Kategori arşivi: Aile Hukuku

Yoksulluk Nafakası Nedir?

Yoksulluk Nafakası Nedir?
Yoksulluk Nafakası Nedir?

Yoksulluk Nafakası Nedir? | İzmir Boşanma Avukatı

Yoksulluk Nafakası Nedir?

Yoksulluk nafakası, boşanma ile sonlanan evlilik sebebiyle yoksulluğa düşecek olan ve diğer eşe oranla daha az kusurlu olan eşin mahkeme aracılığıyla karşı taraftan talep ettiği bir nafaka türüdür. Yani bu nafaka türünde eşler, kendileri için nafaka talep etmektedir.

Türk Medeni Kanunu Madde 175’te yoksulluk nafakasına ilişkin bazı özellikler düzenlenmiştir:
(1) Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.
(2) Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

Yoksulluk Nafakası Şartları Nelerdir?

1. Boşanma kararı verilmiş olmalıdır ve bu kadar kesinleşmiş bir karar olmalıdır.
Boşanma kararının kesinleşme şerhi adı verilen şerh ile kesinleşmesinden bahsedilmektedir. Boşanma kararı istinaf/temyiz aşamasında olmamalıdır.

2. Nafaka talep eden eş, yoksulluğa düşecek olmalıdır.
Örneğin her iki eşin de meslek sahibi olması, çalışıyor olması durumunda boşanırken birbirlerinden yoksulluk nafakası talep edemeyeceklerdir. Zira boşanma ile yoksulluğa düşmeyecekleri aşıktadır.

3. Yoksulluğa düşecek olan eş nafaka için talepte bulunmalıdır.
Örneğin çocuklarını yetiştirmek için işini bırakan bir anne eş ve çalışıp aileye bakan bir baba eş olsun. Bu durumda anne eşin boşanma ile yoksulluğa düşecek olması muhtemeldir. Bu nafakayı alması içinse talepte bulunmalıdır. Hakim, kendiliğinden durum ve şartları inceleyerek nafakaya hükmedemez.

4. Nafaka talep eden eşin kusuru, kendisinden nafaka talep edilen eşin kusurundan fazla olmamalıdır.
Örneğin boşanma sebebi şiddet ise, şiddet uygulayan taraf nafaka talep edemeyecektir.

5. Hükmedilecek nafaka miktarı, nafaka yükümlüsü olan eşin maddi gücüne oranlı olacak şekilde belirlenmelidir.
Aylık 4.000,00 TL maaş alan eşten, aylık 1.500,00 TL nafaka talebi maddi güçle orantısızdır.

Yukarıda sayılan şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, boşanma davasının kesinleştiği tarihe göre değerlendirilmektedir.

Yoksulluk Nafakası Nasıl Talep Edilir?

Yoksulluk nafakası, aşağıda belirtilen üç şekilde talep edilebilmektedir:

  1. Boşanma istemi ile aynı dava dilekçesinde,
  2. Boşanma davası devam ederken sözlü olarak,
  3. Boşanma davası sonuçlandıktan sonra bağımsız bir dava ile

Yoksulluk Nafakası Ne Kadar Olur?

Yoksulluk nafakasının miktarı konusunda maktu bir tarife belirlenmemiştir. Yine aynı şekilde kanun hesaplama konusunda bir formül ortaya koymamıştır. Bu konuda hakime takdir yetkisi tanınmıştır. Belirlenecek miktarın alt sınırı bulunmadığı gibi üst sınırı da bulunmamaktadır.
Nafaka miktarının belirlenmesi birçok faktöre bağlıdır. Bunlardan en önemlisi de tarafların ekonomik durumlarıdır. Nafaka miktarı, yoksulluk tehlikesiyle karşılaşan eşin bu tehlikeden kurtulmasını sağlayacak miktarda olmalıdır. Yoksulluk kavramına ve bu kavramın kapsamına değinmiştik. Buradan çıkan sonuç ise kişilerin kültür, ulaşım, sağlık ve eğitim gibi ihtiyaçları yani hayat biçimleri de nafaka miktarının belirlenmesinde önemli bir etkendir. Ancak bu miktar belirlenirken nafaka ödeyecek olan tarafın mali gücü de göz önüne alınır. Nitekim nafaka miktarı, nafaka ödeyecek olan tarafın mali gücüyle orantılı olmalıdır.  Örneğin nafaka miktarı, nafaka ödeyen kişinin yoksulluk tehlikesiyle karşılaşmasına sebep olmamalıdır.
Birçok etmen göz önünde tutulacak, bilirkişilerden yardım alınacak ve miktar hakim tarafından nihai olarak belirlenecektir.

Yoksulluk Nafakasının Kaldırılması Nasıl Olur?

Yoksulluk nafakası kural olarak süresiz bir nafakadır. Ancak belirli şartların gerçekleşmesi halinde sona ermesi mümkündür. Yoksulluk nafakasının sorumluluğu bakımından, beş adet sona erme nedeni sayabiliriz:

1) Nafaka alacaklısının ölümü ile sona erebilir. 

İrat şeklinde ödenen nafaka, taraflardan birinin ölmesi ile ortadan kalkar. Nafaka alacağı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan oluğu için alacaklının ölmesi halinde mirasçılar tarafından istenmesi mümkün değildir. Ancak mirasçılar nafaka alacağının muaccel kısmının ödenmesini isteyebilmektedirler.

2) Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi ile sona erebilir.

Yeniden evlenen tarafın alacaklı olan taraf olması gerekmektedir. Eğer nafaka borçlusu yeniden evlenirse bu nafaka bakımından sona erme sebebi değildir. Nafaka alacaklısı yeniden evlenip boşandığı takdirde ilk eşinden kesilen yoksulluk nafakasının bağlanmasını isteme hakkına sahip değildir. Sadece yeni boşandığı eşinden yoksulluk nafakası talep etme hakkına sahip olacaktır.

3) Nafaka alacaklısının resmi olarak evlenmemiş olmasına karşın biriyle evliymiş gibi hayat sürmesiyle sona erer.

Nafaka borçlusu açacağı bir dava ile mahkemeden durumun tespit edilmesini isteyebilir.

4) Nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkması ile sona erebilir.

Maddi durumunun iyileşmesi, yeni bir işe girmesi, yüklü bir miras sahibi olması gibi durumlarla artık nafakaya ihtiyacı kalmayabilir.

5) Alacaklının haysiyetsiz bir yaşam sürüyor olması nedeniyle sona erebilir. 

Haysiyetsiz yaşam sürmeden anlaşılması gereken ahlaki değerlere aykırı bir yaşam sürmektir. Örneğin kişinin kadın ticareti yapması, uyuşturucu bağımlısı olması, alkolik olması gibi durumlarda nafaka kesilebilir. Bu durumun devamlı olması ve nafaka borçlusu açısından onur kırıcı bir davranış olması gerekmektedir.

Nafaka borçlusu açacağı bir dava ile mahkemeden yukarıdaki durumların tespit edilmesini isteyebilir. Tespitle birlikte nafakaya son verilir.

Nafakanın verilmesi ve sona erdirilmesi talepleriniz için detaylı bilgi ve hukuki danışmanlık için bizimle iletişime geçin.

Benzer ilginizi çekebilecek yazılarımız;

İzmir Boşanma Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

Şiddet Karşısında Hangi Tedbirler Alınır?

Şiddet Tedbir | İzmir Boşanma Avukatı

6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile ilgili mevzuat kapsamında şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi ile şiddet uygulayan veya uygulama ihtimali olan kişiler hakkında şiddetin önlenmesine ilişkin düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Şiddet gören kişilerin talep edebileceği tedbir kararlarını ve bu tedbirlerin süresini ne şekilde talep edebileceğini detaylı olarak inceleyeceğiz.

