü kabul anlamına gelmez.
Sosyal güvenlik kurumunca dul veya yetim maaşı verilmesi tereke işlerine karışmak olarak değerlendirilemez. Dul veya yetim maaşı almak ret hakkının düşmesine yol açmaz. Yargıtay “destekten yoksun kalma” tazminatının mirasçılık sıfatından bağımsız bir nitelik taşıdığını, mirasın reddedilmiş olmasının bu tazminatın talep edilmesine engel olmadığını belirtmiştir.
Mirasçıların tereke işlerine karışması olgusu hakim tarafından somut olayın yani mirasçının tereke ile ilgili yaptığı işlerin özelliklerine göre değerlendirilecektir. Bu şekilde örtülü bir kabul olup olmadığı ortaya konulacaktır.
3. Mirasçının Terekeye Ait Bir Malı Kendisine Mal Etmesi veya Gizlemesi Nedeni ile Ret Hakkının Düşmesi;
Mirasçılardan birinin ret süresi içinde terekeye ait bir malı gizlemesi veya kendisine mal etmesi halinde mirasçının ret hakkı düşer ve mirasçı mirası kabul etmiş sayılır (TMK m. 610). Bu eylemi yapan kişinin mirasçı olduğunu bilmesi ve kasten hareket etmesi gerekir.
Mirasın Hükmen Reddi Nedir? Nasıl Yapılır?
Miras bırakanın ölümü tarihinde ödemeden aczi açıkça belli ve resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/ll). Özetle, miras bırakanın boçları terekedeki mal varlığından fazla ise miras hükmen( kanunen, ret beyanı gerekmeksizin) reddedilmiş sayılır.
Hükmi rette şartların varlığı halinde herhangi bir irade açıklamasına gerek yoktur. Bu halde kabul ve ret için bir süre öngörülmemiştir. Bunun tespiti mahkemeden her zaman istenebileceği gibi, tereke alacaklılarının açtıkları davalarda da her zaman ileri sürülebilir.
Hükmi ret halinde de mirasçılar mirasın açılmasıyla terekeyi bir bütün olarak kazanırlar ancak bu kazanma geçicidir. Mirasçı mirası reddettiğini beyan etmek zorunda değildir. Karine olarak Mirasçıların ret süresini susarak geçirmeleri halinde mirası reddettikleri kabul edilmiştir (TMK m. 605). Hükmi ret karine olarak kabul edildiğinden ret için mirasçıların beyanda bulunmalarına gerek yoktur. Ancak mirasçı ilerde doğabilecek ihtilafları önlemek için Sulh Mahkemesine beyanda bulunabilir.
Miras bırakanın ölümü anında borçlarını ödemekten aciz durumda olması ve ödemeden aczinin açıkça belli olması, ya da Borçlarını ödemeden aczinin resmen tespit edilmiş olmasıdır.
Bu şartların varlığı halinde mirasçıların karine olarak mirası reddettikleri kabul edilir. Bunun için ayrıca Sulh mahkemesine bu yönde bir beyanda bulunmalarına gerek yoktur. Ancak dava açıp tespit edilmesine de bir engel yoktur. Mirasçılar miras bırakanın borcundan dolayı tereke alacaklılarının kendilerine karşı açtıkları davalarda hükmi reddi savunma olarak ileri sürebilirler. Bu itiraz mahkemece hadise şeklinde incelenip karar verilebileceği gibi mirasçılara bu konuda iddialarını ispat etmeleri için uygun bir süre de verilebilir. İcra İflas Kanunun 68/IV maddesi de bu yöndedir. Bu şekilde mirasçılara karşı açılan dava veya icra takiplerinde mirasçılar Hükmi reddi bir itiraz olarak ileri sürebilir. Bunun için mirasçıya bu konuda ilam getirmesi için uygun bir süre verilecektir. Bu itirazı İcra Mahkemesi incelemeye yetkili değildir.
Mirasçılar tarafından kendilerine karşı tereke borcundan dolayı açılacak takiplerde hükmi reddin ileri sürülmesi ve devamında hükmi reddin tespiti hususunda açılacak davalarda görevli ve yetkili mahkeme HMK’nın ilgili maddelerine göre belirlenir. Buna göre Yetkili Mahkeme takipte bulunan davalı tereke alacaklısının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Görevli Mahkeme ise Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Mirasın Reddinin Sonuçları Nelerdir?
Mirasın reddi ile mirasçılık sıfatı geçmişe etkili olarak, yani miras bırakanın ölümü anından itibaren sona erer (MK m. 611). Mirasın reddi yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılar açısından ayrı ayrı hukuki sonuçlar doğurur:
Yasal Mirasçılar Açısından Reddi Mirasın Hukuki Sonuçları
Mirasın reddi mirasçılık sıfatını geçmişe etkili olarak sona erdirir. Miras, mirası reddetmiş olan mirasçı miras bırakandan önce ölmüş gibi paylaştırılır. Mirası reddedenin altsoyu varsa miras payı onlara geçer, yoksa bu durumda onunla aynı zümrede mirasçı olanların miras payı artar.
En yakın yasal mirasçıların tümüm mirası reddederse tereke MK. m. 612/l’e göre Sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Miras mirası reddedenin yerini alan mirasçılara geçmez.
Resmi tasfiye yapıldıktan sonra terekenden arda kalanlar mirası reddedenler arasında paylaştırılır(TMK m. 612/ll) Sadece atanmış mirasçıların hepsi mirası reddederse onların payı terekeye geri döner ve bundan yasal mirasçılar yararlanır. Bu durumda TMK 612 uygulanmaz.
