Kategori arşivi: İş Hukuku

Meslek Hastalığı Nedir?

Meslek Hastalığı Nedir?

Meslek Hastalığı Nedir? | Meslek Hastalığı Bildirim Yükümlülüğü | Meslek Hastalığı İşçinin Hakları | Personel Hakları | İş Hukuku | İzmir Avukat | İzmir Hukuk Bürosu | Efes Hukuk Bürosu

Meslek Hastalığı Nedir?

Personelin icra etmekte olduğu işin özelliklerinden ötürü tekrarlayan bir neden veya işin yürütülme şartları sebebi ile uğranan geçici veya sürekli hastalık, engellilik hallerine meslek hastalığı denmektedir.

“Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.”

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Madde 14

“Meslek hastalığı: Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalığı ifade eder.”

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Madde 3

GruplarAlt Grup ve Hastalıklar
A Grubu: Kimyasal maddelerle olan
meslek hastalıkları
25 alt grupta 67 hastalık
B Grubu: Mesleki cilt hastalıkları2 alt grupta Deri Kanseri &
Kanser dışı deri hastalıkları
C Grubu: Pnömokonyozlar ve diğer
mesleki solunum sistemi hastalıkları
6 alt grupta 9 hastalık
D Grubu: Mesleki Bulaşıcı Hastalıkları4 alt grupta 30 hastalık
E Grubu: Fiziksel etkenlerle olan meslek
hastalıkları
7 alt grupta 12 hastalık
Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı – Meslek Hastalıkları – 2013

Meslek Hastalığının Unsurları Nelerdir?

Bir hastalık veya engellilik halinin meslek hastalığı sayılabilmesi için;

  • Söz konusu personelin sigortalı olması,
  • Hastalık veya engellilik durumunun işin niteliği sonucu ortaya çıkması,
  • Personelin rahatsızlanması veya fiziksel yada psikolojik olarak engelli bir hale gelmesi,
  • Hastalığın “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”nde yer alması ve ilgili mevzuatta düzenlenen süre içerisinde ortaya çıkması,
  • Meslek hastalığının Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilmesi,

unsurlarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir.

İşverenin Meslek Hastalığını Bildirme Yükümlülüğü

İşyeriniz bünyesinde çalışmakta olan personelin meslek hastalığına yakalanması halinde, işverenlerin bu durumun öğrenildiği günden başlayarak üç iş günü içerisinde sosyal güvenlik il müdürlüğü/sosyal güvenlik merkezlerine bildirim yapma yükümlülüğü söz konusudur.

Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Durumunda Yaptırım

6331 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca işveren, sağlık hizmeti sunucuları veya işyeri hekimi tarafından kendisine bildirilen meslek hastalıklarını, öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmekle yükümlüdür. Sağlık hizmeti sunucuları da kendilerine intikal eden iş kazalarını, yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucuları ise meslek hastalığı tanısı koydukları vakaları en geç on gün içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmekle yükümlüdür.

Anılan Kanunun 26 ncı maddesinde söz konusu yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere idari para cezası uygulanacağı öngörülmüş, uygulanacak idari para cezası miktarı da işverenler açısından işyerinde çalışan sigortalı sayısına ve işyerinin tehlike sınıfına göre farklılaştırılmıştır. Söz konusu idari para cezaları, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanmaktadır.

Personelin Meslek Hastalığı İle Karşılaşmasının Sonuçları Nelerdir?

Personelin hastalığının veya engel durumunun ilgili kurumlar tarafından meslek hastalığı olarak kabul edilmesi halinde personel lehine bir takım mali olanaklar sağlanır ya da mesleki olmayan hastalıkların tedavi bedelinin karşılanmasında aranan bir kısım sınırlamalar bu durumda aranmaz.

İş kazası veya meslek hastalığı sigortasından sağlanan başlıca hakları saymak gerekir ise:

  1. Personele, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi.
  2. Personele sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.
  3. İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen personelin hak sahiplerine, gelir bağlanması.
  4. Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi.
  5. İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen personel için cenaze ödeneği verilmesi.

Meslek Hastalığında İşverenin Tazminat Sorumluluğu

Meslek hastalığının tespiti durumunda, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sağlanan yardımların yanı sıra işçinin işverene karşı dava açma hakkı saklıdır. İş sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almayan, işçiyi meslek hastalığına maruz kalacağı şartlarda çalıştıran işverenin kusuru oranında Maddi ve Manevi Tazminat Sorumluluğu doğar. İşçi veya işçinin vefatı halinde hak sahipleri; iş göremezlik tazminatı, tedavi giderleri ve yaşanan ağır süreç nedeniyle manevi tazminat talepli olarak İş Mahkemesinde dava ikame edebilirler.

Meslek Hastalığı Tazminat Davası Zamanaşımı Süresi Nedir?

Meslek hastalığına dayalı olarak açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Ancak buradaki en kritik hukuki detay, zamanaşımı süresinin hastalığın başladığı tarihten itibaren değil, hastalığın meslek hastalığı olduğunun kesin olarak öğrenildiği ve maluliyet (iş göremezlik) oranının netleştiği tarihten itibaren işlemeye başlamasıdır.

Meslek Hastalığı Nedeniyle İş Sözleşmesinin Haklı Feshi

Çalıştığı işyerindeki ortam veya işin niteliği yüzünden sağlığı bozulan ve meslek hastalığına yakalanan işçi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/I maddesi uyarınca sağlık sebeplerine dayanarak iş sözleşmesini derhal ve haklı nedenle feshedebilir. Bu durumda işçi, ihbar öneli tanımak zorunda kalmadan işi bırakabilir ve şartları oluşmuşsa kıdem tazminatını işverenden talep etme hakkına sahip olur.

İzmir İş Hukuku Avukatı ile Meslek Hastalığı Davaları

Meslek hastalığının Kurum Sağlık Kurulu nezdinde tespiti, maluliyet oranına yapılacak itirazlar (Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp süreçleri) ile tazminat hesaplamaları, iş hukukunun en karmaşık ve uzmanlık gerektiren alanlarıdır. Prosedürlerin yanlış yürütülmesi ya da zamanaşımı sürelerinin kaçırılması telafisi imkansız hak kayıplarına yol açar.

Efes Hukuk olarak, İzmir iş hukuku avukatı kadromuzla meslek hastalığı tespiti, maluliyet oranına itiraz davaları ve maddi-manevi tazminat süreçlerinde işçilerin ve işverenlerin haklarını en etkin şekilde savunmaktayız. Haklarınızın yasal mevzuata uygun olarak korunması ve dava süreçlerinizin titizlikle takibi için Karşıyaka bölgesinde hizmet veren İzmir Karşıyaka avukat ekibimizle iletişime geçerek profesyonel hukuki danışmanlık alabilirsiniz.

Detaylı bilgi veya sorularınız için bizim ile iletişim‘e geçebilirsiniz.

İş Hukuku Kapsamında Hazırladığımız Diğer Çalışmalarımız;

İzmir İş Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

İş Hukukunda Deliller

İş Hukukunda Deliller – İzmir İş Hukuku Avukatı

İş Hukukunda Deliller

Bir davanın tarafı olan herkes, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. Medeni Kanun’da da, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir. İddianın ispatına yönelik Medeni Kanunda yer alan genel kurala paralel düzenlemeye Hukuk Muhakemeleri Kanununda da yer verilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununda ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu düzenlenmiştir.  

İspat yükü ise HMK’nun 190. maddesinde Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine paralel şekilde düzenlenmiş olup, “iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan lehine hak elde eden taraf” ispatla yükümlüdür. Ancak maddede aksinin özel kanunlarda öngörülmüş olabileceğini belirtmiştir. 