Hâkim Tarafından Şiddet Karşısında Verilebilecek Koruyucu Tedbir Kararları Nelerdir?

Hâkim koruyucu ve önleyici tedbir kararlarına hükmedebilir. Koruyucu tedbir kararlarının verilebilmesi için şiddet mağdurunun bununla ilgili delil veya belge sunması zorunluluğu yoktur. Bu sebeple, örneğin koruma kararı talep eden bir kişinin ayrıca dilekçesine ek delil eklemesi zaruri değildir.

👉🏻Mağdurun iş yerinin değiştirilmesi

👉🏻Mağdurun evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı bir yerleşim yerinin belirlenmesi

👉🏻Türk Medeni Kanunu’nun aradığı şartların varlığı hâlinde ve talep üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması

👉🏻Mağdurun hayati tehlikesinin bulunması ve bu tehlikenin önlenebilmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde hâkim tarafından bilgilendirildikten ve onay alındıktan sonra kimlik ve diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesine dair karar verebilir.


Hâkim olayın özelliğine göre yukarıda sayılanlara veya başka tedbirlere karar verebilir.

Mülkî Amir Tarafından Verilecek Koruyucu Tedbir Kararları Nelerdir?

👉🏻 Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması,

👉🏻 Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi yardım yapılması,

👉🏻 Psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi,

👉🏻 Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması şeklinde talepte bulunmak mümkündür.

Benzer ilginizi çekebilecek yazılarımız;

İzmir Boşanma Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

Boşanma İçin Gereken Evraklar

Boşanma İçin Gereken Evraklar | Boşanma Avukatı | İzmir Avukat

Boşanmaya karar vermeniz durumunda yetkili ve görevli mahkemeye başvuruda bulunularak boşanma talebinizin iletilmesi gerekmektedir. Bu sürecin başlatılabilmesi için de bir takım belgeleri beraberinizde götürmeniz gerekmektedir. Boşanma için gereken evraklar nelerdir inceleyelim.

Boşanma Davası Açmak İçin Gerekli Belgeler

  1. Dava Dilekçesi
  2. Nüfus Belgesi veya Pasaport
  3. Avukat ile Gidilecek İse Vekaletname
  4. Dava Dilekçesinde Belirtilen Boşanma Davasına İlişkin Bilgi ve Belgeler (Söz konusu belgeler somut olaya göre farklılık gösterecek olup; dava dilekçesinde değinilen konulara ilişkin ilgili belgelerin eklenmesi gerekmektedir.) Bu belgelere kimi örnekler vermek gerekir ise;

  1. Anlaşmalı Olarak Boşanılıyor ise Anlaşmalı Boşanma Protokolü
  2. Tarafların sunduğu tanıkların listesi
  3. Mahkemeye sunulan delillerin listesi
  4. Kredi kartı hesap özetleri
  5. Telefon operatörlerinden anılan arama dökümleri
  6. Varsa darp raporu
  7. Telefon mesajları
  8. Karakol ifade kayıtları
  9. Sosyal medya paylaşımları

Boşanma Davası Dilekçesi İçeriği

Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 119 kapsamında dava dilekçesinde aşağıdaki hususların bulunması zorunludur.

  • a) Mahkemenin adı.
  • b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri.
  • c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası.
  • ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri.
  • d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri.
  • e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri.
  • f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği.
  • g) Dayanılan hukuki sebepler.
  • ğ) Açık bir şekilde talep sonucu.
  • h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası.

Boşanma Davasında Yetkili Mahkeme

Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Türk Medeni Kanunu Madde 168

Konuya ilişkin detaylı bilgi almak veya aile hukukundan doğan hukuki uyuşmazlıklarınıza ilişkin olarak İletişim sayfası üzerinde bize ulaşabilirsiniz.

Benzer ilginizi çekebilecek yazılarımız;

İzmir Boşanma Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması | İzmir Boşanma Avukatı | Av. Dilek Yavuz Uysal

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması

Boşanma sebepleri kanunumuzda özel ve genel sebepler halinde sıralanmaktadır. Zina, hayata kast ve pek kötü muamele, akıl hastalığı, terk, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme gibi sebepler özel sebeplere örnektir. Özel sebeplerin varlığı halinde açılacak olan boşanma davası bu sebeplerle açılmalıdır. Uygulamada en sık yapılan hataların başında bu gelmektedir. Şiddet gören veya aldatılan eşin, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını sebep göstererek boşanma davası açası usuli ve geri dönülemez bir hatadır. Zira, özel sebeplerin varlığı halinde sosyal inceleme raporu (sir raporu), darp raporu, fotoğraf videolar, gsm operatör kayıtları vb. pek çok husus davaya delil olarak dahil edilmeli karşı tarafın kusuru ispatlanmalıdır. Kusurun tespiti, nafakadan tazminata kadar pek çok husu için belirleyici olmaktadır.

Tüm bu özel sebeplerin varlığına rağmen, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi ile dava açıldığında ise tarafların farklı yaşam tarzlarını sevmesi, farklı düşünce yapısında olmaları, artık birbirleri ile iletişim kuramaları gibi genel sebepler karşımıza çıkmaktadır. Görüldüğü üzere iki tür, boşanma sebeplerinden ispat araçlarına kadar tamamı ile farklıdır. Bu sebeple boşanma davalarında uzman bir avukatla çalışmak hak kayıplarının önüne geçecektir. Tüm bu anlatımlardan sonra Türk Medeni Kanunu’nda (TMK) evlilik birliğinin temelinden sarsılması madde 166’da düzenlenen maddeyi inceleyecek olursak:

TMK Madde 166– ”Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.”

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada  gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Buna göre evlilikte ortak yaşamı sürdürmede eşlerden beklenemeyecek derecede evlilik birliğinin sarsılması durumu varsa boşanma davası açılmasına sebep oluşmuş demektir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi ile açılacak davalarda kusur şartı aranmaz. Her iki eşte kusurlu veya kusursuz olduğu halde dava açabilir. Ancak bu kusurun hiç önemi olmadığı anlamı taşımaz. Eşlerden biri diğerinin daha kusurlu olduğunu ileri sürerek davanın talepler sonucuna etki edebilir.

Şiddetli Geçimsizliğe Dayalı Dava Açma Şartları ve Örnekleri Nelerdir?

Bunlardan ilki evlilik birliğinin temelden sarsılmış olmasının gerekliliğidir. Eşler arasında önemli boyutta duygu ve fikir ayrılığı olması gerekmektedir . Bunu, geçimsizlik olarak ifade edebiliriz. Her zaman böyle olması şartı da aranmaz. Eşlerden birinin evliliğin gerekliliklerini sonradan doğan sebeplerle yerine getirememesi durumunda da evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ileri sürülüp dava açılabilir. Örneek olarak, eşlerden birinin gezmeyi, seyahat etmeyi sevmesi durumunda diğer eşin evinden çıkmaktan bile hoşlanmaması bu iki kişinin farklı hayat tarzını sahip olduğunu gösterir bir durumdur. Yine eşlerden birinin sürekli ailesi ile vakit geçirmek istemesine karşın diğer eşin çok sık aile ziyaretleri yapmak istememesi durumunun da zamanla bir geçimsizliğe sebep olacağını söylemek mümkündür.