Hem yasal hem de atanmış mirasçıların tümü mirası reddederse TMK 612’ye göre resmi tasfiyeye gidilir.
Sadece yasal mirasçılar mirası reddederse bu durumda TMK 612 uygulanmaz. TMK 611’e göre onların payı yerlerine geçen yasal mirasçılara geçecektir.
Mirasın altsoyun tamamı tarafından reddi halinde MK 613’e göre altsoyun miras payının tümü eşe geçer ve eş tek başına mirasçı olur. Altsoyun tamamı mirası reddedince miras ikinci zümreye geçmez ve eş tek başına mirasçı olur. Buradaki altsoy sadece miras bırakanın ölümü ile ilk sırada mirasçı olan altsoy olup altsoy zümresinin tamamı değildir.
TMK 614’te sonra gelen mirasçı lehine mirasın reddini düzenlemiştir. Buna göre mirası reddeden mirasçı kendisinden sonra gelen mirasçı ya da mirasçıların, kabul ya da ret için davet edilmeleri şartıyla mirası reddeder. Bu daveti miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh mahkemesi yapar. Mahkeme alt derecedeki mirasçıyı bir ay içinde karar vermeye davet eder. Bu süreyi susarak geçirme ret olarak kabul edilir.(TMK 614/ll)
Atanmış Mirasçıların Mirası Reddinin Sonuçları
Atanmış mirasçıların mirası reddetmeleri halinde aksine bir düzenleme yoksa reddedilen miras kesiminden sadece yasal mirasçılar yararlanır (TMK m 611/ll).
Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;
Mirasta Saklı Pay | İzmir Miras Avukatı | Av. Dilek Yavuz Uysal
Mirasta Saklı Pay Nedir?
Türk Medeni Kanunu‘nun 506. maddesinde düzenlenen saklı paya ilişkin maddesi uyarınca, saklı paylı mirasçılar birinci zümrede miras bırakanın altsoyudur. Yani miras bırakanın çocukları, torunları varsa torun çocuklarıdır. İkinci zümrede (Alt soyu olmadan ölmesi halinde) ölenin ana ve babası saklı pay sahibidirler. Buna karşılık kardeşlerin, kardeş çocuklarının saklı payları yoktur. 04.05.2007 tarihinde kardeşlerin saklı payları olmasına ilişkin hüküm madde metninden çıkarılmıştır. Kanunumuz bunların dışında, detaylı olarak izah edeceğimiz şekli ile sağ kalan eşe de saklı pay tanınmıştır.
Miras bırakanın çocukları için miras payının yarısı , anne ve babadan her biri için miras payının 1/4’ü, sağ kalan eş için anne baba veya çocuklar ile mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı, diğer hallerde miras payının 3/4’ü oranındaki haklarının miras bırakan tarafından vasiyetname ya da başka ölüme bağlı tasarrufla herhangi bir kişi veya kuruma bırakılamaması durumuna saklı pay denir. Bir başka anlatımla, bu bahsedilen kişilerin miras hakkı kanunlarımız ile korunmakta olup; miras bırakan kişinin malvarlığını kaçırmasının önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Böylece, miras bırakan kişi malvarlığını ölğme bağlı tasarruflarla eksiltemez.
Bilgi: Yasal mirasçı olarak yalnızca miras bırakanın alt soyunun bulunması halinde terekenin yarısı bunların saklı payıdır demiştir.
Örnek: Terekedeki tüm malların toplam değeri 80.000 TL olsun. Yasal mirasçı olan miras bırakanın 2 çocuğundan her birinin miras payı 40.000’er TL’dir. Ancak bunun yalnızca yarısı saklı paydır. Yani iki çocuğun saklı payı 20.000’er TL’den toplam 40.000 TL’dir. Miras bırakan mirasının kalan 40.000 lirası üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir.
Miras bırakan tarafından saklı payları ihlal edilerek malvarlığının kaçırılması durumunda saklı pay sahibi olan mirasçılar tenkis davası açarak, saklı paylarının kendilerine teslimini talep edebilir. Tenkis davası, TMK. Md.560’da düzenlenmiş olup, bu maddeye göre, “saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler.” Bir başka anlatımla, tenkis talebi hakkının meydana gelebilmesi için ölüme bağlı tasarrufları veya sağlar arası bağışlamaları ile miras bırakanın tasarruf oranını aşmış olması gerekir ve mirasçının saklı pay hakkının ihlal edilmiş olması gerekir. Saklı paya ilişkin çılacak olan dava, miras bırakanın miras sözleşmesi veya vasiyetname ile yaptığı bağışlamalar için açılabileceği gibi bazı durumlarda sağlığında yaptığı bağışlamalar için de açılabilir.
Mirasta Saklı Pay Nasıl Hesaplanır?
Mirasta saklı payın hesaplanabilmesi için öncelikle tereke mallarının tespit edilmesi ve kıymetlendirilmesi gerekir. Akabinde yukarıda paylaşmış olduğumuz saklı pay oranları uygulanarak saklı pay oranı tespit edilir.
Saklı payın hesaplanabilmesi için miras bırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri ile iras bırakan ile yaşayanların 3 aylık geçim giderleri öncelikle terekeden çıkarılır. Miras bırakanın sağlığında yaptığı tenkise veya mirasta iadeye tabi bağışlamaları ve varsa miras bırakanın sağken yaptığı saklı payı ihlal eden bağışlamaların terekeye iadesi gerekir. Görüldüğü üzere miras davaları yapısı itibari ile karışık olup mutlaka bir miras hukuku alanında çalışmalarda bulunan avukat ile takibi önemli davalardır.