HMK 194. maddede vakıaları somutlaştırma yükü getirilmiştir. Gerekçede, genel geçer ifadelerle, somut vakıalara dayanmadan dava açılıp yürütülemeyeceği belirtilmiştir. Örneğin davacının uzun süre işyerinde çalıştığı ve yasal haklarının ödenmediği belirtilerek, feshin kim tarafından ve ne şekilde yapıldığı açıklanmaksızın kıdem, ihbar, izin, fazla çalışma vs işçilik alacaklarının talebi yasaya uygun değildir. Böyle bir durumda hakimin HMK 31. Madde kapsamında davayı aydınlatması gerekir. 

İş hukuku uyuşmazlıklarında taraflar iddialarını pek çok ispat aracı ile ortaya koymaya çalışırlar. Bunlardan sıklıklar karşımıza çıkanlar şöyle sıralanabilir:  Sgk kayıtları, bilirkişi, tanık, yemin, ücret bordroları, fazla çalışmaya ilişkin imzalatılan evraklar, ibraname, iş sözleşmesi,  Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre senet, kesin hüküm bulunmaması, ikrar ve yemin kesin delil sayılmaktadır. Tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü ise takdiri delillerdir. Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, bilirkişinin görüşünün alınmasına karar verir.  Hakim, bilirkişi tarafından hazırlanmış olan rapora göre karar vermek zorunda değildir. Gerekçelerini ortaya koyarak farklı kararlar da verebilir.  

İş hukukunda en önemli ispat vasıtalarından birisi tanıktır. Yazılı delilin haricinde ispat aracı olarak iş yerindeki işleyişi en iyi bilen ve bütün olaylara duyu organlarıyla vakıf olan kişi tanıktır. Bu sebeple iş hukukunda tanık delilinin ayrı bir yeri vardır. Davacının davasında yer verdiği tanığın davalı ile husumetli olması durumunda o tanığın beyanına itibar edilemez. Özellikle iş yerinde çalışmayan, çalışma koşullarını bilmeyen, iş yeri uygulamalarının farkında olmayan ve işleyiş hakkında bilgisi bulunmayan tanığın ifadeleri karara esas alınmamalıdır. Bu durumda böyle bir tanığın ifadelerine itibar edilmeyecek ve davacının başka delili yoksa dava ne yazık ki reddedilecektir. 

Örneklemek Gerekirse; 

  • İşçinin çalışma süresinin ispatı, fazla çalışma süresinin ispatı, tatil günlerinde çalıştığının ispatı ve aldığı ücretin miktarının ispatı işçiye aittir. Ancak işçinin ücretinin ödendiğinin, ücretli izinlerini kullandığının, fazla çalıştırma yaptırılmış olup da bu çalışmaya ilişkin fazla çalışma ücretlerinin ödendiğinin ispatı ise işverene aittir.  
  • İstifa belgesi ile ibranameyi baskı altında imzaladığını iddia eden taraf bunu ispat etmek zorunda kalacaktır. Açılan bir davada irade fesadına uğratılıp istifa belgelerinin zorla imzalatıldığını, ya da bu belgelerin mobbing altında ve işini kaybetme korkusuyla imzaladığını iddia eden işçinin bu iddiasını ispat yükü kendisine aittir. Aksi bir durumda dava ispat yokluğu sebebiyle reddedilecek ve işçi hak kaybına uğrayacaktır. İbranamenin noterde düzenlenmesi ile aksi sabit oluncaya kadar bu ibraname geçerli bir delil kabul edilir. 
  • Çalışma süresinin belirtilen biçimlerde ihtilaflı olduğu hallerde, işveren yönünden bu yöndeki sigorta kayıtları başlı başına çalışmanın bu yönde yapıldığı yönünde aksi kanıtlanabilir karine teşkil eder. 

Görüleceği üzere iş davalarında iddiaları sadece dile getirmek yeterli değildir; doğru delillerle, doğru süreler içinde mahkemeye sunulması gerekir. İspat yükünün yanlış değerlendirilmesi, haklı olunan bir davada dahi usulen kayıplara yol açabilir. Bu nedenle dava öncesinde ve yargılama sürecinde uzman bir hukukçu ile yürümek hayati önem taşır.

Efes Hukuk olarak, İzmir iş hukuku avukatı kadromuzla müvekkillerimize profesyonel destek sunmaktayız. İş mahkemelerindeki haklarınızı eksiksiz savunmak ve stratejik bir hukuki yol haritası çizmek için Karşıyaka lokasyonunda hizmet veren İzmir Karşıyaka avukat ekibimizle dilediğiniz zaman iletişime geçebilirsiniz.

İş Hukuku Kapsamında Hazırladığımız Diğer Çalışmalarımız;

İzmir İş Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

İş Hukukunda İbraname

İş Hukukunda İbraname

İş Hukukunda İbraname | İzmir Avukatı

İş sözleşmesinin tarafları anlaşarak sözleşmeyi her zaman sona erdirebilirler. Fesih, sözleşmenin taraflarından birinin sözleşmeyi sona erdirmeye ilişkin irade açıklamasıdır. Bir diğer ifade ile sözleşme, taraflardan birinin  irade açıklamasıyla geleceğe yönelik olarak ve karşı tarafın kabulüne gerek olmadan ortadan kalkar.  İşte bu noktada iş sözleşmesinin sona ermesi ile, ibraname imzalanması gündeme gelecektir. Bu yazımızda ibraname nedir, ibranamenin geçerlilik şartları nelerdir, hangi durumlarda ibraname geçersiz sayılır gibi başlıkların üzerinde duracağız.

1. İbraname Nedir?

Hukukta ibra; aklanma, temize çıkma gibi anlamlara gelmektedir. İş hukuku anlamında ibraname ise alacaklı durumunda bulunan işçinin veya işverenin borçlu durumundaki işçi veya işverene  karşı sahip olduğu bir veya birden fazla alacağını ortadan kaldıran; onu geçmişe dönük olarak ibra ettiğini gösteren belgedir.

Bir başka anlatımla ibraname, işçi ile işveren arasındaki iş ilişkisi sebebiyle doğan borçların sözleşme ile sona erdirilmesidir. Buna ”ibra sözleşmesi” denir. İbraname imzalayan işçi dava açabilir ve kıdem tazminatı ile eksik ödenen işçilik alacakları varsa bunları daha sonra da alabilir. İbra sözleşmesi, borç ilişkisinden doğan belirli bir borca ilişkin yapılır.

2. İbranamenin Geçerlilik Koşulları Nelerdir?

İbranamenin geçerliliği TBK 420/2 maddesinde düzelenmiştir. Buna göre düzenlenecek ibranamenin hüküm doğurabilmesi için belli başlı şartları sağlaması gerekir. İnceleyecek olursak:

  • İbraname yazılı olmalıdır. Bunun anlamı, yazılı bir metnin olması gerektiği ve bu metnin altında işçinin imzasının yer alıyor olmasıdır. İşçinin herhangi bir ortamda alacaklarını aldığını beyan etmesi sms, telefon kamera kaydı vs. hukuken bir anlam ifade etmez.
  • İş sözleşmesinin sona erdiği tarihi takip eden bir aylık süre sonrasında imzalanmış olmalıdır. Yani, işçinin işten ayrılması ile ibraname vermesi arasında en az bir ay olmalıdır. Bunun amacı, işçinin ibra sözleşmesi yaptığı sırada işverene olan muhtaçlık durumunun sona ermiş olmasıdır.
  • İbranameye konu olan alacağın türü ve miktarı ilgili metinde açık ve net bir şekilde yer almalıdır. Örneğin ‘çalıştığım süre boyunca her türlü hakkımı aldım, hiçbir hak ve alacağım yoktur. Şeklindeki beyanlar geçerli sayılmayacaktır. Her hak türü, kalem kalem ve miktar miktar yazılmalıdır.