Şartlardan ikincisi ise evlilik birliğinin temelinden sarsılması durumunun, en az eşlerden biri için ortak hayatı sürdürmesi beklenemeyecek derecede olmasıdır.  Bu durum eşlerden ikisi veya sadece biri için ortak hayatı sürdüremeyecek derecede ağır olmalıdır. Bu durumda şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini hâkim takdir eder. Hakim ileri sürülecek olguları evlilik birliğini temelinden sarsacak nitelikte bulmazsa, davayı reddedecektir. Aynı zamanda ispat edilen olgular evlilik birliğini sarsacak nitelikte olmakla beraber evliliğin buna rağmen sarsılmadığı ispat edilirse dava yine reddedilebilir. Hangi sebeplerin boşanmayı gerektirecek nitelikte olduğunu doktrin ve mahkeme kararları belirler. Hakaret, eşe para vermeme, aileye karşı ilgisizlik, agresif ve saygısız davranışlar, cinsel uyum sağlananaması, sürekli kavga etmek, evin ve çocukların bakımını ihmal ederek bir işte çalışmak bu sebeplerden bazıları olarak sayılabilir.

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davasında Kusur Tespiti

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası, bir tarafın diğer tarafın kusuruna dayandığı çekişmeli bir boşanma davası türüdür.

Taraf kusurlarının boşanma kararına etkisi ise şu şekildedir:

Kusursuz eş; diğer tarafın az da olsa kusurlu olduğunu ispatladığı takdirde, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, yani şiddetli geçimsizlik olduğu kabul edilerek boşanma kararı verilir. Bu durumda boşanma davası açacak olan eş kusursuz veya diğer eşe göre daha az kusurludur.

Daha Az kusurlu eş; diğer tarafın daha fazla kusurlu olduğunu ispatlarsa şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma kararı verilir.Bazı durumlarda tarafların ikisi de boşanmaya sebep yaratacak kusurlarda bulunmuş olabilir. Bu durumda, daha az kusurlu eşin , diğer eşin daha fazla kusuru olduğunu ispatlaması gerekir.

Daha fazla kusurlu eş; diğer eşin kendisinden az da olsa kusurlu olduğunu ispatlarsa ve diğer eş boşanmaya karşı çıkmazsa boşanma kararı verilir. Ancak, daha fazla kusurlu eşin açtığı boşanma davasının reddedilmesi, az kusurlu eş tarafından talep edildiğinde; yani az kusurlu eş boşanmak istemediğinde şu şartların da birarada gerçekleşmesi gerekir:

Boşanmak istemeyen az kusurlu eşin karşı çıkmasının, hakkın kötüye kullanılması (MK m.2) niteliğinde olduğunun ispatlanması gerekir. Eş ve çocuklar açısından evliliğin sürdürülmesinin korunmaya değer olmadığının anlaşılması gerekir. Eşit kusur halinde tarafların boşanmasına karar verilir. Kusursuz eş hakkında açılan boşanma davası reddedilir. Tamamen kusurlu eşin açtığı boşanma davası da reddedilir. Tamamen kusurlu eşin boşanma davasının reddedilmesinin nedeni, bir kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde etmesinin hukuka aykırı olmasıdır.

Şiddetli Geçimsizliğe İlişkin Yargıtay Karar Örnekleri:

1-Eşinin Annesine Küfür Nedeniyle Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması

Mahkemece, evlilik birliğinin sarsılmasına yol açan olaylarda davalı-karşı davacı kadının daha fazla kusurlu olduğu kabul edilerek, kadının davasının reddine, erkeğin davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmiş ise de; mahkemece taraflara yüklenen ve gerçekleşmiş bulunan kusurlu davranışların yanında, erkeğin eşinin annesine sinkaflı küfür etmek suretiyle hakarette bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylar karşısında davalı-karşı davacı kadın da dava açmakta haklı olup, Türk Medeni Kanununun 166. maddesi koşulları kadının davası yönünden gerçekleşmiştir. O halde, davalı-karşı davacı kadının boşanma davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru görülmemiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – Karar : 2017/3949)

2- Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davasında Kusur

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası, bir tarafın diğer tarafın kusuruna dayandığı çekişmeli bir boşanma davası türüdür. Çekişmeli boşanma davalarında davalı tarafın davayı kabul etmesi hiçbir hukuki sonuç doğurmaz, mutlaka karşı tarafın kusuru ispatlanmalıdır (YARGITAY 2.HD-K.2017/36159)

Konuya ilişkin hukuki danışmanlık almak için uzman ekibimiz ile iletişime geçebilirsiniz.

Benzer ilginizi çekebilecek yazılarımız;

İzmir Boşanma Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

Soybağının Kurulması

Soybağının Kurulması

Soybağının Kurulması | İzmir Avukat

1. Soybağı Nedir?

Soybağı, Türk Dil Kurumunca : “Baba soyundan gelen bağ olarak ve kan bağı” olarak tanımlanmıştır. Hukuk sistemimize göre ise, tanımın aksine sadece kan ile değil; anne ve baba ile farklı şartlarda kurulmaktadır. Bunun için öncelikli olarak soybağının öneminden bahsetmek gerekmektedir.

2. Soybağının Önemi:

Soybağının kurulmasında temel ilke çocuğun (yararı) üstün menfaatidir.

 AY m. 17’de “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir”. hükmü amirdir.  Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi  (BMÇHS) m. 3/I uyarınca ise ”Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.” Denilmektedir.  Zira soybağı, bir çocuğun birey olarak toplumda yer alması ve hukuki haklara sahip olması için gerekli temel koşuldur. Buna örnek olarak, soybağı çocuğun soyadının, vatandaşlığının ve aile kütüklerinde yazılacağı yerin belirlenmesinde esas alınır.Bir çocuğun soybağının değiştirilmesi onun hayatını, aile bağlarını, vatandaşlığını, ileride doğacak olan veya doğmuş miras haklarını belirlemede rol oynar.

3. Soybağının Kurulması

Medeni Kanun m. 282 soybağının kurulması ” Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur .” Demektedir. Bu halde, anne ve çocuk arasındaki soybağının kurulması için doğum yeterlidir.  Taşıyıcı annelik durumunda , çocuk ile taşıyıcı anne arasında kurulan soybağı tartışmalıdır. Genetik bağa üstünlük tanıyan görüşe göre: Çocuğu doğuran kadının anne olması aksi ispat edilebilir bir karinedir, yumurtanın çocuğa doğuran kadına ait olmadığının ispat edilmesi halinde anneliğin iptali mümkündür ve çocuk yumurtanın sahibi olan kadına bağlanabilir. Taşıyıcı annelik konusunda hukuki soybağı bakımından hangi görüş benimsenirse benimsensin, çocuğun yumurta sahibi kadın veya taşıyıcı anne ile ilgili bilgileri öğrenme hakkının varlığı kabul edilmelidir. Çocuğun kökenini öğrenme hakkı ise soybağı ile ilgili bu tartışmadan bağımsız değerlendirilmelidir.

Çocuk ile baba arasında soybağı ise ana ile evlilik, tanıma veya hakimin hükmü (soybağı davaları ve evlat edinme yolu) ile kurulur. Bu itibarla baba ve çocuk arasındaki soybağının kurulmasını evlilik içinde doğum ve evlilik dışı doğum olarak ayırmak mümkündür.

A. Evlilik içinde doğan çocuklarda baba ile soybağının kurulması

MK m. 282/II uyarınca ” Çocuk ile baba arasında soybağı, ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur” Bu durumda, baba ile çocuk arasındaki soybağının kurulabilmesi için seçenekler aşağıdaki şekildedir.