Sağ Kalan Eşin Saklı Payı:
Sağ kalan eşin saklı payı altsoy ve ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde miras hakkının tümü, diğer hallerde ise ¾’ü olarak belirlenmiştir.
Sağ kalan eşin saklı payı aynı yasal miras hissesinin belirlenmesinde olduğu gibi kimle birlikte mirasçı olduğuna göre değişmektedir. Bu sebeple ayrı ayrı inceleyelim:
1. Sağ kalan eşin birinci zümre ile birlikte mirasçı olması: Sağ kalan eş birinci zümre mirasçılarıyla yani miras bırakanın alt soyu ile birlikte mirasçı olduğu takdirde yasal miras payı ¼’tür. Saklı payı ise yasal miras payının tümü yani mirasın ¼’dür.
2. Sağ kalan eşin ikinci zümre ile birlikte mirasçı olması: Sağ kalan eş ikinci zümre mirasçıları yani miras bırakanın ana babası ve bunların alt soyu (kardeşler, yeğenler vb) ile birlikte mirasçı olduğu takdirde yasal miras payı mirasın yarısıdır. Saklı payı ise yasal miras payının tamamıdır. Buna göre sağ kalan eşin saklı payı miras mallarının yarısıdır.
3. Sağ kalan eşin üçüncü zümre ile birlikte mirasçı olması: Bilindiği üzere sağ kalan eşle birlikte mirasçı olan üçüncü zümrede yalnızca dede ve nineler ve bunların çocuklarına miras hakkı tanınmaktadır. Bunların alt soylarına miras hakkı tanınmamaktadır. Miras bırakanın dede ve nineleri ve bunların çocukları ile mirasçı olan sağ kalan eşin yasal miras payı mirasın ¾’dür. Yasal miras hakkının ¾’ü ise saklı paydır. Dolayısı ile mirasın 9/16’sı sağ kalan eşin saklı payıdır.
4. Sağ kalan eşin tek başına mirasçı olması: Sağ kalan eş tek başına mirasçı olduğu takdirde mirasın tamamı sağ kalan eşin yasal mirası, bunun ¾’ü ise saklı payıdır.
Konuya ilişkin hukuki danışmanlık almak için iletişim sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;
Kan bağına dayanan soybağı, adından da anlaşılacağı üzere, ana-baba ve çocuk arasındaki kan bağına dayanmaktadır. Ana yönünden soybağı, çocuğun doğumuyla birlikte kendiliğinden kurulmaktadır. Baba yönünden soybağı ise, evlilik birliği devam ederken veya evlilik birliğinin sona ermesinden itibaren üç yüz gün içinde doğan çocuklarda doğum ile kurulduğu gibi, babanın anayla sonradan evlenmesi, babanın yapmış olduğu tanıma ve babalık davasında hâkim kararı ile de kurulabilmektedir. Tabiî ki, bunun için ana-baba ve çocuk arasında kan bağı bulunması zorunludur. Evlât edinme ise, kan bağına dayanmayan yapay bir soybağı ilişkisidir. Bu ilişki, hukuki yolla kurulur.
Miras İlişkisi:
Doğrudan kanun koyucu tarafından miras hakkına sahip olan kişiler vardır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir. Kan hısımlığı bulunanlar, evlatlığı ve altsoyu, miras bırakan kişinin eşi, devlet. Görüldüğü üzere evlatlık olan kişi, kanun koyucu tarafından miras hakkına sahip kişilerden sayılmıştır.
Evlatlığın Miras Hakkı:
Evlatlık ve altsoyunun, miras bırakan yani evlat edinenin mirasından pay alabilmeleri için aşağıdaki koşulların gerçekleşmiş olması gerekir. Bunlar;
Evlat edinenin ölmesi,
Evlat edinenin ölümü anında, evlatlık ilişkisinin geçerli olması,
Evlatlık ilişkisinin devam ediyor olmasıdır.
Evlat edinme işlemleri devam ederken, evlat edinmek isteyen kişi ölürse, işlem tamamlanmadığından geçerli bir evlatlık ilişkisi ölüm anında kurulmamış olacağından bu durumda evlatlık ve alt soyun mirasçılığı söz konusu olmaz. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre evlatlık sözleşmesinin feshi ve evlatlık ilişkisinin kaldırılması hakkında açılan davanın görülmesi sırasında evlat edinen şahsın ölümü halinde yasal ve hukuki halefleri olan mirasçılar davayı takip ve sonuçlandırmak hakkına sahiptir.
Evlatlığın mirasçılık hakkı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 314 ve 500.maddelerinde düzenlenmiştir.
TMK m.314:“Ana ve babaya ait olan haklar ve yükümlülükler evlat edinene geçer. Evlatlık, evlat edinenin mirasçısı olur. Evlatlık küçük ise evlat edinenin soyadını alır. Evlat edinen isterse çocuğa yeni bir ad verebilir. Ergin olan evlatlık, evlat edinilme sırasında dilerse evlat edinenin soyadını alabilir.
Eşler tarafından birlikte evlat edinilen ve ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına ana ve baba adı olarak evlat edinen eşlerin adları yazılır.
Evlatlığın, miras ve başka haklarının zedelenmemesi, aile bağlarının devam etmesi için evlatlığın naklen geldiği aile kütüğü ile evlat edinenin aile kütüğü arasında her türlü bağ kurulur. Ayrıca evlatlıkla ilgili kesinleşmiş mahkeme kararı her iki nüfus kütüğüne işlenir.
