İş Akdim Feshedildi Neler Yapmalıyım | Av. Gamze Gül GİRGEÇ|İzmir İş Hukuku Avukatı
İş akdinizin feshedilmesi halinde “Kovuldum şimdi ne yapmalıyım?” diye düşünmek çok olağan bir durumdur. İş akdinin işveren tarafından feshedilmesi, çalışanın hak kaybına uğramasına neden olabilecek kritik bir süreçtir. Bu süreçte paniğe kapılmak yerine, hukuki haklarınızı korumaya yönelik bilinçli ve stratejik adımlar atmak büyük önem taşır. İşten çıkarıldığınızı öğrendiğiniz andan itibaren atmanız gereken ilk adımlar, ileride doğabilecek hukuki uyuşmazlıklarda lehinize güçlü bir zemin hazırlayacaktır. Bu yazıda, iş akdinizin feshedilmesi durumunda ilk olarak yapmanız gerekenleri, anlaşılır ve uygulanabilir şekilde sıralıyoruz.
1. İş Akdim Neden Feshedildi? Hukuki Gerekçesini Tespit ve Teyit Edin.
İşveren, iş akdini feshettiğinde bu feshi somut ve geçerli bir nedene dayandırmak zorundadır. 4857 Sayılı İş Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince, fesih nedeninin açık ve yazılı olarak çalışana bildirilmesi esastır. İşveren size bir fesih bildirimi sunmalıdır. 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi gereğince:
Fesih bildirimi yazılı yapılmalı,
Gerekçe açık ve somut şekilde belirtilmeli,
Bildirimde tarih bulunmalı,
Hangi yasal maddeye (örneğin 17. veya 25. madde) dayandığı belirtilmelidir.
Eğer bu belge size sunulmazsa, derhal işverene yazılı (e-posta veya noter kanalıyla) bir talep göndererek fesih nedeninin yazılı olarak bildirilmesini isteyin. Unutulmamalıdır ki, haklı nedenle fesih durumları, ihbar süresine riayet etmeyi gerektirmezken; geçerli nedenle fesih durumları ihbar süresi şartını veya ihbar tazminatı ödemesini zorunlu kılar.
2. Delillerinizi Toplayın ve Güvence Altına Alın.
Hukuki bir süreçte en büyük gücünüz, sahip olduğunuz somut delillerdir. İş yerinden ayrılmadan önce, hukuki süreçte size yardımcı olabilecek tüm belgelerin birer kopyasını veya fotoğrafını güvence altına alın. Bu belgeler şunları içermelidir:
İş sözleşmeniz: Çalışma koşulları, unvanınız, ücretiniz ve diğer haklarınızın tespiti için en temel belgedir.
Tüm bordrolar: Fazla mesai, prim, ikramiye ve diğer alacaklarınızın ispatı ve hesaplanabilmesi için gereklidir.
Performans değerlendirme raporları: Feshin performans gerekçesine dayandırılması halinde, bu raporlar feshin haksızlığını ispatlamak için kullanılabilir.
Kurumsal e-postalar ve yazışmalar: Görev tanımınızın dışında yapılan işler, mobbing iddiaları veya diğer olumsuz durumlara ilişkin kanıtlar sunabilir.
Toplu İş Sözleşmesi (TİS): Eğer işyerinizde bir toplu iş sözleşmesi varsa, hak ve yükümlülüklerinizin belirlenmesinde temel belge niteliğindedir. TİS, iş sözleşmenizde belirtilmeyen ek haklarınızı ve çalışma koşullarınızı içerebilir.
Bu belgelerin birçoğu genellikle işveren tarafından kolayca erişilemez hale getirildiğinden, hızlı davranmak kritik öneme sahiptir.
3. Fesih Sürecine İlişkin Detayları Yazılı Hale Getirin.
İşten çıkarılma sürecinde yaşananları unutmadan not almanız, ilerideki hukuki başvurular için çok kıymetlidir.
Yazılı olarak kaydetmeniz gereken bazı bilgiler:
Fesih size ne zaman ve nasıl bildirildi?
Bildirim sırasında kimler vardı?
Size ne söylendi?
Yazılı belge verildi mi, verildiyse içeriği neydi?
Herhangi bir şey imzalatıldı mı?
Bu bilgileri sade ve kronolojik olarak bir yerde tutmanız, hem avukatınıza doğru bilgi vermenizi sağlar hem de tanık anlatımlarıyla desteklenebilir.
4. Kısıtlı Yasal Süreleri Göz Önünde Bulundurarak Hukuki Danışmanlık Alın.
İş akdinin feshine ilişkin haklarınızı koruma süreci, sıkı yasal zaman sınırlamalarına tabidir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca; iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasıyla, fesih bildiriminin tarafına tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır.
Bu sürenin geçirilmesi halinde işe iade davasının açılabilmesi artık mümkün değildir. Bu nedenle, işten çıkarıldığınızı öğrendiğiniz anda iş hukuku alanında uzman avukatla görüşmeniz, hak kaybını önlemek açısından hayati önem taşır. Avukatınız, feshin hukuki niteliğini analiz ederek, arabuluculuk veya dava sürecinde size en doğru hukuki stratejiyi belirlemede rehberlik edecektir.