1. Ana ile evlilik :

İlk durumda, evlendikten sonra çocuğun doğması durumunda doğumla birlikte soybağı kurulur. İkinci durumda da , evlilik öncesi anne hamile kalmıştır fakat sonradan baba ile anne evlenmiştir. Bu durumlarda ana ile evlilik durumunda soybağı kurulur.

2. Tanıma :

MK m. 285 f. ”Evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır.” Bu durum babalık karinesidir. Tanıma evlilik dışı doğan çocuklara karşı yapılır. Tanıma tek taraflı bir irade beyanıdır. Tanıma beyanı ile soybağı geçmişe yönelik olarak kurulur. Tanıma beyanının yapıldığı andan itibaren değil çocuğun doğduğu andan itibaren soybağı kurulur. Tanımanın geçerli olabilmesi için kanunda ki şekil şartlarına uyulması gerekmektedir. Tanıma beyanı herhangi bir anda yapılabilir. Belli bir süreye bağlı olmayan bu beyan doğumdan sonraki herhangi bir zamanda yapılabilir. Çocuğun zina sonucu doğması ya da evlenmelerine engel teşkil bulunan kişilerin evlilikleri neticesinde doğması tanıma beyanının yapılmasına engel değildir. Tanıma beyanı kişiye sıkı suretle bağlı bir haktır. Bu yüzden tanımayı baba bizzat yapmalıdır.

4. Babalık Hükmü :

Çocuk evlilikten önce ya da ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşmüşse baba ve çocuğun dava hakkı mevcuttur. Babalık hükmü ile soybağının kurulabilmesi için aynı diğer iki durumda olduğu gibi çocuğun bir başka erkekle soybağının bulunmaması gerekmektedir. Ana veya çocuk ayrı ayrı babalık davası açabilecekleri gibi tek bir dava da açabilirler. Babalık davası açma hakkı kişiye sıkı suretle bağlı bir haktır.

Özel durumlar:

Evlilik içinde veya herhangi bir nedenle evliliğin sona ermesinden başlayarak 300 gün içinde doğan çocuklar babanın soyadını alır ve aile kütüklerinde babalarının hanesine yazılır. Çocuk , evliliğin sona ermesinden başlayarak 300 gün içinde doğmuş ve ana da bu arada yeniden evlenmiş olursa​, ikinci evlilikteki koca baba sayılır. Bu karine çürütülürse ilk evlilikteki koca baba sayılır. Bu karinenin mevcudiyeti durumunda ise soybağının kurulması veya soybağının reddi davası açılmalıdır.

B. Evlilik Dışında Doğan Çocuklar

​Evlilik dışında veya evliliğin sona ermesinden itibaren 300 günden sonra doğan veya baba tarafından mahkeme kararı ile reddedilen çocuk, annenin bekarlık hanesine, annenin soyadı ve onun bildireceği baba adı ile tescil edilir. Anne hala bir başkası ile evliyse, evlilik öncesi başka erkekten olan çocuğu annenin bekarlık hanesine, bekarlık soyadı ve annenin bildireceği baba adı ile tescil edilir. Evlilik dışında doğan çocuğun, anne ve babasının birbiriyle evlenmesi halinde ise soybağı kendiliğinden düzelir.

Çocuk evlilik dışında Türk babadan ve yabancı anneden doğarsa düzenleme farklıdır:

  1. Babanın anne ile evlenmesi sonucunda; Türk Medeni Kanununun 292 nci maddesine göre kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tâbi olacağından Türk vatandaşı olur ve baba hanesine tescil edilir.
  2. Annenin veya çocuğun istemi üzerine; Türk Medeni Kanununun 301 inci maddesi uyarınca mahkemece soybağının belirlenmesi ya da Türk Medeni Kanununun 295 inci maddesi uyarınca çocuğun tanınması halinde, soybağının kurulması sonucunda babasına bağlı olarak doğumundan itibaren Türk vatandaşı olur. Bu durumda babasının hanesine baba soyadıyla tescil edilir.

C. Evlat Edinme

Soybağı, doğumun dışında ayrıca evlat edinme yoluyla da kurulur. Fakat evlat edinebilmek için çocuk açısından ve evlat edinmek isteyen kişi/kişiler açısından bazı kanuni şartlar öngörülmüştür. Bunları maddeleyecek olursak:

  • En az bir yıl bakılmış ve eğitilmiş olması
  • Küçüğün yararı
  • Diğer çocukların yararlarının hakkaniyete aykırı zedelenmemesi
  • Evlat edinecek kişi ile çocuk arasında en az 18 yaş fark
  • Küçüğün Rızası (ayırt etme gücü (aeg) varsa aranır)
  • Anne – babanın  rızası ( kesin ve açık şarta bağlanmaz) Rızanın aranmadığı haller MK m. 311: Kim ya da nerede olduğu bilinmiyor/ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun / özen yükümlülüğünü yerine getirmiyorsa rıza aranmaz.
  • Vesayet dairelerinin izni (küçük vesayet altında ise)

Tüm bu anlatılanlara ek olarak: Evlat edinme işleminde şartlar kişilerin evli olup olmamasına göre de değişir.

Evlat edinen:

  • Evli ise, MK m. 306 uyarınca evli çift 5 yıldır evli olmalı  ya da en az 30 yaşında olmalıdır.
  • Evli değilse, MK m. 307 uyarınca evlat edinecek kişi 30 yaşında ve aeg sahibi olmalıdır.

Görüldüğü üzere soybağının kurulması ve tespiti, çocuğun yaşamını tamamı ile etkileyen bir husustur. Çocukla kişisel ilişki kurulmasıi çocuk yararına nafaka tayini, çocuğun miras hakkı , çocuğun velayet hakkı gibi birçok husus soybağı ile doğrudan ilgilidir. Bu sebeple soybağının tesisi hususunda dikkatli davranılmalıdır. Sürece ilişkin detaylı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Benzer ilginizi çekebilecek yazılarımız;

İzmir Boşanma Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

Babalık Davası

Babalık Davası | İzmir Aile Avukatı

Soybağının kurulması başta Türk Medeni Kanunu olmak üzere mevzuatımızda birçok şekilde gerçekleşir. Bunlardan biri de, evlilik dışında meydana gelen çocukların soybağının kurulmasıdır. Evlilik dışı doğan çocuklarda, baba ile çocuk arasındaki soybağı  babanın çocuğu tanıması yolu ile kurulur. Bazı durumlarda ise baba çocuğu sahiplenmek istemediği için kendiliğinden tanımaz. Bu durumda, anne babadan nikâhsız meydana gelen çocukların babasının saptanması ve baba olduğu ileri sürülen kişinin, çocuğu nüfusuna alması için açılan davalar ise babalık davası olarak adlandırılır. Bir başka anlatımla, hakim hükmüyle soybağının kurulması (ana veya çocuğun dava açması ile) gerçekleşir. Hakim hükmüyle soybağının kurulması için açılan davaya , babalık davası denir. Soybağının kurulması hakkındaki detaylı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Babalık Davası Açma Şartları Nelerdir?

  1. Annenin belli olması
    Babalık davası açmak için Yargıtay tarafından aranan ilk şart, çocuk ile anne arasında soybağı ilişkisinin kurulmuş olmasıdır.
  2. Çocuk ile başka bir baba arasında soybağı ilişkisinin kurulmamış olması
    Çocuğun baba yönünden bir soybağının bulunmaması demektir. Eğer çocuk başka bir babaya soybağı ile bağlı ise; ilk önce soybağının reddi davası açılarak bu bağ kaldırılmalı sonra babalık davası açılmalıdır.
  3. İhbar edilmiş olması
    Buna göre babalık davasını açacak tarafın durumu Cumhuriyet Savcısına ve Hazineye ihbar etmesi gerekmektedir.
  4. Ananın Evli Olduğu İtirazı
    Ana gebe kaldığı sırada evli bulunuyorsa, babalık davası ancak bu evlilik birliğindeki koca açısından hakimin soybağının reddine hükmetmiş olmasından sonra açılabilir.