Evlat edinme ile ilgili kayıtlar, belgeler ve bilgiler mahkeme kararı olmadıkça veya evlatlık istemedikçe hiçbir şekilde açıklanamaz.”
TMK m.500: ‘’ Evlâtlık ve altsoyu, evlât edinene kan hısımı gibi mirasçı olurlar. Evlâtlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder. Evlât edinen ve hısımları, evlâtlığa mirasçı olmazlar.’’
Kanuni düzenlemeden yararlanılabilmesi için öncelikle evlatlık ilişkisinin hukuken kurulmuş olması gerekir. Evlat edinme işleminden önce doğmuş olsun ister de evlat edinme sonrasında doğmuş olsun evlatlığın tüm alt soyu da evlat edinenin mirasçısı olarak kabul edilir. Evlatlığın gerçekleştiği anda evlatlık olarak alınan kişinin çocuklarının ya da çocuğunun reşit durumda olması dahi bu durumunda etki eden bir sebep olmaz ve mirasta hak sahibi olarak sayılırlar. Evlatlığın mirasçılığı ise sınırlı olup tek taraflıdır. Evlatlığın ölümü halinde yasal mirasçıları sadece onun alt soyu ve kan hısımları olarak kabul edilir.
Evlatlıkla İlgili Düzenlemeler:
Evlatlığın mirasçılığı, aynı zamanda öz anne ve babasından da devam eder. Böylelikle hem evlat edinene hem de öz anne – babasına mirasçı olabilmektedir.
Evlatlık yalnızca kendisini evlat edinen kişinin mirasçısı olabilir. Onun eşinin veyahut başka bir akrabasının mirasçısı olamaz. Bu onu diğer kan hısımlığına dayanan mirasçılıktan ayıran bir özelliktir.
Evlatlığın, kendisini evlat edinenden önce vefat ettiğini varsayarsak da evlat edinen evlatlığın mirasçısı olamaz. Bu halde evlatlık tek taraflı mirasçılık getirir. Yani evlat edinen ve hısımları evlatlığa mirasçı olamayacaktır.
Evlatlık Mirasçılıktan Çıkarılabilir Mi?
Evlatlık olarak kabul edilen kişi ile kişinin öz çocuğu aynı miras hakkına sahiptir. Evlatlığın ya da mirasçısı olarak kabul edilen kişilerin mirastan yoksun bırakılabileceğine dair içeriğe Medenin Kanunun 510.maddesinde rastlamak mümkündür. Maddeye göre;
“Aşağıdaki durumlarda miras bırakan ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir.
Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemiş ise;
Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemiş ise”
Yukarıda yer alan hükümler uyarınca evlatlık olarak alınan kişide öz olarak evlat kabul olan kan hısımlığı bulunan kişi de aynı ölçüde mirastan çıkarılma durumu ile karşılaşabilmektedir. Bu hükümler çerçevesinde evlatlık olan kişinin ağır suç unsuru olarak ifade edilen duruma eşlik etmesi gerekir.
İlgili Yargıtay Kararı: Yargıtay 14.Hukuk Dairesi de 2017/2282 Esas, 2021/892 Karar sayılı ve 15.02.2021 tarihli kararında “4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun 314/2. maddesine göre evlatlık evlat edinene mirasçı olur. Aynı kanunun 500. maddesi hükmüne göre ise evlatlık ve alt soyu sadece evlat edinen yönünden kan hısımı gibi mirasçı olur. Evlat edinenin kendi miras bırakanlarından daha önce ölmesi halinde evlatlığın evlat edinenin miras bırakanlarına mirasçı olacağına ilişkin yasada bir hüküm bulunmamaktadır.” demektedir.
Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;
Vasiyetname, kişinin ölümünden sonra malvarlığının ne şekilde tasfiye edileceği ve mirasının ne şekilde paylaştırılacağı yönünde sözlü veya yazılı olarak beyanda bulunulan bir çeşit ölüme bağlı tasarruftur. Yalnızca kanuna ve usule uygun olarak düzenlenen bir vasiyetname, murisin iradesine uygun şekilde sonuç doğurur. Ayrıca kişinin vasiyetname ile çocuğunu tanıması veya vakıf kurması ya da mevcut bir vakfa bağışta bulunması gibi hususlar da mümkündür.
El yazısı ile vasiyetname Türk Medeni Kanunun 538. maddesinde düzenlenmiştir. Miras bırakan kişinin tamamını el yazısı ile oluşturduğu tek taraflı gerçekleşen ve ölüme bağlı olarak sonuç doğuran saklı paylar dışındaki mirasın paylaşımına yönelik düzenlenebilen vasiyetname türüdür.
Vasiyetname resmi, el yazılı, sözlü olmak üzere üç şekilde yapılabilir. Vasiyetnamenin bir türü olan el yazısı vasiyetname, üç tür arasında yapılması en kolay ve masrafsız vasiyetname olduğundan tercih edilmektedir. El yazılı vasiyetname hiçbir resmi memurun katılmasına gerek olmaksızın vasiyetçi tarafından tek başına düzenlenebilmektedir. Vasiyetçi vasiyetname yaparken aşağıda sıralanan şartlara uymak zorundadır:
Şartları:
1. Bütün vasiyetname başından sonuna kadar el yazısı ile yazılmış olmalıdır.
Herhangi bir makine ile el yazılı vasiyetname yazılamaz. Buradaki amaç kişinin el yazısının ayırt edici olması ve vasiyetnamenin gerçekten o kişi tarafından hazırlanıp hazırlanmadığı, tasarrufların o kişi tarafından yapılıp yapılmadığının anlaşılabilmesidir
2. Vasiyetçi yıl, ay, günü göstermek suretiyle vasiyetnamede tarihi de el yazısı ile yazmalıdır.
Bu sayede vasiyetçinin vasiyetnameyi yaptığı tarihte vasiyetnamenin geçerlilik şartlarından olan ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı tespit edilir. Bunun yanında birden fazla vasiyetname olması halinde hangi vasiyetnamenin önce hangisinin sonra yapıldığının ve hangi vasiyetnamenin geçerli olduğunun belirlenmesi sağlanmış olur.