İş Hukuku Kapsamında Hazırladığımız Diğer Çalışmalarımız;
Sosyal Medya Üzerinden Taciz | Av. Gamze Gül GİRGEÇ
Gelişen teknoloji ve dijitalleşen iletişim araçları ile sosyal medya, bireylerin hayatında önemli bir yer edinmiştir. Ancak bu alanın denetimsizliği, kişilik haklarına yönelik ihlalleri de beraberinde getirmiştir. Özellikle sosyal medya üzerinden gerçekleşen taciz eylemleri hem ceza hukuku hem de özel hukuk bakımından sonuç doğurabilecek niteliktedir.
Bu yazıda, sosyal medya yoluyla gerçekleştirilen taciz fiillerinin Türk Ceza Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu kapsamında nasıl değerlendirileceği ile bu eylemlere karşı açılabilecek tazminat davaları ele alınacaktır.
Sosyal Medyada Taciz Eylemleri Nelerdir?
Sosyal medya üzerinden gerçekleşen taciz eylemleri farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Bu tür fiiller genellikle şu davranışları içerir:
Sürekli rahatsız edici mesajlar gönderilmesi
Cinsel içerikli mesaj ya da görsel paylaşımı
Kişinin sosyal medya hesapları üzerinden ısrarlı şekilde takip edilmesi
Küfür, hakaret, tehdit içeren paylaşımlar
Özel bilgilerin veya görsellerin rızaya aykırı şekilde paylaşılması
Ceza Hukuku Yönü: Hangi Suçlar Oluşur?
Sosyal medya tacizleri, içeriğine göre Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen çeşitli suç tiplerine girebilir. Bunlar arasında en yaygın olanları şunlardır:
TCK m. 105 – Cinsel Taciz
TCK m. 123 – Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma
TCK m. 125 – Hakaret
TCK m. 106 – Tehdit
TCK m. 134 – Özel Hayatın Gizliliğini İhlal
Bu tür eylemlere maruz kalan kişi, Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunarak cezai sürecin başlatılmasını talep edebilir.
Özel Hukuk Yönü: Manevi Tazminat Talebi Mümkün mü?
Evet. Tacize maruz kalan kişinin, uğradığı psikolojik ve ruhsal zararların karşılanması amacıyla manevi tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır.
Bu hak, Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca düzenlenmiştir:
TBK m. 58: “Kişilik hakkı hukuka aykırı olarak zedelenen kimse, hâkimden bu saldırıya son verilmesini, etkilerinin giderilmesini ve uğradığı manevi zararın karşılığı olarak uygun bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir.”
Sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen taciz fiilleri, çoğu zaman kişilik haklarını açıkça ihlal ettiğinden, asliye hukuk mahkemelerinde manevi tazminat davası açılması mümkündür.
Delil Toplama Süreci: Nelere Dikkat Edilmeli?
Taciz eylemini ispat etmek için delil toplama süreci kritik öneme sahiptir. Mahkemeye sunulabilecek başlıca deliller şunlardır:
Ekran görüntüleri (zamanı gösterir şekilde olması tercih edilir)
Mesaj ve yazışma kayıtları
Sosyal medya platformlarından alınan yazılı belgeler
Tanık beyanları
Gerekirse bilirkişi raporları
Özellikle dijital içeriklerin silinme riski nedeniyle, delillerin hızlı ve güvenli şekilde kaydedilmesi, suça konu delilleri içerir cihazın saklanması gerekir.
Sonuç itibariyle, sosyal medya üzerinden gerçekleşen taciz eylemleri, sadece bireysel değil toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Bu eylemlerin hem cezai yaptırımı hem de manevi tazminat boyutu vardır. Tacize maruz kalan kişiler, yalnız olmadıklarını bilmeli ve hukuki haklarını çekinmeden kullanmalıdır. Bu süreçte uzman bir hukukçudan destek alınması, hem mağdurun hak kaybına uğramasını engelleyecek hem de sürecin daha sağlıklı işlemesini sağlayacaktır.
Kasko Manevi Tazminatı Karşılar mı? | Av. Gamze Gül GİRGEÇ
1. Manevi Tazminat Davası Nedir?
Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi uyarınca, bir kişinin bedensel zarara uğraması, haysiyetine yönelik ağır saldırıya maruz kalması ya da bir yakınının vefatı gibi durumlarda, zarar gören veya yakınları tarafından manevi tazminat talep edilebilir. Trafik kazalarında bu talepler, kazaya sebep olan sürücüye yöneltilmektedir.
2. Zorunlu Trafik Sigortası Manevi Tazminatı Karşılar mı?
Hayır. Zorunlu trafik sigortası yalnızca belirlenen limitler dahilinde maddi hasar ve bedeni zararları teminat altına alır. Ancak manevi zararlar, bu sigorta türü tarafından karşılanmaz. Bu nedenle, sürücüler açılan bu tür davalarda kişisel malvarlıkları ile sorumlu tutulabilir.
3. Kasko Sigortası ve İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) Teminatı
Kasko sigortası, ana teminatlarının yanı sıra poliçeye isteğe bağlı olarak eklenen İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM)teminatı ile genişletilebilir. Bu teminat, zorunlu sigorta kapsamı dışındaki zararları da güvence altına alır. Birçok sigorta şirketi, İMM teminatı kapsamında manevi tazminat taleplerini de poliçede belirtilen limitler dahilinde karşılamaktadır.