İşçiye yapılması gereken ödemeler hak tutarına nazaran eksiksiz ve banka aracılığıyla yapılmış olmalıdır. Banka hesabı metinde yazdığı şekli ile bizzat işçi adına açılmış bir hesap olmalıdır. Bu özellikleri taşımayan ödemelerin ibraname ile ödenmiş sayılması mümkün olmaz. Bütün şartlar sağlandığı taktirde, ibra sözleşmesinde aksine bir hüküm de yoksa asıl alacak ile faiz, rehin, ceza koşulu gibi fer’i haklar da sona erer. Ancak alacaklı, işlemiş faiz veya gerçekleşmiş cezai şart alacağını saklı tutmuşsa, ibraya rağmen bunlar varlıklarını sürdürür.

3. İbraname İmzalayan İşçi Ne Yapabilir?

Yukarıda sayılan şartlarda eksiklik olması durumunda, ibraname imzalayan işçi ibraname ile bağlı değildir. İbranamenin tutar içermesi ancak belirtilen tutarın gerçek alacağı göstermemesi hâlinde ise ibraname içerdiği miktarla sınırlı olarak makbuz niteliğinde sayılacaktır. İşçinin hak ettiği tutarın tam olarak ödenmemesi hâlinde makbuz niteliğindeki ibraname, işçinin ödenmeyen veya eksik ödenen tutarı talep etmesine engel teşkil etmeyecektir. Bu kapsamda işçi, yasal haklarını işverenden talep edebilir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacakları için noterden ihtarname çekerek ödeme için makul bir süre verilmeli, tanınan mühlet içinde işveren ödeme yapmazsa iş mahkemesinde dava açılmalıdır.

Baskı altında imzalatılan ibranameler, eksik hesaplanan tazminatlar ve makbuz niteliğindeki belgelerin mahkeme nezdinde çürütülmesi, ileri düzey iş hukuku uzmanlığı ve doğru delil yönetimi gerektirir. Sürecin en başından itibaren usul hatası yapmamak, hak kaybına uğramamak adına profesyonel bir avukatla çalışmak kritik önem taşır.

Efes Hukuk olarak, İzmir iş hukuku avukatı kadromuzla geçersiz ibranamelerin iptali, eksik ödenen tazminatların geriye dönük tahsili ve iş mahkemelerindeki dava süreçlerinde müvekkillerimizi en etkin şekilde savunmaktayız. Karşıyaka lokasyonundaki büromuzda hizmet veren İzmir Karşıyaka avukat ekibimizle iletişime geçerek yasal haklarınızın korunması için dinamik bir hukuki danışmanlık alabilirsiniz.

4. İlgili Yargıtay Kararları:

A. İş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkündür (Yargıtay 9. H.D. 13.01.2014, E. 2011/51524, K.)

B. İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez (Yargıtay 9. H.D. 13.01.2014, E. 2011/51524, K.)

Tüm bu açıklamalar ve kanun hükümleri ışığında iş hukukunda borcun sadece ibra imzalamak ile sona eremeyeceği, her şekilde ifanın gerektiği ve dolayısıyla ibranamelerin çoğunlukla kanuna aykırı şekilde düzenlendiğini görmekteyiz. İbraname sadece ispat açısından bir belge niteliğindedir. İbranın iş hukukunda kullanılabilmesi için şartlarının buna uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

Konuya ilişkin hukuki danışmanlık almak için uzman ekibimiz ile iletişime geçebilirsiniz.

İş Hukuku Kapsamında Hazırladığımız Diğer Çalışmalarımız;

İzmir İş Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

Lokavt Nedir?

Lokavt Nedir

Lokavt Nedir? | İş Hukuku | İzmir İş Hukuku Avukatı | Toplu İş Hukuku | İzmir Hukuk Bürosu

Türk Dİl Kurumuna Göre Lokavt Nedir?

lokavt

isim, (l ince okunur), Fransızca lock out

İş bıraktırımı.

Anayasa Kapsamında Lokavt

Anayasa Madde 54 – “Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir. Grev hakkı ve lokavt iyiniyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve milli serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz.”

Lokavt Nedir?

İşyerinde faaliyetin tamamen durmasına neden olacak tarzda, işveren veya işveren vekili tarafından kendi kararıyla veya bir kuruluşun verdiği karara uyarak, işçilerin topluca işten uzaklaştırılmasına lokavt denir. (Sendikalar Ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu Madde 59)

Kanuni Lokavt Nedir?

Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması ve işçi sendikası tarafından grev kararı alınması hâlinde bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılan lokavta kanuni lokavt denir. Kanuni lokavt için aranan şartlar gerçekleşmeden yapılan lokavt kanun dışıdır.

Kanuni Lokavt Kararının Alınması ve Uygulamaya Konulması

Bir uyuşmazlığın tarafı olan işveren, grev kararının kendisine tebliğinden itibaren altmış gün içinde lokavt kararı alabilir ve bu süre içerisinde altı iş günü önceden karşı tarafa bildirilecek tarihte uygulamaya koyabilir. Lokavt kararları, kararı alan işveren tarafından işyeri veya işyerlerinde derhâl ilan edilir. Bildirilen tarihte başlamayan lokavt düşer.(Sendikalar Ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu Madde 60)

Lokavt Yasakları

  • Can ve mal kurtarma işlerinde; cenaze işlerinde ve mezarlıklarda; şehir şebeke suyu, elektrik, doğal gaz, petrol üretimi, tasfiyesi ve dağıtımı ile nafta veya doğalgazdan başlayan petrokimya işlerinde; Millî Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca doğrudan işletilen işyerlerinde; kamu kuruluşlarınca yürütülen itfaiye ve hastanelerde grev ve lokavt yapılamaz.
  • Cumhurbaşkanı, genel hayatı önemli ölçüde etkileyen doğa olaylarının gerçekleştiği yerlerde bu durumun devamı süresince yürürlükte kalmak kaydıyla gerekli gördüğü işyerlerinde grev ve lokavtı yasaklayabilir. Yasağın kalkmasından itibaren altmış gün içinde altı iş günü önce karşı tarafa bildirilmek kaydıyla grev ve lokavt uygulamasına devam edilir.
  • Başladığı yolculuğu yurt içindeki varış yerlerinde bitirmemiş deniz, hava, demir ve kara ulaştırma araçlarında grev ve lokavt yapılamaz.

Lokavtın Ertelenmesi

Karar verilmiş veya başlanmış olan kanuni bir grev veya lokavt; genel sağlığı veya millî güvenliği, bozucu nitelikte ise Cumhurbaşkanı bu uyuşmazlıkta grev ve lokavtı altmış gün süre ile erteleyebilir. Erteleme süresi, kararın yayımı tarihinde başlar. Erteleme kararının yürürlüğe girmesi üzerine, yetkili arabulucu, uyuşmazlığın çözümü için erteleme süresince her türlü çabayı gösterir. Erteleme süresi içerisinde taraflar aralarında anlaşarak uyuşmazlığı özel hakeme de götürebilir. Erteleme süresinin sonunda anlaşma sağlanamazsa, altı iş günü içinde taraflardan birinin başvurusu üzerine uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Aksi takdirde işçi sendikasının yetkisi düşer.

Lokavtın Uygulanması

Lokavta maruz kalan işçilerin, işyerine giriş çıkışı engellemeleri yasaktır.