Babalık Davasını Kimler Açabilir?

Babalık davası, sanılanın aksine baba olduğunu iddia eden kişi tarafından açılamamaktadır. Baba olduğunu iddia eden kişi şartlarını taşıması halinde çocukla arasındaki soybağını ”tanıma” yöntemiyle kurabilir.

Bu davayı açabilecek olanlar ana ve çocuktur. Ana ve çocuk birlikte babalık davası açabilecekleri gibi ayrı ayrı da açabilirler. Davalardan biri için verilen karar diğeri için kesin hüküm niteliği taşımaz. Yine ananın veya çocuğun davadan feragat etmesi veya sulh yoluna gitmesi de diğerinin dava hakkını etkilememektedir. Çocuğun davada temsilini ise kayyım üstlenmektedir.

Babalık Davası Ne Zaman Açılmalıdır?

Babalık davası ne zaman açılmalıdır dediğimizde; babalık davası çocuk doğduktan önce veya sonra açılabilir. Ananın dava hakkı çocuk doğduktan bir yıl geçmesiyle düşer. Ancak çocuk için bir yıllık süre çocuğun başka bir erkek ile arasında soybağı mevcut ise mevcut soybağının ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.Bu hak düşürücü sürelerin haklı bir nedene dayanarak geçirilmesi halinde, haklı nedenin ortadan kalkmasından itibaren bir ay içerisine babalık davası açılmalıdır.

Babalık Davası Nasıl Sonuçlanır ?

Maddi Kayıplar Bakımından
Babalık davasının bir diğer sonucu ise nafakadır. nanın talebi ile çocuk lehine iştirak nafakasına hükmedilebilir. Nafakanın sona ereceği süre ise çocuğun ergin olduğu zamandır. Bu süre boyunca nafaka devam edecektir. Soybağının kurulması nedeniyle baba bakım yükümlülüğü altına girer. Hakim gerek görürse yargılama bitmeden de çocuğa bir miktar ödeme yapılmasına karar verebilir.

 Son olarak ananın mali haklarının karşılanması da söz konusu olur. Ana, babalık davasıyla birlikte veya ayrı olarak baba veya mirasçılarından doğum giderleri, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri, gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer  giderlerin karşılanmasını isteyebilir: Çocuk ölü doğmuş olsa bile hâkim, bu giderlerin karşılanmasına karar verebilir. Üçüncü kişiler veya sosyal güvenlik kuruluşlarınca anaya yapılan ödemeler, hakkaniyet ölçüsünde tazminattan indirilir.

Babalık Davasında İspat Araçları Nelerdir?

Babalık davasında, davalının baba olduğu ananın ileri süreceği karine ile ispatlanıp, babanın ileri süreceği defilerle çürütülebileceği gibi doğrudan doğruya yapılacak DNA ve kan testi ile de bu durum saptanabilir. DNA testi hakimin uzmanlık alanına girmediği için, hakim babalık davasında bu testin yapılmasına karar verirse, bilirkişiye başvurmak zorunda kalacaktır. DNA testi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu madde 367 anlamında bir takdiri delil niteliği taşımakla beraber bilirkişiye yaptırılmak zorundadır. Fakat öncelikle hâkim, ana ile baba olduğu iddia edilen davalı arasındaki cinsel ilişkinin varlığı konusunda kanaat edinmelidir.Babalık araştırmalarında uygulanan başlıca yöntemler şunlardır:

  • Kan gurupları ile babalık araştırmaları,
  • Vücut ölçüleri orantılarına bakılarak babalık tayini (antropobiyometri),
  • Yüz ve vücut benzerliklerine göre babalık tayini (similarite),
  • Gebeliğin müddeti ile doğan çocuğun olgunluk derecesine ilişkin tıbbı muayene,
  • Günümüzde %100’e yakın kesinlik veren DNA testi

Konuya ilişkin detaylı bilgi almak için iletişim sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Benzer ilginizi çekebilecek yazılarımız;

İzmir Boşanma Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

Boşanma Davalarında Tazminat

Boşanma Davalarında Tazminat | Aile Hukuku | Boşanma Avukatı | İzmir Avukat | İzmir Kadın Avukat | İzmir Bayan Avukat | Efes Hukuk Bürosu

BOŞANMA DAVALARINDA TAZMİNAT

Medeni kanunun 174/1’nci maddesinde ‘Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.’ hükmü yer almaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174/1.maddesine göre boşanmada maddi tazminat, evlilik birliğinin mahkeme kararı ile sona ermesi neticesinde, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan talep ettiği tazminattır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesine göre, boşanmada manevi tazminat, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan olaya uygun miktarda bir ödenmesini isteyebileceği paradır.

İlgili madde ile boşanma davalarında maddi tazminat talebine ilişkin özel bir düzenleme yapılmıştır. Bu düzenleme ile, boşanma sebebiyle ( boşanmanın gerçekleşmesi ile) maddi bir zarara uğrayan/ uğrayacak olan boşanma davasında daha kusurlu olan taraftan (boşanmak istenilen eş daha kusurlu ise) maddi tazminat isteyebilme olanağı tanınmıştır.

Boşanma sonrası talep edilecek maddi tazminat, evlilik birliğini sona erdiren eşlerin boşanmalarından dolayı meydana gelen maddi zararlarını gidermeye yönelik bir tazminat türüdür. Zira boşanma sonrası mal birlikteliği sona erince evliliğin devamı sırasındaki hayat standartları ile mevcut ve beklenen menfaatler boşanma nedeniyle zarara uğramaktadır. Bu sebeple boşanma sonrası talep edilecek maddi tazminatın amacı, evliliğin sona ermesi ile elde edemeyecekleri menfaatler neticesinde eşlerin malvarlığında ortaya çıkacak olan azalmanın karşılanmasıdır. Bu hususta boşanma davalarındaki kusur oranının tespiti yönünde gerekli hukuki nitelendirmelerin yapılması ve doğru delillerin eksiksiz sunulması için boşanma avukatı ile birlikte çalışmak önemlidir.

Boşanma Davalarında Maddi Tazminatın Şartları:

Bahsettiğimiz üzere evlilik birliğinin sona ermesi nedeniyle mevcut ve beklenen menfaatleri zarara uğrayan kişi medeni kanun 174/1 kapsamında maddi tazminat isteminde bulunabilir. İlgili kanun maddesi uyarınca ;

  • Eşlerin boşanmış olması,
  • Boşanmaya yüzünden maddi tazminat isteyen tarafın parasal nitelikteki menfaatlerinin zarara uğramış olması,
  • Maddi tazminat talep edilen eşin daha fazla kusurlu olması,
  • Evliliği sona erdiren boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren en geç 1 yıl içerisinde bu tazminat davasının açılmış olması şartları aranır.

Boşanma Davalarında Maddi Tazminat Nasıl Talep Edilir?

Boşanmaya sonrası maddi bir zarara uğrayan kusursuz yada daha az kusurlu eş tarafından talep edilecek maddi tazminat, boşanma davası ile birlikte talep edilebileceği gibi, boşanma davasından ayrı bir şekilde de talep edilebilir.