3. Vasiyetçi vasiyetnameye el yazısı ile imzasını atmalıdır.
Mühür veya herhangi bir alet vasıtası ile imza, parmak basma ve benzeri şekilde imza şartının sağlanmış olması mümkün değildir. Bu tür vasiyetnamelerde imza şekil şartı olup, mühür ve benzeri kullanımlar imza şartının geçerliliğini ortadan kaldırmaz. Üçüncü kişiler tarafından yapılan eklemeler sonuç doğurmaz ve miras bırakanın düzenlemeleri geçerliliğini korur. İmza vasiyetnamenin en sonuna, son satırın altına atılmalıdır.
4. El yazısı ile hazırlanmış vasiyetname notere, sulh hakimine veya yetkili memura bırakılabilir.
Bu husus zorunlu değildir ve vasiyetnamenin geçerliliğini etkilememektedir. Vasiyetçi vasiyetnamesini kendi de saklayabilir.
Bütün bu şartları sağlayan vasiyetname vasiyetçinin ölümünden sonra hüküm ve sonuçlarını doğuracaktır. Yani, vasiyetçinin vasiyetnamesi ile mal bıraktığı kişiler vasiyetçi hayattayken bu mallara yönelik herhangi bir talepte bulunamaz. Vasiyetçi de hayattayken istediği zaman yeni bir vasiyetname yapıp önceki vasiyetnamesinden dönerek bu kişilere mal bırakmaktan vazgeçebilir. İlk vasiyetnamede mal bırakılmış olan kişiler yeni bir vasiyetname ile önceki vasiyetnameden dönülmesine müdahale edemez.
El yazılı vasiyetname üç vasiyetname arasında en kolay vasiyetname türü olsa da Türk Medeni Kanunu’nda el yazılı vasiyetname düzenlenmesinde uyulması aranan şartlar göründüğü kadar basit değildir ve bir şartın gerçekleştirilmesindeki en ufak hata vasiyetnamenin iptal edilmesi sonucunu doğurabilmektedir. Vasiyetnameler, çok ciddi şekil şartlarına tabiidir. Dolayısıyla her ne kadar makalemizde kanun ve uygulamaya ilişkin detaylı bilgi veriyor olsak da mutlaka bir miras avukatı vasıtasıyla profesyonel hukuki destek almanızı tavsiye ediyoruz.
Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;
Vasiyetname yapabilmek için öncelikle on beş yaşını doldurmuş olmak ve ayrıt etme gücüne sahip olmak gerekir (MK.m.502). Vasiyetname yapılırken miras bırakanın uyması gereken şekil kuralları ile bazı sınırlamalar bulunmaktadır. Miras bırakan terekenin üzerinde sınırsız tasarruf hakkına sahip değildir. Miras bırakanın ölüme bağlı tasarruf hakkı, yani vasiyetname düzenleme hakkı, “saklı paylı mirasçıların saklı paylarını” ihlal etmemelidir. Miras bırakan, ancak bu saklı paylara dokunmayacak şekilde tasarrufta bulunabilir.
Vasiyetname, kişinin ölümünden sonra malvarlığının ne şekilde tasfiye edileceği ve mirasının ne şekilde paylaştırılacağı yönünde sözlü veya yazılı olarak beyanda bulunulan bir çeşit ölüme bağlı tasarruftur. Yalnızca kanuna ve usule uygun olarak düzenlenen bir vasiyetname, murisin iradesine uygun şekilde sonuç doğurur. Ayrıca kişinin vasiyetname ile çocuğunu tanıması veya vakıf kurması ya da mevcut bir vakfa bağışta bulunması gibi hususlar da mümkündür.
Vasiyetname resmi, el yazılı, sözlü olmak üzere üç şekilde yapılabilir. Resmi vasiyetname, resmi memur tarafından iki tanığın katılmasıyla düzenlenir. Vasiyetnameyi düzenleyecek resmi memur; Sulh hakimi, noter veya kanunda kendisine yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir. Ancak kanunda sayılan bazı kişiler vasiyetnamenin hazırlanmasında resmi görevli memur veya tanık olarak bulunamazlar. Bunlar; fiil ehliyeti bulunmayanlar, kamu hizmetinden yasaklılar, okur-yazar olmayanlar, miras bırakanın eşi, alt ve üst soy kan hısımları, kardeşleri, bunların eşleridir (MK. m. 536).
Bunlardan birinin resmi memur veya tanık olarak katıldığı resmi vasiyetname şekil yönünden sakat olur ve iptali istenebilir. Ayrıca resmi vasiyetname ile; vasiyetname düzenlenmesine katılan resmi memur veya tanıklar, bunların alt soy-üst soy hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşlerine bir kazandırmada bulunulamaz (MK. m.536/ll). Bu kişilere resmi vasiyetname yolu ile kazandırmada bulunulması halinde, ölüme bağlı tasarrufun tamamı değil, sadece bu kısmın iptali gerekir (MK. m. 558).