Eğer poliçenizde İMM teminatı yer alıyor ve bu teminatın kapsamı manevi zararları da içeriyorsa, hakkınızda açılan davaya ilişkin taleplerin sigorta şirketiniz tarafından poliçe teminatlarınız dahilinde karşılanması mümkündür.
Ancak sigorta şirketi, bazı durumlarda (örneğin kasıt, ağır kusur, alkol kullanımı, ehliyetsizlik vb.) yaptığı ödemeyi size rücu edebilir. Bu nedenle poliçe özel şartlarının dikkatle incelenmesi büyük önem taşır.
Sonuç itibariyle, Trafik kazaları neticesinde açılan manevi tazminat davaları, zorunlu trafik sigortası tarafından karşılanmaz ve sürücüler için ciddi bir mali yük doğurabilir. Ancak, kasko poliçenize dahil edilen İhtiyari Mali Mesuliyet teminatı ile bu riskleri önemli ölçüde azaltmak mümkündür. Poliçenizin kapsamını dikkatle incelemeniz ve gerektiğinde hukuki destek almanız halinde olası mağduriyetlerin önüne geçilebilecektir.
Arabuluculuk Anlaşma Belgesi İle Taşınmaz Satışı Mümkündür. | Av. Arb. Gamze Gül Girgeç
Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası, birden fazla kişi arasında paylı veya elbirliği mülkiyetine konu olan taşınır ya da taşınmaz malların, taraflar arasında ortaklığının sona erdirilmesini amaçlayan bir dava türüdür. Bu dava, özellikle miras yoluyla kazanılan taşınmazlar üzerinde sıkça karşımıza çıkmaktadır. Taraflar, birlikte malik oldukları malların aynen taksimi ya da satış suretiyle paraya çevrilip bedelinin paylaşımı şeklinde sonuçlanmasını talep edebilirler.
Bu tür uyuşmazlıklar genellikle tarafların malın paylaşımı konusunda anlaşamaması nedeniyle ortaya çıkar. Anlaşmazlık yaşayan taraflar, ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası açmak zorunda kalırlar. Ortaklığın giderilmesi davaları, niteliği gereği karmaşık ve uzun sürebilen yargı süreçleridir. Özellikle taşınmaz malların söz konusu olduğu durumlarda, taraf teşkilinin sağlanması, uzun yargılama süreçleri, taşınmazların değerleme, satış ve paylaştırma aşamaları zaman alıcı olmakta ve ilerleyen süreçte taraflar arasındaki husumeti de arttırmaktadır. İşte tam bu noktada, arabuluculuk müessesesi ortaklığın giderilmesi davalarında taraflara hızlı ve ekonomik bir çözüm alternatifi sunmaktadır.
Ortaklığın giderilmesi davasında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözülmesi, 5 Nisan 2023 tarihli Resmi Gazete‘de yayınlanan 7445 sayılı Kanunun 37. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda yapılan değişiklik ile dava şartı haline getirilmiştir. Diğer bir anlatımla, taraflar dava açmadan önce arabuluculuk sürecine başvurmak zorundadır. Bununla birlikte, tarafların ihtiyari arabuluculuk yoluyla uyuşmazlığa çözüm arayabilmesi de mümkündür. Eğer tüm taraflar birlikte başvuru yapar ya da ihtiyari arabuluculuğu kabul ederlerse uyuşmazlık mahkemeye başvurulmadan ihtiyari arabuluculuk neticesinde düzenlenecek anlaşma belgesi ile çözüme kavuşturulabilir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi gereğince verilen 19.03.2025 tarihli içtihat doğrultusunda ortaklığın giderilmesi süreçlerinde arabuluculuk süreci sonucunda düzenlenecek anlaşma belgesiyle açık arttırma yoluyla satış işleminin gerçekleştirilmesine imkân tanımaktadır. Bu durum, taraflara ciddi ölçüde zaman ve maddi tasarruf sağlamaktadır. Ayrıca, ihtiyari arabuluculuk yolu, vatandaşlara uzun süren dava süreçlerine girmeksizin, daha hızlı ve düşük maliyetli bir çözüm sunarak hem hak arama süreçlerini kolaylaştırmakta hem de yargılama giderlerinden tasarruf sağlamaktadır.
Dolayısıyla, tarafların açık iradesine dayanan, usulüne uygun hazırlanmış ve icra edilebilirlik şerhi taşıyan arabuluculuk anlaşma belgeleri doğrultusunda, ortaklığın giderilmesi davası açılmaksızın taşınmazın ihale yoluyla satışı mümkün hâle gelmiştir. Bu yöntem ile taraflara daha kısa bir sürede çözüm sunarken, aynı zamanda daha düşük maliyetle ve mahkeme yoluna başvurmadan uyuşmazlıkların çözülmesini sağlamaktadır.
Değer Kaybı Tazminatım Eksik Ödendi, Ne Yapabilirim? | İzmir Avukat | Av. Gamze Gül Girgeç
Trafik kazaları sonrasında araçta meydana gelen değer kaybı, tazmin edilebilir zararlar arasında yer almakta olup bu zarar genellikle kusurlu aracın zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası kapsamında karşılanmaktadır. Ancak uygulamada, sigorta şirketleri tarafından yapılan değer kaybı ödemeleri, ya eksik kalmakta ya da teminat limitinin dolmuş olması gerekçesiyle sınırlandırılmaktadır. Bu durum, sigortalının gerçek zararının tamamının karşılanamaması sonucunu doğurmaktadır.