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26’ncı maddesinde; “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” ifadesi yer almaktadır. Dava dilekçeniz de boşanmayla birlikte maddi tazminat talep etmemişseniz hakimin talep edilmeyen bir şeye karar vermesi kanuni olarak mümkün değildir. Dolayısıyla maddi tazminat konusunda bir talep yoksa, hakim re’sen bir karar veremez. Yine aynı şekilde dava dilekçesinin içeriğinde ‘30.000,00 TL maddi tazminat istiyorum’ şeklinde bir ifade yer alması durumunda hakim talep edilen 30.000,00 TL den daha yüksek bir miktara karar veremez.

Maddi tazminat talebinin dava dilekçesinde açık ve net olarak belirtilmesi gerekmektedir. Talep edilen miktarının ne kadarının maddi, ne kadarının manevi tazminat olduğu açıklanmalıdır. Dava dilekçesinde ‘30.000,00 TL tazminat istiyorum’ şeklinde bir ifadenin yer alması maddi tazminat talebi için yeterli değildir. Dava dilekçesinden ve beyandan talep edilen miktarın ne kadarını maddi ne kadarının manevi tazminata ilişkin olduğunun tam olarak anlaşılması gerekmektedir. Maalesef uygulamada bireylerin, boşanma avukatına danışmadan arzuhalci veya kendileri tarafından yazılan boşanma dilekçelerinin usul yönünden reddini ve hukuki taleplerinin eksik olması sebebiyle hak kayıpları yaşadıklarını sıkça görmekteyiz.

Boşanma Davalarında Maddi Tazminatın Hesaplanması

Boşanma sırasında veya boşanmadan sonra açılacak maddi tazminat davalarında, tazminat miktarının belirlenmesinde bir çok etken rol almaktadır. Özellikle mevcut ve beklenen menfaatlerin neler olduğu ve bu kapsamda oluşan zararın hesaplanması kolay olmamaktadır. Boşanma sonrası maddi tazminat miktarını belirlenirken her iki tarafın ekonomik ve sosyal durumları, evliliğin süresi, tarafların boşanmadaki kusur durumları, küçük veya engelli bakıma muhtaç çocuklara bakma yükümlülüğünün bulunması, iş bulma imkânı, boşanma sebebiyle eşin, diğer eşin sosyal güvenlik kuruluşu imkânlarından mahrum kalıp kalmadığı, tarafların tekrar bir evlilik yapıp yapamayacakları, taraflardan birinin diğerine güvenerek öğrenim ve işinden ayrılması, evlilik süresince yaşadıkları hayat standardı ve evlerinin özellikleri gibi birçok unsuru göz önünde bulundurulmaktadır. Boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu ya da maddi tazminat talep eden tarafın daha ağır kusurlu olması halinde maddi tazminat talebi reddedilecektir. Kusur tespitinde boşanma avukatından hukuki destek almak bu anlamda çok önemlidir.

Maddi Tazminatın Ödenme Biçimi

Boşanma sonrası maddi tazminata karar veren hakim maddi tazminat ne şekilde ödeneceğini de kararında belirtir. Medeni Kanun 176/1 maddesi Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.’ hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla hakim somut her olayın özelliklerine göre maddi tazminatın bir defada ödenmesine ya da kısım kısım yani irat biçiminde ödenmesine de karar verebilir.

Maddî Tazminat Miktarının Artırılması ve Azaltılması

Hakim tarafından irat şeklinde ödenmesi hükmedilen maddi tazminat miktarı, tarafların maddî durumlarının değişmesi ve hakkaniyetin gerektirdiği hallerde artırılmasına karar verilebileceği gibi azaltılmasına da karar verilebilir. Medeni Kanunun 176/4 maddesinde ‘Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.’ hükmü yer almaktadır. Somut olayın özelliklerine göre irat şeklinde ödenmesine karar verilen maddi tazminat miktarı, tarafların maddi durumlarında meydana gelen değişimler kapsamında tarafların talebi ile hakkaniyet ölçüsüne göre tekrardan belirlenebilmektedir. Bu düzenleme, sadece irat şeklinde yani belirli aralıklarla kısım kısım ödenmesine karar verilen maddi tazminat kararları için geçerlidir. Dolayısıyla toptan bir defada ödenmesine karar verilen maddi tazminat miktarlarının azaltılması veya artırılması mümkün değildir.
 

Maddi Tazminat Miktarının Kaldırılması

Hakim tarafından irat şeklinde ödenmesi hükmedilen maddi tazminat miktarı bazı durum ve hallerde ortadan kaldırılmasına karar verilebilmektedir. Medeni Kanun 176/3 maddesinde ‘İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.’ hükmü yer almaktadır. Yapılan bu düzenleme ile maddî tazminat alacaklısının yeniden evlenmesi, evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi ve taraflardan birinin ölümü hallerinde mahkeme kararı ile irat ödenmesi kararı kaldırılabilecektir.

Boşanma Nedeniyle Maddi Tazminat Davasında Zamanaşımı

Boşanmaya sonrası maddi bir zarara uğrayan kusursuz ya da daha az kusurlu eş tarafından talep edilecek maddi tazminat için bir zamanaşımı süresi vardır. Medeni Kanun 178. Maddesinde; ‘‘Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” ifadesi yer almaktadır. Dolayısıyla manevi tazminat talebinde olduğu gibi maddi tazminat talebi için evliliği sona erdiren davanın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde talepte bulunulması gerekmektedir.

Örneğin boşanma davası 01.01.2026 tarihinde kesinleşmişse bahse konu maddi tazminat davasının da 01.01.2027 tarihine kadar açılması gerekir.

İzmir Boşanma Avukatı
📞 Bizimle İletisime Geçin

Benzer ilginizi çekebilecek yazılarımız;

İzmir Boşanma Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

İzmir’de Anlaşmalı Boşanma

İzmir’de Anlaşmalı Boşanma | İzmir Avukat | Av. Arb. Dilek Yavuz Uysal

Anlaşmalı Boşanma Dava Süreci 

4721 sayılı Medeni Kanuna göre boşanma davası iki şekilde açılabilir:

  • Anlaşmalı boşanma davası,
  • Çekişmeli boşanma davası

Anlaşmalı boşanma davası her iki tarafın boşanmanın tüm sonuçları hakkında özgür iradeleriyle anlaşarak evlilik birliğini sona erdirmek üzere açtığı boşanma davasıdır.

Anlaşmalı boşanma dava süreci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin 3. fıkrasında şu şekilde düzenlenmiştir:

“Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı  hükmü uygulanmaz.”

Anlaşmalı boşanma dava süreci, tarafların tüm şartlarda uzlaştığı, en kısa sürede sonuçlanan boşanma yoludur. İşte İzmir’de yaşayan bireylerin izlemesi gereken aşamalar:

1. Protokolün Hazırlanması

Boşanma davası açılmadan önce yapılması gereken ilk iş, eşlerin aralarında bir anlaşmalı boşanma protokolü hazırlamasıdır. Bu protokol, şu konuları içermelidir:

  • Taraflar boşanmayı kabul ediyor mu?
  • Çocuk varsa: Velayet kimde olacak? Diğer ebeveynle kişisel ilişki nasıl kurulacak?
  • Nafaka: Yoksulluk nafakası, iştirak nafakası (çocuk için) talep edilecek mi?
  • Maddi/manevi tazminat: Talep var mı?
  • Mal paylaşımı: Taraflar arasında mal rejimi nasıl sona erecek? Anlaşılmış mı? Protokolün her iki tarafça imzalanması ve anlaşmanın açık, tutarlı ve yasalara uygun olması gerekir.