Türk Medeni Kanunu’nda iki türlü resmi vasiyetname şekli yer almaktadır: Bunlar “okunarak ve imzalanarak yapılan” ve “okunmadan ve imzalanmadan yapılan” vasiyetnameler olarak ikiye ayrılır:
1.Okunarak ve İmzalanarak –TMK 533,534
Resmi vasiyetname ile ölüme bağlı tasarrufta bulunmak isteyen vasiyetçi öncelikle son arzularını resmi memura yazılı veya sözlü olarak bildirir. Resmi memur soracağı sorularla vasiyetnameyi vasiyetçinin iradesine uygun olacak şekilde anlaşılır hale getirir. Resmi memur tarafından hazırlanan vasiyetname incelenmesi için vasiyetçiye verilir, vasiyetçi iradesine uygun bulursa metni imzalar. Bu imza mutlaka vasiyetçinin el yazısı ile olmalıdır. Mühür kullanmak ve parmak basmak yeterli değildir; vasiyetnamenin iptali sebebidir. Vasiyetçinin imzasından sonra resmi memur tarihi de yazarak metni imzalar. Resmi memur da imzasını attıktan sonra vasiyetçi vasiyetnameyi okuduğunu ve metnin son arzularına uygun olduğunu resmi memur ve iki tanık önünde beyan eder. Son olarak tanıklar da vasiyetçinin, resmi vasiyetname metnini kendilerinin önünde okumuş olduğunu ve vasiyetnamenin son arzularına uygun olduğunu beyan ettiğini, vasiyetçiyi tasarrufa ehil gördüklerini açıklayıp şerh verdikten sonra vasiyetnameyi imzalarlar. Böylece bu birinci türdeki resmi vasiyetname geçerli bir şekilde düzenlenmiş olur.
2.Okunmadan İmzalanmadan – TMK 535
Okuma yazma bilmeyenler ve hastalık veya körlük gibi sebeplerle okuma yazma iktidarından yoksun olanlar, vasiyetnameyi okuyup imzalayamayacaklarından bu ikinci tür resmi vasiyetnameyi yapabilirler. İkinci tür resmi vasiyetnamenin birinci tür resmi vasiyetnameden farkı resmi memur ve tanıkların vasiyetnamenin düzenlenmesinde daha çok rol oynamalarıdır. Yine birinci tür resmi vasiyetnameye benzer şekilde vasiyetçi son arzularını resmi memura bildirir. Resmi memur vasiyetnameyi hazırlar. Fakat birinci türden farklı olarak vasiyetçi okuma yazma bilmediğinden bu defa vasiyetname bizzat resmi memur tarafından iki tanık önünde vasiyetçiye okunur. Daha sonra vasiyetçi okunan vasiyetnamenin iradesine uygun olduğunu iki tanık önünde resmi memura beyan eder. Akabinde resmi memur vasiyetnameye tarihi yazıp vasiyetnameyi imzalar. Bundan sonra vasiyetçinin vasiyetnameyi imzalaması gerekmez. Zaten okuma yazma bilmediğinden imza atması da vasiyetçiden beklenmez. Son aşamada tanıklar, vasiyetçinin vasiyet ehliyetine sahip olduğunu, vasiyetname metninin kendi önlerinde resmi memurlar tarafından vasiyetçiye okunduğunu, okunan metnin vasiyetçinin son arzularına uygun olduğunu şerh verirler ve vasiyetnameyi imzalarlar.
İşte miras bırakanın ölümünden sonra mallarının, gerçekten son arzularına uygun şekilde mirasçılara geçmesini sağlamasının en güvenceli yolu yukarıda açıklanmış olan iki tür resmi vasiyetnameden birini kanunda belirtilen koşullara uygun olarak yapmaktır. Vasiyetnameler, çok ciddi şekil şartlarına tabiidir. Dolayısıyla her ne kadar makalemizde kanun ve uygulamaya ilişkin detaylı bilgi veriyor olsak da mutlaka bir miras avukatı vasıtasıyla profesyonel hukuki destek almanızı tavsiye ediyoruz.
Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;
Vasiyet: bir kimsenin, kendisinin ölümünden sonra yapılmasını istediği ve yerine getirilmesi gereken şey ya da şeyler olarak tanımlanmaktadır. Vasiyet yapan kişinin yapmış olduğu vasiyetinden vazgeçmesi ise kanunlarımızda vasiyetten dönme olarak tanımlanmaktadır. Vasiyetçi her zaman vasiyetinden dönebilir. Vasiyetnamede, dönülemeyeceği açıkça yazılı olsa da bu madde hükümsüzdür.
Vasiyetten Dönme Şekilleri :
Kanunumuzda, miras bırakanın yaptığı vasiyetten çeşitli surette dönebileceği açıkça öngörülmüştür. Bunlar yeni vasiyetname ile dönme, yok etme ile sonraki tasarruflarla dönmedir.
1. Yeni Vasiyetname ile
TMK m. 542 : “Miras bırakan, vasiyetname için kanunda öngörülen şekillerden birine uymak suretiyle yeni bir vasiyetname yaparak önceki vasiyetnameden her zaman dönebilir. Vasiyetnamenin tamamından veya bir kısmından dönülebilir.”