Sigorta şirketlerinin, sigortalı araçlara yönelik yaptıkları değer kaybı ödemeleri, aracın kaza sonrası değerinde meydana gelen düşüşü karşılama amacı taşır. Ancak, çoğu durumda sigorta şirketleri, poliçede belirtilen limitler dahilinde yapacakları ödeme ile yalnızca aracın kaza sonrası değer kaybını karşılamakta, bu ödeme aracın gerçek değer kaybını tam olarak yansıtmamaktadır. Bu tür bir durumda, sigortalı, sigorta şirketinin yaptığı ödeme tutarının eksik olduğu gerekçesiyle daha yüksek bir ödeme talebinde bulunma hakkına sahiptir.
Sigorta şirketlerinin yaptığı değer kaybı ödemelerinin aracın gerçek zararını karşılamaması durumunda, sigortalı, bu eksik ödemenin tamamlanması amacıyla başvuruda bulunabilir. Sigorta şirketinin ödeme yaparken dikkate alacağı kriterler genellikle belirli hesaplama yöntemlerine dayansa da, bu hesaplamaların araç sahibinin uğradığı gerçek zararı tam olarak karşılamadığı durumlar sıkça yaşanmaktadır. Bu tür bir eksik ödeme durumunda, sigortalı, sigorta şirketine başvuru yaparak ödenen tazminatın bakiye kısmı için ek ödeme talep edebilmektedir.
Eksik Ödeme Yapıldıysa Hangi Hukuki Yollar Mevcuttur?
Sigorta şirketi tarafından hasar başvurusu neticesinde yapılan değer kaybı ödemesi, gerçek zararı karşılamıyorsa ve bu fark teminat limiti içinde kalıyorsa, Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru veya Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açmak suretiyle eksik ödemenin bakiyesi talep edilebilmektedir. Tahkim, özellikle daha hızlı ve düşük maliyetli bir çözüm yöntemi olması nedeniyle uygulamada sıkça tercih edilmektedir.
Teminat Limiti Tükenmişse Ne Olur?
Sigorta şirketleri, ödemelerini Karayolları Trafik Kanunu ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları çerçevesinde, poliçede belirlenen teminat limitleri dahilinde yapmaktadır. Eğer kazaya karışan araç için tanımlı teminat limiti, aynı kazada oluşan diğer zarar kalemleri nedeniyle önceden tükenmişse, değer kaybı talebi sigorta şirketi tarafından ya hiç karşılanmamakta ya da eksik ödeme yapılarak sınırlı şekilde ödenmektedir.
Bu durumda, sigorta şirketi açısından teminat limitinin dolmuş olması, poliçe kapsamında ödeme sorumluluğunu ortadan kaldırmakla birlikte, mağdur araç sahibi açısından tazminat hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Zira, Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümleri gereği, zarara sebebiyet veren kişi (örneğin kusurlu sürücü, araç işleteni) sigorta dışında kalan zararların tamamından şahsen sorumlu tutulabilir.
Teminat Dışı Kalan Zararlar İçin Dava Açılabilir mi?
Evet. Sigorta şirketinin teminat limitinin dolması hâlinde, aşağıdaki zararlar açısından doğrudan kusurlu kişilere (sürücüye veya araç sahibine) karşı bakiye zarar tazmini amacıyla dava açılması mümkündür:
Sigorta Şirketi Tarafından Teminat Limitinin Dolması Sebebiyle Ödenmeyen Değer Kaybı Bakiyesi,
Araçta Meydana Gelen Hasarın Onarımı İçin Yapılan Masrafların Sigorta Kapsamında Karşılanmayan Kısmı (Eksik Ödenen Onarım Bedeli),
Aracın Tamirde Kaldığı Süre Boyunca Kullanılamamasından Doğan Araç Mahrumiyeti Zararı,
Aracın Gelir Elde Etmek Amacıyla Kullanıldığı Durumlarda Ortaya Çıkan Kazanç (Kar) Kaybı,
Yedek Araç Kiralama Giderleri Gibi İkame Masrafları,
Sair Maddi Zarar Kalemleri (Örneğin Çekici Bedeli, Otopark Ücreti, Ekspertiz Gideri Vb.).
İşbu zararlar, Türk Borçlar Kanunu‘nun haksız fiil hükümleri kapsamında, kusurlu sürücü veya araç işletenine dava açılmak suretiyle tanzim edilebilmektedir. Zararın tam ve etkin şekilde giderilebilmesi için sürecin uzman bir hukukçu eşliğinde yürütülmesi önem arz etmektedir.
Uçağı Rötar Yapan Yolcular Tazminat Talep Edebilir Mi? Av. Gamze Gül Girgeç
Beklenmeyen rötarlar, kişilerin tüm planlamalarını altüst edebilmektedir. Peki uçak rötarı yaşayan yolcular tazminat talep edebilir mi?