Lokavta Katılamayacak İşçiler

  • Hiçbir surette üretim veya satışa yönelik olmamak kaydıyla niteliği bakımından sürekli olmasında teknik zorunluluk bulunan işlerde faaliyetin devamlılığını veya işyeri güvenliğini, makine ve demirbaş eşyalarının, gereçlerinin, hammadde, yarı mamul ve mamul maddelerin bozulmamasını ya da hayvan ve bitkilerin korunmasını sağlayacak sayıda işçi, kanuni lokavt sırasında çalışmak, işveren de bunları çalıştırmak zorundadır.
  • Lokavt dışında kalacak işçilerin niteliği, sayısı ve yedekleri, işveren veya işveren vekili tarafından toplu görüşmenin başlamasından itibaren altı iş günü içinde işyerinde yazı ile ilan edilir ve bu ilanın bir örneği taraf işçi sendikasına tebliğ edilir. Bu tebliğden itibaren altı iş günü içinde işçi sendikası mahkemeye itirazda bulunmazsa ilan hükümleri kesinleşir. İtiraz hâlinde mahkeme altı iş günü içinde kesin olarak karar verir.
  • Lokavta katılamayacak işçiler her ne sebeple olursa olsun kanuni süre içinde tespit edilmemiş ise işveren veya işçi sendikası çalışacak işçi sayısının tespitini süre geçtikten sonra da görevli makamdan isteyebilir. Görevli makam bu tespiti en kısa zamanda yaparak taraflara tebliğ eder. Gerekli hâllerde görevli makam resen tespitte bulunabilir. Görevli makamın tespitine karşı, taraflardan her biri mahkemeye altı iş günü içinde itiraz edebilir. Mahkeme altı iş günü içinde kesin olarak karar verir.
  • Lokavtın uygulanacağı dönemde hangi işçilerin işyerinde çalışmaya devam edecekleri görevli makamca lokavt kararının bildirilmesinden itibaren üç iş günü içinde resen tespit edilerek ilgili işverene ve işçilere yazı ile bildirilir. O işyerinde çalışan ve toplu görüşmede taraf olan işçi sendikası ve şubesinin yöneticileri bu hükme tabi tutulamaz.
  • İşveren, lokavta katılamayacak işçilerden herhangi bir nedenle çalışmayanların yerine görevli makamın yazılı izni ile yeni işçi alabilir.

Lokavtın Güvencesi

Toplu iş sözleşmelerine ve iş sözleşmelerine lokavttan vazgeçilmesine veya bunların kısıtlanmasına dair konulacak hükümler geçersizdir.

Kanuni Lokavtın İş Sözleşmelerine Etkisi

Kanuni lokavta maruz kalan işçilerin iş sözleşmeleri lokavt süresince askıda kalır. İşveren, lokavt nedeniyle iş sözleşmeleri askıda kalan işçilerin lokavtın başlamasından önce işleyen ücretlerini ve eklerini olağan ödeme gününde ödemek zorundadır. Ödemeyi yapacak personel de bunun için çalışmakla yükümlüdür. Lokavt süresince iş sözleşmeleri askıda kalan işçilere bu dönem için işverence ücret ve sosyal yardımlar ödenemez, bu süre kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz. Toplu iş sözleşmelerine ve iş sözleşmelerine bunların aksine hüküm konulamaz.

İşçi Alma ve Başka İşe Girme Yasağı

İşveren, kanuni bir lokavt süresince, iş sözleşmeleri askıda kalan işçilerin yerine, sürekli ya da geçici olarak başka işçi alamaz veya başkalarını çalıştıramaz. Ancak lokavta maruz bırakılamayacak işçilerden, ölen, kendi isteği ile ayrılan veya iş sözleşmesi işveren tarafından haklı nedenle feshedilenlerin yerine yeni işçi alınabilir. İşverenin bu yasağa aykırı hareketi, taraf sendikanın yazılı başvurusu hâlinde görevli makamca denetlenir.

Kanuni bir lokavt dolayısıyla iş sözleşmeleri askıda kalan işçiler, lokavt süresince başka bir işverenin yanında çalışamaz. Aksi hâlde işçinin iş sözleşmesi işverence haklı nedenle feshedilebilir. Ancak kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçiler, kanuni haftalık çalışma süresini tamamlayacak süreyi aşmamak üzere başka bir işverenin işyerinde çalışabilir.

Kanuni Lokavtın Konut Haklarına Etkisi

İşveren, kanuni bir lokavt süresince lokavta uğrayan işçilerin oturdukları ve kendisi tarafından sağlanmış olan konutlardan çıkmalarını isteyemez. İşveren, bu konutlarda oturan işçilerden, lokavt süresi içinde konutların onarımı, su, gaz, aydınlatma ve ısıtma giderleri ile rayiç kirayı talep edebilir.

Kanun Dışı Lokavtın Sonuçları

Kanun dışı lokavt yapılması hâlinde işçiler iş sözleşmelerini haklı nedenle feshedebilir. İşveren, bu işçilerin lokavt süresine ilişkin iş sözleşmesinden doğan bütün haklarını bir iş karşılığı olmaksızın ödemek ve uğradıkları zararları tazmin etmekle yükümlüdür.

Lokavtın Kötüye Kullanılması

Taraflardan birinin veya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının başvurusu üzerine mahkemece, lokavtın iyi niyet kurallarına aykırı tarzda toplum zararına veya millî servete zarar verecek şekilde kullanıldığının tespit edilmesi hâlinde, uygulanmakta olan lokavtın durdurulmasına karar verilir. Kanuni bir lokavtın işyerini temelli olarak kapalı tutmak amacıyla yapıldığı kesinleşmiş mahkeme kararıyla belirlenirse, mahkeme kararının lokavt yapmış işverene veya işveren sendikasına bildirilmesi ile birlikte lokavt durdurulur. Mahkeme kararına rağmen lokavtın uygulanmaya devam edilmesi durumunda işçiler iş sözleşmelerini haklı nedenle feshedebilir. Bu durumda işveren, bu işçilerin lokavt süresine ilişkin iş sözleşmesinden doğan bütün haklarını bir iş karşılığı olmaksızın ödemek ve uğradıkları zararları tazmin etmekle yükümlüdür.

Lokavt Gözcüleri

İşyerinde lokavt ilan etmiş olan işveren sendikası, kanuni bir lokavt kararına uyulmasını sağlamak için güç kullanmaksızın ve tehditte bulunmaksızın kendi üyelerinin lokavt kararına uyup uymadıklarını denetlemek amacıyla lokavtın kapsamına giren işyerlerine gözcüler gönderebilir.

Lokavt Hâlinde Mülkî Amirin Yetkileri

Mahallin en büyük mülkî amirleri halkın günlük yaşamı için zorunlu olan ve aksaması muhtemel hizmet ve ihtiyaçları karşılayacak, işyerinde faaliyetin devamlılığını sağlayacak tedbirleri alır. Lokavtın uygulanması sırasında mahallin en büyük mülkî amirinin kamu düzenine ilişkin alacağı tedbirler, kanuni bir grev veya lokavtın uygulanmasını engelleyici nitelik taşıyamaz.

Lokavtı Sona Erdirme Kararı

Kanuni bir lokavtı sona erdirme kararı, kararı alan işveren tarafından ertesi iş günü sonuna kadar yazı ile karşı tarafa ve görevli makama bildirilir. Lokavtın sona erdiği, görevli makam tarafından işyerinde ilan edilir. Kanuni lokavt, ilanın yapılması ile sona erer. Grevin uygulanmasına son verilmesi lokavtın, lokavtın uygulanmasına son verilmesi grevin kaldırılmasını gerektirmez. Lokavtı uygulayan işveren sendikasının herhangi bir nedenle kapatılması, feshedilmesi veya infisah etmesi hâllerinde lokavt kendiliğinden sona erer.

Grev ve lokavt kararlarının alınması, uygulanması ve sona erdirilmesi süreçlerindeki en küçük bir usul hatası, toplu iş uyuşmazlıklarının büyümesine ve ciddi tazminat sorumluluklarına yol açabilir. Bu nedenle sendikal süreçlerin, resmi bildirimlerin ve sürelerin takibinin uzman bir hukukçu gözetiminde yapılması hayati önem taşır.