Vasiyet için yasada öngörülen şekillerden herhangi birisi seçilerek vasiyetten dönülmesi mümkündür. Örneğin resmi vasiyetten, el yazısı ile düzenlenmiş vasiyetle dönülebileceği gibi, el yazısı ile yapılmış vasiyetten de resmi vasiyet şekliyle dönülebilir. Yoksa resmi vasiyetten ancak resmi vasiyetle ya da el yazılı vasiyetten ancak el yazılı vasiyetle dönülecek diye bir kural ve zorunluluk yoktur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 15.11.1982-/8099/8586 s. Kararına göre; “Vasiyetçi, vasiyet için kanunda öngörülen şekillerden biriyle vasiyetnameden her zaman dönebilir. (MK.m.489) Öyleyse bir kimse resmi vasiyetnameden, dilerse el yazısı ile ya da şifahi vasiyet yoluyla dönebileceği gibi, el yazısı ile vasiyetnameden ise resmi vasiyetle dönebilir. Bu hususta takdir hakkı vasiyetçiye aittir.’’
2.Yok Etme ile
TMK m.543: “Miras bırakan, yok etmek suretiyle de vasiyetnameden dönebilir. Kaza sonucunda veya üçüncü kişinin kusuruyla yok olan ve içeriğinin aynen ve tamamen belirlenmesine olanak bulunmayan vasiyet hükümsüz kalır. Tazminat isteme hakkı saklıdır.“
Vasiyet, miras bırakanın iradesiyle yok edilmemekte, ancak kaza veya üçüncü kişinin kusuru sonucu yok edilmektedir. Örneğin üçüncü bir kişinin kast ve taksirli davranışı ile yok olabilir. Bu gibi durumlarda vasiyetnamenin içeriğini tespit olanağı araştırılmalıdır. Çünkü murisin son arzularını yerine getirmek gayesi esastır. İçerik tespit olanağı araştırılmadan vasiyetnamenin hükümsüzlüğü kabul edilemez. Yasal düzenleme de (TMK m.543/2) bu husus açıkça öngörülmüştür. Bu nedenle kaza sonucunda veya üçüncü kişinin kusuruyla yok olan ve içeriğinin aynen veya tamamen belirlenmesine imkân bulunmayan vasiyetname hükümsüz kalır. Vasiyetnamenin içinde yazılı olanlar ve biçim yönü, her çeşit delille ispatlanabilir.
Bazı hallerde ise miras bırakan yanlışlıkla vasiyetnameyi yok edebilir veya okunamaz hale getirebilir. Bu durumda vasiyetnameyi düzenleme iradesini göstermiş miras bırakanın vasiyetnamesinden dönmek istemediği açıktır. Dolayısıyla bırakmış olduğu vasiyetnamenin geçerlidir. Bilindiği üzere resmi vasiyetnameden dönmek için miras bırakanın elindeki nüshayı yok etmesi yeterli değildir. Çünkü resmi makamlar nezdinde bırakmış olduğu vasiyetnamenin onaylı sureti bulunmaktadır. Kişinin ölümü halinde bu vasiyetnamenin metni önem arz edecektir. Dolayısıyla resmi şekilde düzenlenen vasiyetnameden yok etme yolu ile dönmek mümkün olmayacaktır. Miras bırakan, önceki vasiyetnamesinden feragat ettiğine dair dilekçesini, resmi vasiyetnamesinin saklı tutulduğu makama sunmalıdır.
El yazılı olarak düzenlenen vasiyetnamede ise, vasiyetnamenin belirli bir kısmının miras bırakan tarafından yırtılması veya bir kısmının üzerinin çizilerek paraflanması ile vasiyetnamenin ilgili kısmından dönülebilir. Sözlü vasiyetname istisnai olarak düzenlendiğinden ve düzenlenmesi sonrasında miras bırakanın ölmesini yahut yeni bir vasiyetname düzenleyemeyecek halde olmasını gerektirdiğinden sözlü vasiyetnameden de yok etme yolu ile dönülmesi mümkün değildir. Dolayısıyla yok etme yolu ile vasiyetnameden dönülmesi usulü yalnızca el yazılı vasiyetname bakımından mümkündür.
3.Sonraki Tasarruflar / Zımnen :
TMK m.544- “Miras bırakan, önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmaksızın yeni bir vasiyetname yaparsa, kuşkuya yer bırakmayacak surette önceki vasiyetnameyi tamamlamadıkça, sonraki vasiyetname onun yerini alır. Belirli mal bırakma vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe, miras bırakanın sonradan o mal üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan kalkar.”
Örneğin vasiyetnameye konu taşınmazın sonradan miras bırakan tarafından bir başkasına satılmış olması işlemi örtülü dönmedir.
4.Farklı Tarihli Vasiyetnamelerin Birbiriyle Bağdaşmaması
Miras bırakanın farklı tarihleri vasiyetnameleri çıkabilir. Bu durumda vasiyetname içeriklerine bakmak gerekir. Zıt içerikli vasiyetlerden sonraki tarihlisi geçerlidir. Örneğin miras bırakan evini oğluna vasiyet etmişse daha sonra aynı evi kızına vasiyet etmişse, iki vasiyet arasında tezat vardır ve sonraki vasiyetle ilkinden tamamen dönüldüğü sonucuna ulaşılır. Çünkü yeni yapılan vasiyetname kuşkuya yer bırakmayacak suretle önceki vasiyeti tamamlamadıkça, sonraki vasiyet onun yerini alır.
Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;
Tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak için web sitemizde çerezleri kullanıyoruz. “Tümünü Kabul Et” seçeneğine tıklayarak TÜM çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Ancak, kontrollü bir onay vermek için "Çerez Ayarları"nı ziyaret edebilirsiniz.