Türk Hukukunda havayolu ile seyahat eden yolcuların hakları, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nce çıkarılan Havayolu ile Seyahat Eden Yolcuların Haklarına Dair Yönetmelik de düzenlemiştir.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün Havayolu ile Seyahat Eden Yolcuların Haklarına Dair Yönetmelik’in 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki değişiklik 10/12/2024 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Resmi Gazete’de yapılan bu değişiklik ile rötar tazminatı yeniden gündeme gelmiştir.
Rötar Tazminatı Nedir?
Rötar tazminatı, seferin planlanan saatten geç yapılmasından kaynaklanan mağduriyetlerin tazmin edilmesi amacıyla talep edilebilen bir tazminat türü olup özellikle son dönemde yolcu hakları açısından önemli bir konu haline gelmiştir.
Rötar nedeniyle tazminat talebinde bulunabilmek için yolcuların haklarını bilmesi, rötarın sebeplerini ve süresini doğru bir şekilde değerlendirerek başvurularını yapması gerekmektedir.
Ne Kadar Tazminat Talep Edebilirim ?
10/12/2024 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanan değişiklik uyarınca tazminat miktarı, uçuş mesafesine ve rötarın süresine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Buna göre;
İç Hat Uçuşları : 100 – Euro
Dış Hat Uçuşları : 1.500 kilometreye kadar olan uçuşlarda 250 Euro,
1.500- 3.500 kilometre arası uçuşlarda 400 Euro,
3.500 kilometreden uzun uçuşlarda 600 Euro tazminat talep edilebilecektir.
Belirlenecek tazminat alacaklarının Türk lirası cinsinden karşılığı hesaplanırken ise tazminatın ödendiği güne ait Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuru esas alınmaktadır.
Tazminat Talep Edebilmemin Koşulları Nelerdir ?
Rötarın süresi: Rötar süresi, tazminat talep edebilmek için en önemli faktördür. İlgili düzenleme uyarınca yolcunun planlanan son varış yerine 3 saat ve daha fazla sürede ulaştırılması gerekmektedir.
Taşıyıcı Firmadan Kaynaklanması: Tazminat talep edebilmek için rötarın, hava yolu şirketinin kontrolündeki bir sebepten kaynaklanmış olması gerekmektedir. Bunun için ilgili düzenlemede de uçuşun teknik ve operasyonel nedenlerle tehir edilmesi kıstasına yer verilmiştir.
Sağlık hizmetlerinin sunumu sırasında ortaya çıkabilecek tıbbi hatalar, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen ve hukuki sonuçlar doğuran durumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu hatalar, sağlık profesyonellerinin yüksek düzeyde dikkat ve özen gösterme yükümlülüğüne rağmen kaçınılmaz olarak gerçekleşebilmektedir. Bu yazımızda, günümüzde adını sıklıkla duymaya başladığımız malpraktis kavramı ve davaları ele alınacaktır.
Malpraktis (Tıbbi Hata) Nedir?
Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın 13. maddesine göre malpraktis; bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesidir. Buradan hareketle malpraktis, sağlık profesyonellerinin standart tıbbi bakım uygulamalarına uygun davranmaması sonucu hastanın zarar görmesi olarak tanımlanabilecektir. Bu durum, yanlış teşhis, hatalı tedavi, hatalı bilgilendirme, cerrahi hata veya uygunsuz bakım, ihmal gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir.
Malpraktis Davası Nedir?
Malpraktis davası, bir hasta veya hasta yakınının, bir sağlık profesyonelinin veya sağlık kuruluşunun tıbbi hata yaptığı iddiasıyla açtığı bir hukuk davasıdır. Bu davada, hasta veya hasta yakını, uğradığı maddi ve manevi zararı karşılamak amacıyla tazminat talebinde bulunur.
Bir malpraktis davasının açılabilmesi için sağlık profesyoneli ile hasta arasında tedavi ilişkisi bulunmalı, sağlık profesyonelinin standart tıbbi bakım uygulamalarına uygun davranmaması ve bu davranış sonucu hastanın, fiziksel, psikolojik veya ekonomik bir zarar görmüş olması gerekmektedir. Ayrıca açılacak davada hastanın uğradığı zararın, sağlık profesyonelinin hatasıyla doğrudan bağlantılı olduğu ispat edilmelidir.
Son yıllarda, tıbbi hatalar nedeniyle açılan malpraktis davalarında hem dava sayısında hem de talep edilen tazminat miktarlarında belirgin bir artış gözlemlenmektedir. Bu durumun başlıca nedenleri arasında toplumun sağlık hakları konusunda bilinçlenmesi, hukuki süreçlerin kolaylaşması, medya ve sosyal medyanın etkisi, sağlık hizmetlerinin karmaşıklaşması ve tazminat miktarlarının artması sayılabilecektir. Bu duruma istinaden Türk Tabipler Birliği (TTB), malpraktis sorunuyla mücadele etmek ve sağlık sisteminin daha güvenli hale gelmesi için çalışmalar başlatmış olup, bu hususta çeşitli tavsiyelerde bulunmaktadır. Detaylı bilgi için bkz.: (https://www.ttb.org.tr/TD/TD59/597.html)
Malpraktis Davasında Her Tıbbi Hatadan Doktor Sorumlu Mudur?