Efes Hukuk olarak, İzmir iş hukuku avukatı kadromuzla toplu iş sözleşmesi müzakereleri, grev ve lokavt süreçlerinin yönetimi ile sendikal uyuşmazlıklarda profesyonel destek sunmaktayız. İzmir ve özellikle Karşıyaka bölgesindeki şirketler ile sendikalara yönelik danışmanlık hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için İzmir Karşıyaka avukat ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

Konuya ilişkin danışmanlık almak için uzman ekibimiz ile iletişime geçin.

İş Hukuku Kapsamında Hazırladığımız Diğer Çalışmalarımız;

İzmir İş Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

Belirli Süreli İş Sözleşmesi Nedir?

Belirli Süreli İş Sözleşmesi Nedir?

İş Kanunu kapsamında iş ilişkisinin bir süreye bağlanmaması durumunda işveren ve personeller arasında imzalanan iş sözleşmeleri belirsiz süreli kabul edilir. Belirli süreli iş sözleşmeleri ise kanunda; belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesi olarak tanımlanmaktadır.

Belirli süreli iş sözleşmeleri esaslı bir sebep olmaması durumunda üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi durumda bu iş sözleşmesi başlangıç tarihinden itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı bir nedene dayanması durumunda ise zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar.

4857 sayılı İş Kanununun 11. maddesinde. “İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste ( zincirleme ) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar” şeklinde düzenleme mevcuttur.

Yukarıda belirtilen kurallara göre, başlangıçta belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasını gerektiren neden olmakla birlikte, davacı okutman ile daha sonra birbiri ardına ve birden fazla sayıda iş sözleşmesi yapılmasını gerektiren esaslı bir neden bulunmamaktadır.

Bu yönde davalı üniversite esaslı bir neden olduğunu kanıtlayamamıştır. Kaldı ki davacı okutmana iş sözleşmesinin feshi nedeni ile kıdem tazminatı yanında ihbar tazminatı davalı işveren tarafından ödenmiştir. Davacının belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı davalının da kabulündedir. Bu itibarla davacının belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığının kabulü gerekir.

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ | E. 2007/7996 K. 2007/18353

Personelin Eşit İşlem Hakkı

İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. (Mad. 5) Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan personel, ayırımı haklı kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin süreli olmasından dolayı belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan emsal işçiye göre farklı işleme tâbi tutulamaz. (Mad. 12)

Belirli İş Sözleşmesi Kapsamında Personel Kıdem Tazminatına Hak Kazanır Mı?

Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçiye, belirli bir zaman ölçüt alınarak ödenecek ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatler, işçinin çalıştığı süreye orantılı olarak verilir. Herhangi bir çalışma şartından yararlanmak için aynı işyeri veya işletmede geçirilen kıdem arandığında belirli süreli iş sözleşmesine göre çalışan işçi için farklı kıdem uygulanmasını haklı gösteren bir neden olmadıkça, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan emsal işçi hakkında esas alınan kıdem uygulanır.

Emsal işçi, işyerinde aynı veya benzeri işte belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçidir. İşyerinde böyle bir işçi bulunmadığı takdirde, o işkolunda şartlara uygun bir işyerinde aynı veya benzer işi üstlenen belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçi dikkate alınır.

Belirli süreli iş akdinin süresinin bitmesi ile işverenle işçi arasındaki iş akdi sona erer. Sözleşmenin süresinden önce fesih edilmesi halinde, haksız bir fesih söz konusu ise bakiye aylar için mahrum kalınan aylıklar talep edilebilir.

Hangi İş İlişkilerinde Belirli Süreli İş Sözleşmesi Kurulabilir?

Belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilmesi için bu ilişkinin neden belirli bir süre zarfı ile sınırlandırıldığını ortaya koyan yasal ve objektif bir sebebin varlığı gerekecektir. İş hukukunda bu sözleşme türünün kurulabileceği durumlara örnek olarak; firmaların yoğun kampanya dönemleri, mevsimlik işler, sergi, fuar veya sportif faaliyetler, işten kısa süreli ayrılan personelin (doğum, hastalık vb.) ikamesi, sahne işleri, belirli bir proje veya ihale dâhilinde başlanan işler, öngörülemeyen şekilde artan siparişlerin karşılanması ve fabrikaya yeni bir makinenin montajı gibi geçici durumlar gösterilebilir. Objektif şartlar oluşmadan yapılan sözleşmeler başlangıçtan itibaren belirsiz süreli sayılacağından, hem işçilerin kıdem tazminatı gibi hak kayıplarını önlemek hem de işverenlerin cezai yaptırımlarla karşılaşmaması adına sürecin uzman bir vekil kanalıyla yürütülmesi önem arz eder.

Haklarınızın korunması ve sözleşme süreçlerinin hukuka uygun denetimi için büromuzla iletişime geçebilir, alanında deneyimli İzmir Karşıyaka avukat kadromuzdan profesyonel hukuki danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.

Etiketler: Belirli Süreli İş Sözleşmesi Nedir? | Belirli ve Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi | Belirli Süreli İş Sözleşmesi Özellikler | Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Feshi | Belirli İş Sözleşmesi | İş Hukuku | İşçi & İşveren Avukatı | İzmir Avukat | İzmir Hukuk Bürosu |

İş Hukuku Kapsamında Hazırladığımız Diğer Çalışmalarımız;

İzmir İş Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

UBGT Nedir?

UBGT Nedir? | Ulusal Bayram & Genel Tatil Nedir? | Av. Mustafa Yolcu

UBGT Nedir?

UBGT, “Ulusal Bayram ve Genel Tatil” kavramının bir kısaltmasıdır.

Hangi Günler UBGT (Ulusal Bayram ve Genel Tatil) Kapsamındadır?

2429 Sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile ülkemiz kapsamında genel tatil günleri özel olarak düzenlenmiştir. Bahse konu kanunun 2. maddesinde söz konusu özel günler sayılmış olup;

A) Ulusal Bayram Günü:

29 Ekim Cumhuriyet Bayramıdır. (28 Ekim 13:00’ten itibaren 1.5 gündür.)

B) Resmi Bayram Günleri:

  1. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
  2. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı
  3. 30 Ağustos Zafer Bayramı

C) Dini Bayram Günleri:

  1. Ramazan Bayramı; Arefe günü saat 13.00’ten itibaren 3,5 gündür.
  2. Kurban Bayramı; Arefe günü saat 13.00’ten itibaren 4,5 gündür

D) Diğer Genel Tatil Günleri

  1. Yılbaşı Günü
  2. 1 Mayıs Günü
  3. 15 Temmuz Günü

İş Sözleşmelerinde Ulusal Bayram ve Genel Tatil

Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışılıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya işçi ve işveren arasında imzalanacak iş sözleşmeleri ile kararlaştırılabilir. Sözleşmelerde bu hususa ilişkin herhangi bir hüküm bulunmaması halinde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışılması için işçinin onayının alınması gerekmektedir. (İş Kanunu Madde 44) Toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmelerine hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatillere ilişkin düzenlemeler iş kanununda yer alan düzenlemelerden daha sıkı olamaz. Söz konusu düzenlemeler yalnızca işçi lehine (avantajına) olacak şekilde düzenlenebilir. Bir başka deyişler, kanunda işçiye tanınan haklar iş sözleşmesi ile sınırlandırılamaz. (İş Kanunu Madde 45)

Ulusal Bayram ve Genel Tatil Alacağı

UBGT Günü Tatil Yapılırsa;UBGT Günü Çalışılırsa;
İşçi ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmaz ise; o günün ücretleri tam olarak hak kazanır.İşçi ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde tatil yapmayarak çalışır ise; o günün tam ücretinin yanı sıra çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir.

Ayrıca ödenmeyen UBGT çalışma alacaklarına mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanacaktır.

Ulusal Bayram ve Genel Tatil Kapsamında Çalışmanın İspatı

Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir.

Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.

Dairemizce, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde, hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Ancak, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ E. 2015/11729 K. 2016/18483

Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir.

Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.