Bu web sitesi, siz sitemizde gezinirken deneyiminizi geliştirmek için çerezlerden faydalanır. Bunlardan gerekli olarak sınıflandırılan çerezler, web sitesinin temel işlevlerinin çalışması için gerekli olduğu için tarayıcınızda saklanır. İnternet sitemizi nasıl kullandığınızı analiz etmemize ve anlamamıza yardımcı olan üçüncü taraf çerezlerinden de faydalanmaktayız. Bu çerezler yalnızca sizin izniniz ile sizin tarayıcınızda saklanacaktır. Ayrıca bu çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz de mevcuttur. Ancak bu çerezlerden bazılarını devre dışı bırakmak, tarama deneyiminizi etkileyebilir.
Web sitesinin düzgün çalışması için gerekli çerezler kesinlikle gereklidir. Bu çerezler, web sitesinin temel işlevlerini ve güvenlik özelliklerini anonim olarak sağlar.
Çerez
Süre
Açıklama
cookielawinfo-checkbox-advertisement
1 year
GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından belirlenen bu çerez, "Reklam" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını kaydetmek için kullanılır.
cookielawinfo-checkbox-analytics
11 months
Bu çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır. Çerezler, "Analitik" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını saklamak için kullanılır.
cookielawinfo-checkbox-functional
11 months
Bu çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır. Çerezler, "İşlevsel" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını saklamak için kullanılır.
cookielawinfo-checkbox-necessary
11 months
Bu çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır. Çerezler, "Zorunlu" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını saklamak için kullanılır.
cookielawinfo-checkbox-others
11 months
Bu çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır. Çerezler, "Diğer" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını saklamak için kullanılır.
cookielawinfo-checkbox-performance
11 months
Bu çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır. Çerezler, "Performans" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını saklamak için kullanılır.
CookieLawInfoConsent
1 year
İlgili kategorinin varsayılan düğme durumunu ve CCPA durumunu kaydeder. Yalnızca birincil çerez ile koordineli olarak çalışır.
viewed_cookie_policy
11 months
Çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır ve kullanıcının çerez kullanımına izin verip vermediğini saklamak için kullanılır. Herhangi bir kişisel veri saklamaz.
İşlevsel çerezler, web sitesinin içeriğinin sosyal medya platformlarında paylaşılması, geri bildirimlerin toplanması ve diğer üçüncü taraf özellikleri gibi belirli işlevlerin yerine getirilmesine yardımcı olur.
Performans çerezleri, ziyaretçiler için daha iyi bir kullanıcı deneyimi sunmaya yardımcı olan web sitesinin temel performans indekslerini anlamak ve analiz etmek için kullanılır.
Çerez
Süre
Açıklama
spu_conversion_7750
7 gün
Bu çerez, WP POPUPS eklentisi tarafından ayarlanır. İnternet sitesi ziyaretçilerine yönelik aydınlatma metni sayfasında yer alan pop-up'ın kapatılıp kapatılmadığını takip eder.
spu_conversion_7751
7 gün
Bu çerez, WP POPUPS eklentisi tarafından ayarlanır. Hizmet alan kişilere yönelik aydınlatma metni sayfasında yer alan pop-up'ın kapatılıp kapatılmadığını takip eder.
spu_conversion_7752
7 gün
Bu çerez, WP POPUPS eklentisi tarafından ayarlanır. Çalışan adaylarına yönelik aydınlatma metni sayfasında yer alan pop-up'ın kapatılıp kapatılmadığını takip eder.
Analitik çerezler, ziyaretçilerin web sitesiyle nasıl etkileşime girdiğini anlamak için kullanılır. Bu çerezler, ziyaretçi sayısı, hemen çıkma oranı, trafik kaynağı vb. ölçümler hakkında bilgi sağlamaya yardımcı olur.
Çerez
Süre
Açıklama
_ga
2 Yıl
Google Analytics tarafından yüklenen _ga çerezi, ziyaretçi, oturum ve kampanya verilerini hesaplar ve ayrıca sitenin analiz raporu için site kullanımını takip eder. Çerez, bilgileri anonim olarak saklar ve benzersiz ziyaretçileri tanımak için rastgele oluşturulmuş bir sayı atar.
_ga_5TB63MEG1H
2 yıl
Bu çerez, Google Analytics tarafından yüklenir.
CONSENT
2 years
YouTube, bu çerezi gömülü youtube videoları aracılığıyla ayarlar ve anonim istatistiksel verileri kaydeder.
Reklam çerezleri, ziyaretçilere alakalı reklamlar ve pazarlama kampanyaları sağlamak için kullanılır. Bu çerezler, web sitelerinde ziyaretçileri izler ve özelleştirilmiş reklamlar sağlamak için bilgi toplar.
Çerez
Süre
Açıklama
VISITOR_INFO1_LIVE
5 months 27 days
Kullanıcının yeni veya eski oynatıcı arayüzünü alıp almayacağını belirleyen bant genişliğini ölçmek için YouTube tarafından ayarlanan bir çerez.
YSC
session
YSC çerezi, Youtube tarafından ayarlanır ve Youtube sayfalarındaki gömülü videoların görüntülenmelerini takip etmek için kullanılır.
yt-remote-connected-devices
never
YouTube, bu çerezi, gömülü YouTube videosunu kullanan kullanıcının video tercihlerini depolamak için ayarlar.
yt-remote-device-id
never
Gömülü YouTube videosunu kullanarak kullanıcının video oynatıcı tercihlerini saklar