Malpraktis davalarında tıbbi hataya sebebiyet veren hekimlerin sorumlu olabilmesi için öncelikle hekimin yaptığı hata ile hastanın uğradığı zarar arasında doğrudan bir nedensellik bağı bulunması gerekmektedir. Bu duruma ilaveten hekimin tıbbi uygulama sırasında göstermesi gereken özeni göstermemiş olması, yani tıbbi standartlara uygun davranmamış olması ve bu sebeple kusurlu olması gerekmektedir. Özetle; Hekimin hukukî sorumluluğu kusurlu eylem, zarar ve zarar ile kusurlu eylem arasında illiyet bağının varlığına bağlıdır.
Komplikasyon Nedir?
Malpraktis davalarında sıklıkla duyulan bir diğer kavram ise komplikasyondur. Komplikasyon, tıbbi müdahale sırasında veya sonrasında beklenmeyen, tahmin edilemeyen ancak tıbbi olarak kabul edilebilir bir risk olarak değerlendirilen bir durumdur. Örneğin, bir ameliyat sonrası enfeksiyon, kanama gibi durumlar komplikasyon olarak kabul edilebilir.
Komplikasyon ve malpraktis kavramları, tıbbi müdahaleler sonucu ortaya çıkabilecek olumsuz durumlar açısından birbirinden ayrılmalıdır. Her ne kadar her iki kavram da tıbbi bir işlem sonucu ortaya çıkan istenmeyen durumları ifade etse de, hukuki sonuçları bakımından farklılık göstermektedirler. Komplikasyon kavramının varlığı, davanın seyrini etkileyebilmekle birlikte her komplikasyon tıbbi hata anlamına gelmediğinden farklı sonuçlar doğurabilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’da 2017/680 E., 2021/449 K., 08.04.2021 tarihli kararında “Malpraktis, komplikasyon kavramından farklıdır. Komplikasyon hekimin tıbbi müdahaleyi gerçekleştirirken her şeyi doğru yapmasına rağmen yine de istenmeyen bir sonucun meydana gelmesidir ve komplikasyonun iyi ve doğru yönetilmiş olması kaydıyla, istenmeyen sonucun ortaya çıkmasında tıp ilminin genel kurallarının kusurlu ihlâli söz konusu olmadığından hekimin sorumluluğu doğmayacaktır.” belirtmek suretiyle komplikasyon ve malpraktis kavramlarının farkına değinmiştir. (Detaylı bilgi için bkz: https://karararama.yargitay.gov.tr/)
Bu sebeple malpraktis davası açılmadan önce meydana gelen zararın komplikasyon mu yoksa tıbbi hata mı kapsamında kaldığını tespit edebilmek ve hastanın uğradığı zararın boyutunu belirlemek için alanında uzman, tarafsız kişilerden uzman görüşü alınması önem taşımaktadır.
Malpraktis Davasında Talep Edilebilecek Tazminat Kalemleri Nelerdir?
Malpraktis, yani tıbbi uygulama hatası nedeniyle zarar gören bir hasta, açacağı dava ile çeşitli taleplerde bulunabilir. Bu talepler, hastanın yaşadığı zararın niteliğine ve kapsamına göre değişiklik gösterebilmektedir. Genel olarak, malpraktis davalarında aşağıdaki taleplerde bulunulabilir:
Maddi Tazminat:
Çalışma Gücünün Azalmasından ya da Yitirilmesinden Doğan Kayıplar: Hatalı tıbbi uygulama nedeniyle kişinin iş gücü kaybı kalıcı hale gelmişse, gelecekteki kazanç kaybı talep edilebilir.
Kazanç Kaybı: Hastanın tedavi süreci nedeniyle iş göremez hale gelmesi veya işinden olması durumunda, kaybedilen gelir talep edilebilir.
Tedavi Masrafları: Hatalı tıbbi uygulama nedeniyle oluşan sağlık sorunları için yapılan ve yapılacak olan tüm tedavi masrafları talep edilebilir. Bu kapsamda, ilaç, ameliyat, fizik tedavi gibi masraflar yer alır.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: Hasta vefat etmişse, hasta yakınları ( eş, çocuk, anne, baba, bakmakla yükümlü olduğu kimseler) tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilir.
Cenaze Giderleri: Hastanın hatalı uygulama sebebiyle vefatı halinde ölümle doğrudan doğruya ilgili bulunan giderler talep edilebilir.
Manevi Tazminat
Hastanın yaşadığı fiziksel ve psikolojik acı, hastanın yaşam kalitesinde meydana gelen düşüş veya hastanın tıbbi hata sebebiyle vefatı halinde yakınları tarafından manevi tazminat talep edilebilir.
Kamuda Çalışan Hekimlerin Hukuki Sorumluluğu Nedir?
Kamu ve özel hastanelerde çalışan hekimlerin malpraktis nedeniyle hukuki sorumlulukları, bulundukları kuruma göre farklılık göstermektedir. Kamu hastanelerinde çalışan hekimlere karşı doğrudan dava açılamamakta iken özel hastanelerde çalışan hekimler hastalar tarafından doğrudan dava edilebilmektedir.