İmzalı ücret bordrolarından, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıt taşımaması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının yapıldığını yazılı delille ispatlaması imkân dahilindedir.

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2017/6346 K. 2017/5530

Detaylı bilgi veya sorularınız için bizim ile iletişim‘e geçebilirsiniz.

İş Hukuku Kapsamında Hazırladığımız Diğer Çalışmalarımız;

İzmir İş Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

İşten Ayrılma Dilekçesi

İşten Ayrılma Dilekçesi

İşten Ayrılma Dilekçesi | İzmir Karşıyaka Avukat

İstifa, işçi tarafından işten ayrılma kararının işyerine yazılı olarak bildirilmesidir. İşten ayrılma dilekçesinin verilmesindeki amaç;  resmi bir bildirimde bulunmak, olası bir dava durumunda da hukuki dayanak oluşturmaktır.

İşten ayrılmaya karar verildiği noktada işçilik alacakları ve hak edişlerden mahrum kalmamak için öncelikle iş sözleşmesinin işçinin lehine bir şekilde sonlandırılması büyük önem arz etmektedir. Zira, iş sözleşmesi haklı ve geçerli nedenle olmak üzere iki şekilde sona erdirilebilir.

Haklı sebeple iş sözleşmesini sona erdiren işçi işçi alacaklarına hak kazanırken; iş sözleşmesini geçerli sebebe dayandırarak sona erdiren işçinin çalışmış olduğu sürelere göre kanunda belirlenen ihbar sürelerine uyması gerekmektedir. İşçinin ihbar süresini uyumaması ve işten hemen çıkması durumunda işçilik alacaklarına hak kazanamayacağı gibi işverene ihbar tazminatı ödemesi de söz konusu olacaktır. (Detaylı bilgi için Karşıyaka Avukat – İhbar Tazminatı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz) Bu sebeple istifaya ilişkin bir dilekçe yazmadan önce, iş sözleşmesi nasıl sona erdirilmesi gerektiği ile ilgili hukuki görüş almak önemlidir.

Bu süreçte faydalı olacağını düşünüdüğümüz diğer konu başlıklarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz. – Karşıyaka Avukat

  • Ücreti Ödenmeyen İşçinin Hakları başlıklı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.
  • İş Hukukunda İbraname başlıklı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.
  • UBGT Nedir? başlıklı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.
  • Kıdem Tazminatı Nedir? başlıklı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Tüm bu anlatılanlardan sonra , iş sözleşmesinin sona erdirilme şekline karar verildikten sonra işten ayrılma dilekçesi yazılacaktır. Şimdi sırasıyla dikkat edilmesi gereken hususları inceleyelim:

1. Hangi sebeple iş sözleşmesinin sona erdirildiği açıkça yazılmalıdır: Yazılacak olan istifa dilekçesinde hukuki bir dil kullanılmalı iş sözleşmesinin hangi sebeple sona erdirildiği açıkça; mümkünse kanun maddesi ile birlikte yazılmalıdır.

2. İstifa sonrası sosyal hak ve güvencelerin ödenmesi gerekiyorsa dilekçede belirtilmelidir: Kıdem tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai, yıllık izin alacağı gibi bir çok ödeme kaleminde alacağı olan işçinin istifa dilekçesinde bu hususları bildirerek talep etmesi gereklidir.

3. İstifa işverene doğrudan veya ilgili birime yapılmalıdır: Burada ilgili birimden kasıt muhasebe birimi veya insan kaynakları müdürlüğü olabileceği gibi doğrudan işverenin kendisine de yapılabilir.

4. İstifa yazılı olmalıdır: İleride bir hukuki uyuşmazlık çıkmaması adına istifa mutlaka yazılı bir dilekçeyle yapılmalıdır. Hatta ispat hususunda ve istifanın tarihine ilişkin sorun yaşanmaması adına söz konusu istifanın mutlaka noter aracılığıyla yapılmasını tavsiye edilmektedir. Zira bazı durumlarda işverenler işçinin yazılı olan istifa dilekçesini yok sayarak/yırtarak noterden ihtar çekerek sözleşmesini ben fesih ettim ve şu sebeplerle haklıyım diyerek dava açabilmektedir. Bunun örneklerine uygulamada sıkça rastlamaktayız. Bu sebeple ileride sorun yaşamamak adına gerek istifa dilekçesinin içeriğini, gerekse istifa dilekçesinin ulaştığı tarihin resmi kayıtlarda olması açısından noter kanalı ile istifa dilekçesini göndermek önemlidir.

Yukarıda yazılan hususlar, işten ayrılma dilekçesinde bulunması zorunlu olan unsurlar değildir. Fakat dilekçede dikkat edildiği taktirde hukuki uyuşmazlık konusunda işçi lehine olacaktır.

İş Hukuku Kapsamında Hazırladığımız Diğer Çalışmalarımız;

İzmir İş Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

İşçilik Alacaklarında Faiz

İşçi Aşacaklarında Faiz

İşçi Aşacaklarında Faiz | İzmir İş Hukuku Avukatı

İşçi Aşacaklarında Faiz

Karşıyaka Avukat – İşçilik alacakları, 4857 Sayılı İş Kanunu‘nda düzenlenmiş olup, işçinin iş sözleşmesinin sona ermesi halinde ortaya çıkan bazı hak ve alacaklarına verilen isimdir. İşçilik alacaklarının bir kısmı (Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı, kötü niyet tazminatı gibi) feshe bağlı alacaklar olup; iş akdinin sona ermesiyle talep edilebilen işçilik kalemleridir. İşçilik alacaklarının bir kısmı ise (Ücret, fazla mesai ücreti, ubgt ücret alacağı, hafta tatili ücret alacağı gibi) feshe bağlı olmayıp, iş akdi feshedilmiş olsun veya olmasın işçinin hak kazandığı zaman talep edebileceği alacak kalemleridir. İzmir Karşıyaka’da işçilik alacaklarına faizin ne şekilde uygulanacağı ve faiz başlangıcının nasıl belirleneceği ise uygulamada zaman zaman karıştırılmaktadır. Bunları sırası ile inceleyecek olursak;

1. Kıdem Tazminatı:

İşçinin Kıdem tazminatı hesaplamasında son brüt ücreti (giydirilmiş ücreti) esas alınır. İşçinin son brüt ücretine, yol yardımı, yemek yardımı, prim vs. gibi düzenlilik arz eden sosyal yardım ve benzere ücretlerin eklenmesiyle giydirilmiş ücret elde edilir ve bu ücret kıdem tazminatı hesaplamasında esas alınır.

Kıdem tazminatında faiz başlangıcı hep aynı olup, ilk davada olduğu gibi, ek davada veya dava değerini (ıslah yoluyla) artırmada da faiz başlangıcı: iş sözleşmesinin kıdem tazminatını hak edecek biçimde sona erdiği tarihtir.  (Kıdem tazminatı ile ilgili detaylı bilgi almak için Karşıyaka Avukat – Kıdem tazminatı adlı yazımızı inceleyebilirsiniz.)

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2017/5554 E. , 2018/7618 K. sayılı ve 04.04.2018 tarihli ilamı;  ”..4857 Sayılı İş Kanunu’nun 120. maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte bulunan 1475 Sayılı Kanun’un 14. maddesinin 11. fıkrası hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir…” Şeklindedir. Dolayısıyla, kıdem tazminatına uygulanacak faiz, bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizdir.

2. İhbar Tazminatı

İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. İhbar tazminatı kıdem ve yıllık izin gibi 1 yıl çalışma şartına bağlanmamıştır. Sözleşmesi 6 aydan az sürmüş olsa bile işçinin ihbar tazminatı alma hakkı vardır.

İhbar tazminatına yasal faiz uygulanmaktadır. Yasal faiz, 01.06.2024 yılı itibariyle %24’tür. İhbar tazminatı ile ilgili detaylı bilgi almak için Karşıyaka Avukat – İhbar tazminatı adlı yazımızı inceleyebilirsiniz.)