2. Dava Dilekçesinin Hazırlanması

Anlaşmalı boşanma dava sürecinde dava dilekçesi, protokol referans alarak yazılır. Dilekçede:

  • Tarafların kimlik bilgileri
  • Evlilik tarihleri
  • 1 yılın dolduğu bilgisi
  • Anlaşmalı boşanma isteği
  • Protokole atıf
  • Hukuki kanun maddeleri ve konunun detaylandırılması yer alır. Dilekçeyi taraflardan biri tek başına da verebilir; ancak her iki eşin de mahkemeye birlikte gitmesi zorunludur.

3. Davanın Açılması 

Boşanma davaları Aile Mahkemelerinde görülür. Dava, eşlerden birinin ikamet ettiği ilçenin adliyesinde de açılabilir Dilekçe ve protokol, adliye tevzi bürosuna verilir. Harç ve masraflar (yaklaşık 4.000-6.000 TL arası değişebilir) yatırılır. Mahkeme, genelde bir – iki ay içinde duruşma günü verir. Sürecin avukatla yürütülmesi halinde davanın açılması işlemleri UYAP adı verilen sistem üzerinden gerçekleştirilir. Duruşma günü ise kalemle görüşülerek uygunluk durumuna göre erken tarihe alınır. Anlaşmalı boşanma protokolü dava dilekçesine eklenir. Anlaşmalı boşanma davası açılır. Taraflardan birinin Aile Mahkemesi‘nde dava açması ve karşı tarafında davayı kabul etmesi yeterlidir. Anlaşmalı boşanma davası çiftlere kolaylık sağlaması açısından ikamet adresleri dışındaki illerin aile mahkemelerinde de açılabilir.

4. Duruşma Günü

Usulüne uygun açılan boşanma davası aile mahkemesi hakimi tarafından incelenir. Aile hakimi tarafından tensip zaptı düzenlenir. Tensip zaptında duruşma günü belirtilir. Belirtilen gün ve saatte taraflar ve vekilleri hazır bulunur. Taraflar duruşmaya bizzat katılmak zorundadır. Hâkim, protokoldeki maddeleri tek tek taraflar sorar, tarafların serbest iradeleriyle boşanmak isteyip istemediklerini teyit eder. Tarafların müşterek çocuk/çocukları varsa, velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi çocuğun üstün yararına mı, buna da bakılır. Hâkim protokolü uygun bulursa boşanma gerçekleşir. Mahkeme genellikle tek celsede biter.

5. Kararın Kesinleşmesi

Duruşmadan çıktıktan sonra çiftler henüz boşanmış sayılmaz zira duruşmada boşanma kararı verilmesine rağmen henüz gerekçeli karar yazılmamıştır. Gerekçeli karar yazıldıktan sonra taraflardan birinin talebi üzerine tebliğe çıkarılır. Tarafların kararı tebliğ alması ile istinaf etme süreleri başlar. Taraflar istinaf süresi içerisinde karara itiraz etmez ise karar kesinleşmiş olur. Taraflar dilerlerse ivedilikle boşanma avukatı vasıtasıyla sistem üzerinden istinaftan feragat dilekçesi vererek istinaf süresinin dolmasını beklemeyebilirler. Boşanma kararı verildikten sonra gerekçeli karar bir ay içinde yazılır. Taraflar kararı tebliğ aldıktan sonra 2 hafta içinde istinaf etmezse, karar kesinleşir. Kesinleşme şerhi alındıktan sonra nüfus müdürlüğüne bildirilerek medeni hal değiştirilir.

6. Nüfus Kayıtlarına İşlenmesi

Mahkeme kararı kesinleştikten sonra, boşanma bilgisi nüfus müdürlüğüne iletilir. Taraflar kimliklerini güncelleyebilirler. Evli yazan medeni hal “boşanmış” olarak değiştirilir.

Sık Sorulan Sorular

1. Anlaşmalı boşanma ne kadar sürede sonuçlanır?
Evraklar tam ise ve mahkeme yoğunluğu azsa, başvuru tarihinden itibaren 2-3 ay içinde sonuçlanabilir.

2. Avukat tutmak zorunlu mu?
Hayır, ancak protokolün düzgün hazırlanması ve hak kaybı yaşanmaması için bir avukatla çalışmak önerilir. Yine duruşma gününün erkene alınmasından kararın kesinleşmesi süreci de dahil olmak üzere işleyiş avukatla çok daha hızlanır. İlaveten Anlaşmalı boşanma davası, tek celsede boşanma olarak bilinse de bu davaların tek celsede bitebilmesi için usul ve esas yönünden eksiksiz bir davanın açılması gerekir. Bu sebeple boşanma avukatı tutarak dava açmanız kısa sürede boşanmanız için oldukça önemlidir. Boşanma davanızı açarken yapılan bir hata, davanın reddedilmesine sebep olacaktır.

3. Eşlerden biri duruşmaya gelmezse ne olur?
Hâkim tarafların bizzat mahkemede hazır olmasını şart koşar. Biri gelmezse dava ertelenir ya da anlaşmalı olarak devam edemez.

4. Anlaşmalı Boşanmada Ziynet Alacakları Nasıl Paylaşılır?

Türk Medeni Kanunu’na göre takılan ziynet eşyaları kadına özgü ise kadının; erkeğe özgü ise erkeğin kişisel malı sayılır. Bu sebeple taraflar evlilik sona erdikten sonra ziynet eşyaları üzerindeki haklarını korurlar. Anlaşmalı boşanma davası süresince en çok merak edilen konulardan biri kadının ziynet eşyası alacağıdır. Ziynet eşyaları (altın, bilezik, kolye vb) düğünde veya evlilik sırasında kadına takılmışsa bunlar kadına aittir. İadesi gerekir. Uygulamada çoğu zaman ziynet eşyaları aile ihtiyaçları için düğün sonrasında bozdurulur. Kadın, boşanma protokolünde kendisine ait ziynet eşyalarının aynen veya güncel bedeliyle ödenmesini talep edebilir. Erkek de aynı şekilde kişisel eşyalarını karşı taraftan talep edebilir. Çekişmeli boşanma davasında ziynet eşyası alacağı mahkeme kararıyla belirlenirken, anlaşmalı boşanma davalarında tarafların uzlaşması esastır. Dolayısıyla kadının bu hakkını koruması için sürecin dikkatle yürümesi gerekir.

5. Anlaşmalı Boşanma Davası En Hızlı Ne Kadar Sürede Tamamlanır?

En hızlı boşanma davası türü anlaşmalı boşanma davası olup; avukata vekalet verilmesi ile aynı gün dava açılabilir. Tebligat aşaması ile duruşma günü verilmesi bir hafta, duruşma ve gerekçeli kararın yazılması bir-iki hafta, tebliğ sonrası istinaftan vazgeçme dilekçesi sunumu aynı gün içerisinde olacak şekilde 1 ay içerisinde tamamlanabilir.

AşamalarTahmini Süre
Avukata vekaletin verilmesi ve dava açılma süreci1 gün
Tebligatın yapılması1 hafta
Duruşma günü alınması1-2 gün
Duruşmanın yapılması ve gerekçeli kararın yazılması1-2 hafta
Kararın tebliği ve istinaftan vazgeçme dilekçesi1 hafta
Toplam SüreYaklaşık 1 ay

6. Anlaşmalı Boşanmadan Sonra Kadının Soyadı Ne Zaman Değişir?

Anlaşmalı boşanmadan sonra kadının soyadı, mahkemece nüfus müdürlüğüne müzekkere yazılması yoluyla yaklaşık bir hafta içinde değişir. 