Kamu görevlilerinin görevleri ile ilgili olarak yaptıkları hatalardan dolayı 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13. Maddesi uyarınca doğrudan aleyhlerine dava açılamayacağını belirtilmektedir. Bu düzenleme neticesinde meydana gelen malpraktis sebebiyle başvuru ancak hekimin bağlı bulunduğu idareye karşı ileri sürülebilmektedir. Ancak ilgili madde devamında “Kurumun sorumlu personele rücu hakkı saklıdır” ifadesi yer almakla kamu kurumunun hekimin kusurundan kaynaklı tazminat ödemek zorunda kalması halinde yapılan bu ödeme hekimden rücuen talep edilebilecektir.
Hekimin Malpraktis Nedeniyle Cezai Sorumluluğu Doğar mı?
Hekimlerin malpraktis yani diğer bir deyişle tıbbi uygulama hatası nedeniyle cezai sorumluluğu doğabilmektedir. Ancak bu durum, tıbbi hataya sebebiyet veren olayın tüm detaylarına, hekimin kusurunun boyutuna ve ortaya çıkan sonuca göre değerlendirilmektedir. Uygulamada da hekimlerin tıbbi hata nedeniyle daha çok taksirle yaralama, taksirle öldürme, görevi kötüye kullanmagibi suç tiplerinden yargılandığı gözlemlenmektedir.
Ancak hekimlerin görevleri sebebiyle işledikleri suç sebebiyle yargılanmaları için öncelikle yetkili mercilerden izin alınması gerekmektedir. Şöyle ki; 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, kamu görevlilerinin işlemiş olduğu suçlardan dolayı yargılanmaları konusunda önemli düzenlemeler içermekte olup bu kanun kapsamında, özellikle sağlık çalışanları ve hekimler için ayrı bir düzenleme bulunmaktadır. Kamu görevlilerinin görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için soruşturma izni alınması gerekmektedir. 4483 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerle birlikte, özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler için de soruşturma izni şartı getirilmiştir. Yani, sadece kamu hastanelerinde çalışan hekimler değil, özel sektörde çalışan hekimler de bu düzenlemenin kapsamına girmekte olup soruşturma izni alınmadan önce ceza davası açılabilmesi mümkün değildir. Soruşturma izni ise son yasal düzenlemeler doğrultusunda Sağlık Bakanlığı nezdinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilmekte olup verilecek karara karşı itiraz yolu açıktır.
Malpraktis Davalarında Zamanaşımı Nedir?
Malpraktis davalarında hekim ile hasta arasında kurulan ilişkinin niteliği oldukça önemlidir. Doktrin ve Yargıtay uygulaması uyarınca hasta ile doktor arasında kurulan hekimlik sözleşmesi genellikle vekalet sözleşmesi olarak değerlendirmekle birlikte Türk Borçlar Kanunu md.147 uyarınca vekalet sözleşmesinden doğan alacaklar 5 yıllık zamanaşımı süresine tabiidir.
Hasta ile doktor arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabulü halinde ise (örneğin, estetik ameliyat, protez vs.) Türk borçlar Kanunu 147/6 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Ancak doktorun ağır kusurunun varlığı halinde TBK 478. maddesi uyarınca zamanaşımı süresi 20 yıla kadar uzayabilecektir.
Hasta ile hekim arasında sözleşmesel ilişkinin kurulmasının mümkün olmadığı, acil müdahele gerektiren durumlarda hastanın her zaman onamını almak mümkün olmayabilmektedir. Bu durumda vekaletsiz iş görme hükümleri de uygulanabilecek olup TBK m. 146 uyarınca zamanaşımı süresi 10 yıl olarak uygulanacaktır.
Son olarak hekim ile hasta arasında her zaman sözleşmesel ilişki kurulamayabileceğini belirtmiştik. Bu durumda taraflar TBK uyarınca haksız fiil sorumluluğuna da gidebileceklerdir. Türk Borçlar Kanunu 72. maddesi uyarınca zamanaşımı, zararın öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde fiil tarihinden itibaren 10 yıl olmak üzere değişiklik gösterecektir. Hekimin eyleminin suç oluşturduğu hallerde ise TCK md.66 düzenlemesi uyarınca suç tipine bağlı olarak zamanaşımı süresi uzayabilecektir.
Ancak malpraktis davalarında, hastanın zararı öğrenme süresi, diğer haksız fiil davalarına göre daha uzun sürebilmektedir. Özellikle, bazı tıbbi hataların sonuçları uzun vadede ortaya çıkabilmekte veya hastanın durumu nedeniyle zararı hemen fark edilmeyebilmektedir. Bu gibi durumlarda, zamanaşımı süresinin başlangıcı Yargıtay uygulamalarıyla da kabul gördüğü üzere hastanın zararı öğrendiği tarih olarak kabul edilmektedir.
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) kapsamında hazırlamış olduğumuz diğer yazılarımız için;
Tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak için web sitemizde çerezleri kullanıyoruz. “Tümünü Kabul Et” seçeneğine tıklayarak TÜM çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Ancak, kontrollü bir onay vermek için "Çerez Ayarları"nı ziyaret edebilirsiniz.
Bu web sitesi, siz sitemizde gezinirken deneyiminizi geliştirmek için çerezlerden faydalanır. Bunlardan gerekli olarak sınıflandırılan çerezler, web sitesinin temel işlevlerinin çalışması için gerekli olduğu için tarayıcınızda saklanır. İnternet sitemizi nasıl kullandığınızı analiz etmemize ve anlamamıza yardımcı olan üçüncü taraf çerezlerinden de faydalanmaktayız. Bu çerezler yalnızca sizin izniniz ile sizin tarayıcınızda saklanacaktır. Ayrıca bu çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz de mevcuttur. Ancak bu çerezlerden bazılarını devre dışı bırakmak, tarama deneyiminizi etkileyebilir.