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2017/5535 E. , 2017/11218 K. sayılı ve 22.06.2017 tarihli ilamıı;

”…İhbar tazminatı bakımından uygulanması gereken faiz oranı değişen oranlara göre yasal faiz olmalıdır. Bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde faklı bir faiz türü öngörülmüşse, yasal faizin altında olmamak kaydıyla kararlaştırılan faiz uygulanır…” Şeklindedir.

Diğer alacaklardan farklı olarak bu alacak kalemine yasal faiz uygulanmaktadır. İşçilik alacaklarında faiz türü ve zamanaşımı süresi somut olaya göre farklılık gösterebildiğinden, hak kaybı yaşanmaması adına sürecin bir uzman tarafından yürütülmesi önemlidir. Bu kapsamda, İzmir Karşıyaka avukat desteği ile ihbar tazminatı, faiz ve zamanaşımı süreçlerinin doğru şekilde değerlendirilmesi mümkün olacaktır.

3. Yıllık İzin Ücreti Alacağı

Yıllık izin ücreti, işçinin kullanmadığı yıllık izin sürelerine karşılık hak kazandığı bir işçilik alacağıdır. 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçinin hak edip de kullanmadığı yıllık izin sürelerine ilişkin ücretinin kendisine ödenmesi zorunludur. Bu alacak, iş sözleşmesinin devamı sırasında talep edilemez; ancak fesih ile birlikte muaccel hale gelir.

Yıllık izin ücreti alacağına uygulanacak faiz bakımından, uygulamada kabul gören görüş doğrultusunda, fesih tarihi itibariyle alacak muaccel hale geldiğinden, ayrıca temerrüde düşürmeye gerek olmaksızın bu tarihten itibaren faiz işletilmektedir. Faiz türü ise kural olarak yasal faiz olmakla birlikte, somut olayın özelliklerine göre farklı değerlendirmeler yapılabilmektedir.

Yıllık izin ücreti alacağında zamanaşımı süresi 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca 5 yıl olup, bu süre iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İşçinin bu süre içerisinde talepte bulunmaması halinde alacak zamanaşımına uğrayacaktır.

İşçilik alacakları kapsamında yıllık izin ücreti, çoğu zaman hatalı hesaplamalara konu olabildiğinden, hak kaybı yaşanmaması adına sürecin hukuki destek alınarak yürütülmesi önem arz etmektedir. Bu kapsamda özellikle İzmir Karşıyaka bölgesinde bir avukat aracılığıyla sürecin takip edilmesi, alacağın doğru şekilde hesaplanması ve tahsil edilmesi açısından önemlidir.

4. Ulusal Bayram Genel Tatil ve Fazla Mesai Alacağı

İşçinin dini ve milli bayramlar ile resmi tatillerde yaptığı çalışmaların karşılığı olan UBGT (Ulusal Bayram ve Genel Tatil) ücreti alacağına, kural olarak işverenin temerrüde düşürüldüğü tarihten ya da dava ve ıslah/talep artırım tarihlerinden itibaren yasal faiz uygulanmaktadır. Hak kaybına uğramamak adına bu hesaplamaların titizlikle yapılması ve sürecin uzman bir vekil aracılığıyla takibi büyük önem arz ettiğinden; İzmir Karşıyaka bölgesinde faaliyet gösteren hukuk büromuzla iletişime geçebilir, hak ettiğiniz UBGT ve diğer işçilik alacaklarınızın doğru faiz işletilerek tahsili için İzmir Karşıyaka avukat kadromuzdan profesyonel hukuki destek alabilirsiniz.r.

5. Fazla Çalışma Alacağı

İş hukukunda en sık uyuşmazlık yaşanan kalemlerden biri olan fazla çalışma (fazla mesai) ücreti alacağına, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesi gereği bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmakta; faiz başlangıcı ise işverenin usulüne uygun bir ihtarla temerrüde düşürüldüğü tarih veya dava ve ıslah/talep artırım tarihleri esas alınarak belirlenmektedir. Hatalı faiz türü veya eksik süre hesabı nedeniyle hak kaybı yaşamamak ve alacaklarınızı eksiksiz tahsil etmek için İzmir Karşıyaka avukat ekibimizle iletişime geçerek dava sürecinizi profesyonel bir zemin üzerinde güvenle yürütebilirsiniz.

Yargıtay Kararları Işığında Kısmi Dava ve Belirsiz Alacaklarda Faiz Başlangıç Tarihleri

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2015/9-3157 Esas, 2018/365 Karar ve 28.2.2018 tarihli kararında ” Öte yandan yine belirsiz alacak davasının Kanuna konuluş amacı ve davanın niteliği dikkate alındığında, dava tarihinden önce gerçekleşen bir temerrüt olgusunun bulunmadığı durumlarda belirsiz alacak davasında yargılama sonucunda miktarı tam ve kesin olarak belirlenen alacağın tümü için temerrüt, davanın açıldığı tarihte gerçekleşeceğinden faize de dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir.” kararını ve “Bu durumda dava belirsiz alacak davası olduğuna göre, bu davanın açılması ile doğacak olan maddi ve şekli hukuk sonuçlarının ( zamanaşımının kesilmesi ve diğerleri ) bu dava için de geçerli olması gerekeceğinden, mahkemece talep arttırım dilekçesi verilerek arttırılan miktarlar dâhil alacakların tümüne dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmuştur.” kararını vermiştir.

İş Hukuku Kapsamında Hazırladığımız Diğer Çalışmalarımız;

İzmir İş Avukatı

Konuya ilişkin hukuki danışmanlık almak için uzman ekibimiz ile iletişime geçebilirsiniz.

İş Hukuku Kapsamında Hazırladığımız Diğer Çalışmalarımız;

İzmir İş Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

İhbar Tazminatı Nedir?

İhbar Tazminatı Nedir? – İzmir – Karşıyaka Avukat

İhbar tazminatı, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesi kapsamında düzenlenmiş olup, belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshedilmeden önce karşı tarafa bildirimde bulunulmaması veya kanunda öngörülen sürelere uyulmaması hâlinde ödenen tazminattır.

Bu düzenleme ile işçi ve işveren arasında, sözleşmenin feshi öncesinde makul bir süre tanınarak tarafların mağduriyetinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

İhbar Süreleri Nelerdir?

Kanuna göre iş sözleşmesini feshetmek isteyen taraf, aşağıda belirtilen sürelerde karşı tarafa önceden bildirim yapmakla yükümlüdür:

Hizmet SüresiBildirim Süresi
0 – 6 ay arası2 hafta
6 ay – 1,5 yıl arası4 hafta
1,5 yıl – 3 yıl arası6 hafta
3 yıl ve üzeri8 hafta

Taraflar bu sürelere uymadan iş sözleşmesini derhal feshederse, ihbar süresine karşılık gelen ücreti tutarında tazminat ödemek zorundadır.

İhbar Tazminatına Hak Kazanma Şartları Nelerdir?

İhbar tazminatı hem işçi hem işveren tarafından talep edilebilen çift yönlü bir tazminattır. Ancak şu durumlara dikkat edilmelidir:

İşçi Açısından:

  • İşveren tarafından bildirimsiz ve haksız fesih yapılmışsa, işçi ihbar tazminatına hak kazanır.

İşveren Açısından:

  • İşçi, haklı bir neden olmaksızın işten ayrılmış ve kanuni ihbar süresine uymamışsa, işveren işçiden ihbar tazminatı talep edebilir.

Haklı Nedenle Fesihte İhbar Tazminatı Doğar mı?

4857 sayılı Kanun’un 24. ve 25. maddelerinde düzenlenen haklı nedenle derhal fesih hallerinde ihbar tazminatı söz konusu olmaz. Çünkü bu tür fesihlerde ihbar süresine uyma yükümlülüğü bulunmamaktadır.