Benzer ilginizi çekebilecek yazılarımız;

İzmir Boşanma Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

Boşanma Davalarında Yetkili Mahkeme, Boşanma Davası Nerede Açılmalı?

Boşanma Davalarında Yetkili Mahkeme | Boşanma Davası Nerede Açılmalı? | Aile Hukuku | Boşanma Davası | Boşanma Avukatı

Boşanma Davası Açmaya Yetkili Taraflar

Boşanma davasında davayı açan taraf, davalı taraf genellikle boşanma sebeplerinin ortaya çıkması sebebi ile mağdur olan taraf olup; davalı taraf ise bu boşanma sebeplerine sebebiyet veren eş olarak belirtilebilir.

Boşanma davasını açma hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı kabul edilen bir haktır. Bu hakkı kullanma ehliyetine, evlilik birliği söz konusu olan eşler sahiptir.

Boşanma Davalarında Görevli Mahkeme

Boşanma davası açılırken belirlenmesi gereken öncelikli husus hangi mahkemenin görevli olduğu olup; Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yargılama Usullerine Dair Kanun kapsamında Türk Medeni Kanunu’nun boşanma süreçlerinin de düzenlenmiş olduğu Aile Hukuku’ndan doğan uyuşmazlıklarda Aile Mahkemeleri görevli kılınmıştır. Dolayısıyla açacak olduğunuz bir boşanma davasının yetkili aile mahkemelerine yazılması gerekmektedir.

Aile mahkemelerinin görevleri

Madde 4– Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler: 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 3.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler,(2) 20.5.1982 tarihli ve 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi, Kanunlarla verilen diğer görevler.

Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yargılama Usullerine Dair Kanun

Boşanma Davalarında Yetkili Mahkeme

Boşanma davası açılırken belirlenmesi gereken önemli hususlardan bir tanesi de davanın açılacak olduğu yer mahkemesinin belirlenmesi olup; Türk Medeni Kanunu kapsamında eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı aydı birlikte oturulan konutun bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir.

II. Yetki
Madde 168– Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Türk Medeni Kanun

Tarafların Yurtdışında İkamet Etmeleri Durumunda Yetkili Mahkeme

Açılacak davada seçilecek mahkemenin bulunduğu il olarak ikamet edilen il seçilse de tarafların yurt dışında bulunması halinde davalar İstanbul, Ankara ve İzmir’de açılabilmektedir.

Türklerin kişi hâllerine ilişkin davalar
MADDE 41 –
(1) Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davaları, yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkemede, bulunmaması hâlinde ilgilinin sâkin olduğu yer, Türkiye’de sâkin değilse Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde, o da bulunmadığı takdirde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde görülür

Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun

Benzer ilginizi çekebilecek yazılarımız;

İzmir Boşanma Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56

Cinsiyet Değişikliği İçin Gerekli Sağlık Raporları

Cinsiyet Değişikliği İçin Gerekli Sağlık Raporları

Cinsiyet Değişikliği İçin Gerekli Sağlık Raporları – İzmir Avukat

Cinsiyet değiştirme, fizyolojik olarak yanlış bedende doğmuş bireylerin hissettikleri bedene sahip olabilmek amacıyla oldukları bir ameliyattır. Cinsiyet değiştirmeyi kısaca kadın bedeninden erkeğe ya da erkek bedeninden kadın bedenine dönüşmek için yapılan tıbbi uygulama olarak tanımlayabiliriz. Ayrıca konunun hassasiyeti ve ehemmiyeti göz önüne alındığında hem biz hukukçulara hem de topluma yanlış bedende doğmuş kimselerin kazanımı açısından büyük bir görev düşmektedir.

Cinsel Kimlik Konseyi

Cinsel kimliğin belirlenmesi için, hastanelerde cinsel kimlik konseyleri oluşturulmuştur. Bu konsey içerisinde bir psikiyatr, bir plastik cerrah, bir kadın doğumcu, bir ürolog, bir genetikçi, bir endokrinolog ve de bir de hukukçu bulunmaktadır.

Hekimler cinsiyet değişikliği talep eden kişinin, psikolojik ve fiziksel anlamda ameliyat olmaya hazır olup olmadığı hususunu inceleyerek detaylı bir kurul raporu oluşturmakla görevlidir. Bu süreç öncelikle cinsiyet değişikliği yoluna gitmek isteyen kişinin hastaneye ve ameliyat izni için hukuki süreçleri yürütmesi adına bir avukata başvurması ile başlar. Sürecin başında avukatla çalışmanın faydası ; sürecin hızlı ilerlemesi, hukuki engeller durumunda derhal müdahale edilebilmesi, hastane randevularının hızlı ve erkene alınabilme noktasında ortaya çıkar.

Bir avukata başvurarak cinsiyet değişikliğine izin istemli dava açan ve akabinde derhal hastaneye başvuran kişinin ilk yönlendirileceği doktor psikiyatr olacaktır. Burada belirtmekte fayda vardır ki, özel hastanelerde veya özel muayenehanelerde yapılacak testler ve alınan randevular hukuki süreç için yetersizdir. Bulunulan şehirdeki bir eğitim ve araştırma hastanesine başvuru şart olup, burada hukuki süreç takibinin önemi de bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

 Cinsiyet değişikliği talebi ile hastaneye başvuran kişiye yaklaşık dokuz aylık süreç boyunca psikiyatr randevuları verilerek bireyin ruhi yönelimi ve ameliyata hazır olup olmadığı, kararlılığı incelenmeye çalışılır. Yine bu süreç devam ederken kişi, endokrinoloğa yönlendirilerek hormon tedavisine başlanır.   Yaklaşık dört beş ay içerisinde kişinin vücudunda değişiklikler meydana gelecektir. Örneğin adet düzensizlikleri artabilir, ses kalınlaşır veya vücutta kıllar oluşur. Kişi bu durumdan mutluluk duyuyorsa, psikiyatr kişinin cinsiyet dönüşümünün gerekliliği kanaatine varacaktır.

Cinsel Kimlik Konseyleri; İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul Cerrahpaşa, Ankara Hacettepe ve İstanbul Çapa Hastaneleri’nde bulunmaktadır. Diğer eğitim ve araştırma hastanelerinde ne yazık ki trans başvurucuların yeterli hizmeti, hızlı ve herhangi bir ayrımcılığa uğramadan almaları nadir olmaktadır.

Dava aşamalarından en önemlisi alınacak eğitim ve araştırma hastane raporları sonucunda geçiş işleminin ruhen ve bedenen zorunlu olmasını (transseksüel) gösterir raporudur. ”Cinsel Kimlik Konseyi” adı verilen konseyde psikiyatr,  plastik cerrah, kadın doğumcu, ürolog ve genetikçi, endokrinolog ve bir de hukukçu yer alır.  Cinsiyet değişikliği ameliyatına izin verilmesi için bu konsey tarafından düzenlenecek olumlu rapora ihtiyaç vardır. Akabinde düzenlenen olumlu rapor mahkemeye gönderilir ve ameliyat aşamasına geçilir.

Cinsiyet değiştirme davasının işleyişi, aranan şartlar ve hukuki düzenlemeleri içeren detaylı yazımıza, https://www.efeshukuk.com/cinsiyet-degistirme-davasi/ linkinden ulaşabilirsiniz.

Benzer ilginizi çekebilecek yazılarımız;

İzmir Boşanma Avukatı

Adres: Nergis Mahallesi Girne Bulvarı No: 83 K:2 D:2 Karşıyaka İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 534 415 52 56