Web sitesinin düzgün çalışması için gerekli çerezler kesinlikle gereklidir. Bu çerezler, web sitesinin temel işlevlerini ve güvenlik özelliklerini anonim olarak sağlar.
Çerez
Süre
Açıklama
cookielawinfo-checkbox-advertisement
1 year
GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından belirlenen bu çerez, "Reklam" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını kaydetmek için kullanılır.
cookielawinfo-checkbox-analytics
11 months
Bu çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır. Çerezler, "Analitik" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını saklamak için kullanılır.
cookielawinfo-checkbox-functional
11 months
Bu çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır. Çerezler, "İşlevsel" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını saklamak için kullanılır.
cookielawinfo-checkbox-necessary
11 months
Bu çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır. Çerezler, "Zorunlu" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını saklamak için kullanılır.
cookielawinfo-checkbox-others
11 months
Bu çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır. Çerezler, "Diğer" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını saklamak için kullanılır.
cookielawinfo-checkbox-performance
11 months
Bu çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır. Çerezler, "Performans" kategorisindeki çerezler için kullanıcı onayını saklamak için kullanılır.
CookieLawInfoConsent
1 year
İlgili kategorinin varsayılan düğme durumunu ve CCPA durumunu kaydeder. Yalnızca birincil çerez ile koordineli olarak çalışır.
viewed_cookie_policy
11 months
Çerez, GDPR Çerez İzni eklentisi tarafından ayarlanır ve kullanıcının çerez kullanımına izin verip vermediğini saklamak için kullanılır. Herhangi bir kişisel veri saklamaz.
İşlevsel çerezler, web sitesinin içeriğinin sosyal medya platformlarında paylaşılması, geri bildirimlerin toplanması ve diğer üçüncü taraf özellikleri gibi belirli işlevlerin yerine getirilmesine yardımcı olur.
Performans çerezleri, ziyaretçiler için daha iyi bir kullanıcı deneyimi sunmaya yardımcı olan web sitesinin temel performans indekslerini anlamak ve analiz etmek için kullanılır.
Çerez
Süre
Açıklama
spu_conversion_7750
7 gün
Bu çerez, WP POPUPS eklentisi tarafından ayarlanır. İnternet sitesi ziyaretçilerine yönelik aydınlatma metni sayfasında yer alan pop-up'ın kapatılıp kapatılmadığını takip eder.
spu_conversion_7751
7 gün
Bu çerez, WP POPUPS eklentisi tarafından ayarlanır. Hizmet alan kişilere yönelik aydınlatma metni sayfasında yer alan pop-up'ın kapatılıp kapatılmadığını takip eder.
spu_conversion_7752
7 gün
Bu çerez, WP POPUPS eklentisi tarafından ayarlanır. Çalışan adaylarına yönelik aydınlatma metni sayfasında yer alan pop-up'ın kapatılıp kapatılmadığını takip eder.
Analitik çerezler, ziyaretçilerin web sitesiyle nasıl etkileşime girdiğini anlamak için kullanılır. Bu çerezler, ziyaretçi sayısı, hemen çıkma oranı, trafik kaynağı vb. ölçümler hakkında bilgi sağlamaya yardımcı olur.
Çerez
Süre
Açıklama
_ga
2 Yıl
Google Analytics tarafından yüklenen _ga çerezi, ziyaretçi, oturum ve kampanya verilerini hesaplar ve ayrıca sitenin analiz raporu için site kullanımını takip eder. Çerez, bilgileri anonim olarak saklar ve benzersiz ziyaretçileri tanımak için rastgele oluşturulmuş bir sayı atar.
_ga_5TB63MEG1H
2 yıl
Bu çerez, Google Analytics tarafından yüklenir.
CONSENT
2 years
YouTube, bu çerezi gömülü youtube videoları aracılığıyla ayarlar ve anonim istatistiksel verileri kaydeder.
Reklam çerezleri, ziyaretçilere alakalı reklamlar ve pazarlama kampanyaları sağlamak için kullanılır. Bu çerezler, web sitelerinde ziyaretçileri izler ve özelleştirilmiş reklamlar sağlamak için bilgi toplar.
Çerez
Süre
Açıklama
VISITOR_INFO1_LIVE
5 months 27 days
Kullanıcının yeni veya eski oynatıcı arayüzünü alıp almayacağını belirleyen bant genişliğini ölçmek için YouTube tarafından ayarlanan bir çerez.
YSC
session
YSC çerezi, Youtube tarafından ayarlanır ve Youtube sayfalarındaki gömülü videoların görüntülenmelerini takip etmek için kullanılır.
yt-remote-connected-devices
never
YouTube, bu çerezi, gömülü YouTube videosunu kullanan kullanıcının video tercihlerini depolamak için ayarlar.
yt-remote-device-id
never
Gömülü YouTube videosunu kullanarak kullanıcının video oynatıcı tercihlerini saklar