İhbar Tazminatının Hesaplanması

İhbar tazminatı, işçinin brüt ücreti ve çalıştığı süre esas alınarak hesaplanır. Aşağıdaki unsurlar hesaplamada dikkate alınır:

  • Aylık brüt ücret,
  • Yemek, yol, ikramiye gibi düzenli ödenen yan haklar (giydirilmiş ücret),
  • Fesih tarihinde geçerli olan ücret esas alınır.

Örnek: 2 yıldır çalışan bir işçiye işveren ihbarsız ve haksız şekilde fesih bildirimi yaparsa, 6 haftalık giydirilmiş brüt ücret tutarında ihbar tazminatı ödemekle yükümlü olur.

Belirli Süreli İş Sözleşmelerinde İhbar Tazminatı Olur mu?

4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca ihbar tazminatı, yalnızca belirsiz süreli iş sözleşmeleri bakımından söz konusudur. Bu nedenle belirli süreli iş sözleşmeleri, süresi sonunda kendiliğinden sona erdiğinden, bu sözleşmelerde ihbar süresi veya tazminatı uygulanmaz.

İhbar Süresinde İş Arama İzni Var mıdır?

Evet, vardır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 27. maddesi gereğince:

  • İhbar süresi içerisinde çalışan işçiye, günde en az 2 saat iş arama izni verilmesi işverenin yasal yükümlülüğüdür.
  • İşçi bu izni ister günlük kullanabilir, isterse işverenin onayını almak koşuluyla birleştirerek topluca da kullanabilir (örneğin son günlere eklemek suretiyle).
  • İş arama izninin hiç kullandırılmaması veya eksik kullandırılması hâlinde, bu sürelere ilişkin ücret, işçiye %100 zamlı (fazla çalışma gibi) ödenmek zorundadır.
  • İş arama izninin kullanılmaması ya da toplu kullanılması, ihbar süresinin genel süresine etki etmez. Yani, ihbar süresi yasal olarak tanımlanan sürede işlemeye devam eder.

Zamanaşımı Süresi

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu yapılan değişiklik ile ihbar tazminatına ilişkin alacaklar için de, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren 5 yıl içinde talepte bulunulmalıdır.

Uyuşmazlık Durumunda Ne Yapılmalı?

İhbar tazminatına ilişkin uyuşmazlıklarda da dava şartı zorunlu arabuluculuk süreci işletilmelidir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamaması hâlinde, iş mahkemelerinde dava açılabilir.

İhbar Süresi İçinde Çalışma veya Ücret Yerine Ödeme

İşveren, ihbar süresi içinde işçiyi çalıştırmak zorunda değildir. Ancak bu durumda:

  • İşçiyi derhal işten çıkarmak isteyen işveren, ihbar süresine karşılık gelen ücreti peşin ödeyerek fesih gerçekleştirebilir.
  • Aynı şekilde, işçi de sürelere uymadan ayrılmak istiyorsa, işverene ihbar tazminatı ödemek zorundadır.

İhbar tazminatı, iş sözleşmesinin usulüne uygun feshedilmemesi durumunda doğan ve hem işçiyi hem de işvereni ilgilendiren önemli bir alacak kalemidir. Bu tazminatın doğru hesaplanması ve yasal sürecin eksiksiz şekilde yürütülmesi için profesyonel hukuki destek alınması önerilir.

İhbar tazminatı, kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarına ilişkin tüm sorularınız ve özel durumlar için büromuzdan hukuki danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.

İş Hukuku Kapsamında Hazırladığımız Diğer Çalışmalarımız;

İzmir İş Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

İş Davaları Ne Kadar Sürer?

İş Davaları Ne Kadar Sürer?

İş Davaları Ne Kadar Sürer? | İzmir İş Hukuku Avukatı | Av. Mustafa Yolcu

İş Davaları Ne Kadar Sürer?

İzmir Karşıyaka’da iş hukukundan kaynaklanan dava dosyalarının sonuçlanma süresi, dosyanın niteliği, taraf sayısı, delil durumu ve mahkemelerin iş yoğunluğuna göre değişkenlik göstermektedir. Uygulamada iş davalarının ortalama olarak 1,5 ila 2 yıl arasında sonuçlandığı görülmektedir.

Yargılama sürecinde ön inceleme duruşması, tanıkların dinlenmesi ve bilirkişi incelemesi gibi aşamalar dikkate alındığında genellikle 3 ila 5 duruşma yapılmaktadır.

Adalet Bakanlığı tarafından yargılamaların makul sürede tamamlanması amacıyla “hedef süre” uygulaması benimsenmiş olup, iş mahkemeleri bakımından bu süre uygulamada çoğunlukla yaklaşık 540 gün olarak öngörülmektedir. Ancak bu süre bağlayıcı olmayıp, somut olayın özelliklerine göre yargılama süresi uzayıp kısalabilmektedir.

Ayrıca iş hukuku kaynaklı yasal süreçlerde zorunlu arabuluculuk uygulaması da mevcut olup; arabulucuya başvurulmaksızın dava açılması durumunda davanın reddi söz konusu olmaktadır. Bu kapsamda dava açılmadan önce davayı açacak işçi veya işveren tarafından öncelikle arabulucuya başvurulması gerekebilmektedir.

İş mahkemesi kararına karşı taraflardan birinin başvurusu ile istinaf süreci başlamaktadır. İstinaf incelemeleri, dosyanın niteliğine ve bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğuna bağlı olarak uygulamada ortalama 1 ila 2 yıl arasında sonuçlanabilmektedir.

İstinaf incelemesi sonucunda verilen kararların bir kısmı temyize tabi olup, temyiz yolu açık olan dosyalarda Yargıtay incelemesi de ortalama 1 ila 2 yıl sürebilmektedir. Ancak her iş davası temyize tabi değildir.

Öte yandan, işe iade davaları gibi basit yargılama usulüne tabi uyuşmazlıklar, kanunen daha hızlı sonuçlandırılması gereken dava türleri arasında yer almakta olup, diğer iş davalarına kıyasla daha kısa sürede karara bağlanabilmektedir.

İş davalarında istinaf ve temyiz süreçlerinin doğru yönetilmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle sürecin bir uzman tarafından takip edilmesi, özellikle İzmir Karşıyaka avukat desteği ile yürütülmesi, başvuruların etkin ve usulüne uygun şekilde yapılmasını sağlayacaktır.

Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü – Adli İstatistikler 2021

İş Mahkemelerinde Bulunan Ortalama Dosya Sayısı

Hukuk Mahkemeleri2018 Gelen2019 GelenArtış/Azalış
%
Karara Bağlanan 2018Karara Bağlanan 2019Artış/Azalış
%
Bir Sonraki Yıla Devir 2018Bir Sonraki Yıla Devir 2019Artış/Azalış
%
İş Mahkemeleri540.156 569.595 5,5 204.628 214.228 4,7 335.528 355.367 5,9
Hukuk Mahkemeleri Toplam3.701.265 3.787.161 2,3 2.050.1982.124.4413,61.651.067 1.662.720 0,7
Tablo 3.3 Hukuk Mahkemeleri Dosya Sayısı Artış/Azalış Oranı, MAHKEME, 2018-2019

İş Mahkemelerinde Ortalama Karar Sayısı

20122013201420152016201720182019
İş Mahekemeleri483381417431434530629555
Hukuk Mahkemeleri Geneli232213207218248283283280
Tablo 3.4 Ortalama Görülme Süresi, Gün, HUKUK MAHKEMELERİ, 2012-2019

Konuya ilişkin hukuki danışmanlık almak için uzman ekibimiz ile iletişime geçebilirsiniz.

İş Hukuku Kapsamında Hazırladığımız Diğer Çalışmalarımız;

İzmir İş Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56